SEBZE ve MEYVEDE ‘MAKAS ARALIĞI’ ÇOK FAZLA!

Tarım ürünlerinde, üretici çıkış fiyatı ile market ve pazar satış fiyatları arasında ‘Derin fark’ oluşması ve durdurulamaması, ülkemizdeki sıcak gündemlerin ve çözülmesi gereken problemlerin en başında gelmeye devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde, görsel bir haber kanalında rastladım. Bazı sebze ve meyve fiyatlarının tarla fiyatı ile market fiyatı arasında oluşan büyük fark, gözler önüne seriliyordu.
Mesela kabak. Tarlada 8 lira iken market fiyatı 33-34 lira. Yani yüzde 300 bir fark var arada.
Aynı şekilde limon. 38 lira tarlada, markette 152 lira.
Patates, tarlada 4-5 lira iken markette 13-14 lira.
Hakezâ patlıcan. Üreticideki fiyatı 10-11 lira arasında iken, market fiyatı 40 lira. Liste uzayıp gidiyor…
Türkiye Ziraat Odaları (TZOB) bu makas aralığı ile ilgili öteden beri sık sık açıklamalarda bulunur bulunmasına ama çözüm önerileri hakkında ben bu güne kadar pek bir açıklama duymadım şahsen.
Tabii ki, konunun uzmanları tarafından çözüm adına bazı öneriler de yapılıyor hiç kuşkusuz.
Bunlardan bir tanesi Hal Yasası. Yıllardır hep duyuyoruz. Hal yasası (Evet yürürlükte olan bir hal yasası da var zaten. Hatta önümüzdeki günlerde düzenleme yapılması da gündemde v.s.)
çıktı, çıkacak diye… Ama bir türlü bu yasa, derman olamıyor, bu koca soruna.
Umarım ki yasada yapılacak yeni düzenleme ile bir nebze olsun çözülebilir.
Mevcut ‘Yasa’nın tam olarak işlemediği açık olarak görülüyor maalesef. Bunun içindir ki, acaba ‘Direk tarladan markete yolu mu açılsa’ lafı da konuşulanlar arasında.
ARZ-TALEP DENGESİNİN SAĞLANAMAMASI
Yukarıda fiyatını verdiğimiz patates mesela. Üretici hiç kazanamıyor. Zararda yani. Soğan da aynı şekilde. Kısmen domatesi de söyleyebiliriz. Bu mesele de başlı başına çözülmesi gereken bir sorun olarak duruyor. Çünkü ürünün fazla olması, enflasyonist ortamlarda üreticinin kazanamamasına sebep olduğu bir gerçek.
Tam tersini de düşünebiliriz. Bazı ürünlerin azlığı ve talebin fazlalığı, fiyatın aşırı derecede yükselmesini sağladığı için tüketici de ürüne erişmekte zorlanıyor. Onun içindir ki, arz-talep dengesinin sağlanması konusunda da adımlar atılması gerekiyor.
TÜRKİYE’DE MODERN TARIMA GEÇİLEBİLDİ Mİ?
Ülkemizde Avrupa’da olduğu gibi ‘Modern tarım yapılıyor mu?’ sorusu da geliyor aklımıza ister istemez.
Baktığın zaman, bazı yerlerde görmek mümkün ama genel olarak ‘Maalesef’ demek zorundayız.
Bu arada, Türkiye makineleşmede Avrupa’dan geri değil. Tarım aletleri eski olsa da ve her ne kadar bazı bölgelerde hâlâ ‘Geleneksel tarım yapılsa da, fena sayılmayız. Ama dijital tarımda yani modern tarımda geride olduğumuz da bir gerçek.
Avrupa’da, özellikle Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya gibi ülkelerde beygir gücü çok daha yüksek traktörler kullanıyorlar. GPS, sensörlü ekim makineleri, drone ile gübreleme, ilaçlama, otomatik sulama sistemleri çok yaygın.
Bizde de süratle yaygınlaşması gerekiyor.
Avrupa ile aramızdaki bir başka fark ise, onların ekim alanları çok büyük. Bu yüzden makineler verimli kullanılıyor. Bizde ise küçük parseller yüzünden çok verimli çalışamıyor.
Aynı şekilde bahçecilik, meyvecilik, sebzecilik gibi alanlarda mesela. Makineleşme, Avrupa’ya göre geri durumda…
‘MUCİT’LERE DESTEK OLMALIYIZ!
Sosyal medyada dolaşırken, ‘Mucit Sezgin Yılmaz’ isimli bir arkadaşımıza rastladım. Facebook sayfasında, yeni icat ettiği ‘Fındık turp’ ekim makinasının tanıtımı vardı. İlgimi çekti. Ulaştım Mucit Sezgin Yılmaz’a.
“Bu makinalardan Türkiye’de çok vardır, senin makinenin farkı, özelliği nedir ki?’ dedim.
– “Fındık turp tohumu ekim makinesi yok” gibi, iddialı bir cümle kurdu.
Mucit, gezdiği bir sera bahçesinde, ‘Elle ekim yapıldığını ve bunun çok meşakkatli bir iş olduğunu yakından gördüğünü’ anlattı.
‘Bu tohumun makine ile de ekilebilmesi gerekir’ deyip kendine dert edinmiş ve kendi atelyesinde koyulmuş bu işe…
“Nereden baksan, 2-3 yılımı aldı ama sonunda başarılı oldum” dedi.
Bütün testlerin yapıldığını, makinenin ekim işine hazır olduğunu söyledi.
Ne diyelim?
Tebrik edip, ‘Türk tarımına hayırlı olsun’ dedim tabii.
Mucit Sezgin Yılmaz’ın icat ettiği makine, hibrit. Yani benzin ve elektrik ile çalışıyor. Küçük parsellerde, bahçelerde, seralarda çok rahat kullanılabiliniyor. Bu küçük fındık turp makinesi, 10 sıra, dakikada 55 metrekare yer ekiyor.
Bu arada mucit, ‘Bizim çiftçimiz, üreticimiz modern tarıma geçmemek için niye bu kadar direniyor?’ diyerek, bu konudan dem vurdu.
Sorunlar belli. Çözüm yolları da belli. Modernleşme, makineleşme konusunda bu işlere kafa yoran ‘Mucit’lerimiz de çok…
Ümit ve temenni ederim ki, bir an önce yetkililer tarafından gerekli çözüm yolları uygulanıp, sorun daha da büyümeden çözülür, üreticimiz de, tüketicimiz de rahat bir nefes alır.











































