Reklam
Reklam

100 YILDA YİNE YENİLDİLER

Ahmet Ak
Ahmet Ak
  • 13.11.2019

Fransa, İsveç, Norveç, İspanya, Hollanda, Belçika, Danimarka ve Portekiz ile imzalanan antlaşmalar Osmanlı’nın yerli üretim ve ticaretini büsbütün bitirmişti.

1839 Tanzimat Fermanı ve 1856 Islahat Fermanı ile Avrupa devletleri Osmanlı üzerindeki iktisadi, siyasi, kültürel, askeri etki ve denetimini bütün hatları ile kurmuş; iyiden iyiye yerleştirip, pekiştirmişti.

Ardından Osmanlı topraklarının paylaşılması “operasyonları” gündeme gelecekti.

1857 yılından itibaren Osmanlı Devleti sınırları içinde misyoner okulları tüm hızıyla faaliyetlerini sürdürdü.

Batı medeniyeti sömürge, yalan, talan, zulüm, kan ve gözyaşı üzerine kuruludur.

Londra, Paris, Roma, New York başta olmak üzere AB ve ABD; harcında kan, gözyaşı ve insanlığın ahını taşır.

“Coğrafi Keşifler” diye yutturulan sömürge ve talan dalgasından bu yana, Avrupa’nın, daha sonra ABD’nin dünyanın geri kalanıyla ilişkilerinin temeli yağmadır, yakıp yıkmaktır.

DÜNYADA ZARAR VERMEDİKLERİ, KAN VE GÖZYAŞINA BOĞMADIKLARI YER KALMADI:

Bu sürecin adım- adım geldiği 2019’dan, tam 100 yıl önce, 1919’da Türk İstiklâl Savaşı kahramanları, tam bağımsızlık ve hukuk arayışındaydı. (Müdafaa-i hukuk cemiyetleri)

Onlar, büyük milletin ancak kendi Milli Devlet’ini kurarak bu badireleri aşabileceğini ve aydınlığa bir tek bu yol takip edilerek ulaşılacağını biliyordu.

Emperyalizme karşı verilen kurtuluş mücadelesinin adı, bu nedenle İstiklâl Savaşı’dır.

İstiklâl Savaşı sonunda bütün misyoner okulları (birçoğu kendiliğinden) kapandı.

Avrupa devletleri ile olan ilişkiler, karşılıklı çıkarların korunması ilkesine dayalı olan bir “denge” politikasına doğru yönlendirildi.

Dolayısıyla, emperyalizmin, Cumhuriyet Türkiye’sinden “tek yanlı” çıkar istemesi artık söz konusu bile olamazdı.

Yayılmacı güçlerin beklemedikleri bir durumdu bu:

Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığında milli değerler birden güçlenmeye başladı.

Dünya’da yeni medeniyetler ve bunların oluşturduğu kuşaklar oluştu.

Yeni oluşumlar “kültür birliği ve kültür akrabalığı” idi.

Emperyalizmin de yeni hedefi, bu kültür kuşaklarını dağıtmak, zayıflatmaktı.

Evet, ama nasıl?

AB ve ABD, kurmak istediği yenidünya düzeninde sınırları kevgire döndürecek, mallar ve sömürgenin sermayesi rahat dolaşacak, Batı’da biriken mallar ve üretim gücü transferi ile küresel sermaye, sınır tanımayan bir sistem haline gelecekti.

Bu sistem içinde avlanacak devletler, güçsüz dirençsiz olacaktı.

Yani kültürler, alabildiğine bölük pörçük ve kendi içinde çatışır olmaları gerekiyordu ki tarih yeniden yargılanabilsindi!

Türkiye’nin, Suriye’nin, Irak’ın, Libya’nın ve hatta Hindistan’ın, Kızılderili’nin, Müslüman dünyanın, Latin Amerika’nın, Afrika’nın kanı, canı, acıları üzerine kurulan yenidünya düzeni anlayışıdır bu…

Batı düşüncesinin, dünya ve insanlık algısının, kendinden başkasına bakışının temeli bu nedenle kibirdir, ırkçılıktır, zulümdür, açgözlülüktür, hırsızlıktır.

Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve sürmekte olan Barış Pınarı harekâtlarıyla, ABD taşeronu PKK/YPG’ye darbe üzerine darbe indirildiği bugünlerde, yine yenildiler, AB ve ABD emperyalizmi, askerlerimizin kararlılığı karşısında geri adım atmak zorunda kaldı.

Mehmetçiğin her ileri adımı, Batı’nın kibirli başkentlerinde taşları yerinden oynatıyor.

“İsrail basınında PKK/YPG’yi Türklere teslim eden ABD, yarın bizi de yarı yolda bırakabilir haykırışları yankılanıyor.”

Kahraman Ordumuz, emperyalist cephede büyük bir gedik açmayı başardı.

Umut verici gelişmeler 2019’un Kasım’ına geldiğimiz bugünlerde her gün bir adım daha artıyor.

Olmadı, başaramadılar, unutturamadılar, unutturamayacaklar:

Her gün konuşanlar, 81 yıldır konuşmayan adamın karşısında yine yenildiler.

___________ / __________

Ahmet AK                                              

0 533 3423055

www.facebook.com/ahmet.ak.315080

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ