SİSİ, NETANYAHU VE TÜRKİYE

Bu üç başlık çok alanda neler yaşadığımızın acı bir sonucu aslında.
Ülkesinin içte ve dışta menfaatlerini koruma, ülkesine kalkan oluşturma ve ittifaklar zincirlerinin nasıl kurulabileceğinin kanıtı gibi.
Yıllarca Sisi ile uğraştık ve nedeni büyük ülke olma reflekslerimizin dışındaydı. Tek sebep siyasal İslamcı Mursi’nin %25 halk katılımı ile iktidar olması ve akabinde devrilmesi. Ne kazandık? Hiçbir şey. Peki kaybettiklerimiz; Doğu Akdeniz de mavi vatan dediğimiz ve hak sahibi olduğumuz alanları Mısır ile görüşemedik ve varılan anlaşmalarla devre dışı kaldık. Haklıydık ama menfaat alanlarımız mısır, İsrail ve Güney Kıbrıs arasında paylaşıldı. Donanmamızı da ABD baskısıyla kovdurdular.

Sisi ilginç bir adam. Ruslarla bizim gibi nükleer santral yapımı anlaşması imzalıyor. Aynı güçte aynı vasıfta. Fiyat bile aynı. 27.3 milyar dolar. Sisi %3 faiz ve 25 yıl ödemeli hatta üretime başladığı andan itibaren Mısır’ın olacak. Peki AKP ne yaptı; 60 yıl işletme hakkı ve 100 yıl sonunda da Rusya’nın olacak. Yani 15 yılda 209 milyar 399 milyonu anlaşılan fiyattan bize satacak geri kalan yıllarda yine bize piyasa fiyatına satacak. Sonra zaten kendisinin olduğu için söküp alacak.
Neden böyle bir anlaşma? Çünkü gebeyiz adamların uçağını düşürdük, anlaşmalara uymadık. Onlarda 35 askerimizi şehit etti. Sustuk s 400 almak zorunda kaldık ve böyle bir anlaşma yaptık.
Netanyahu’ya gelince sözüm ona Türkiye ile arasında kayıkçı kavgası var. Gazze’deki siyasal İslamcı grup yüzünden sürekli çatışma alanı güya. Ama silah malzeme akışı Türkiye’den hep. Netanyahu hep bir adım önde. Üstelik Türki’ye karşı bazı Arap ülkeleri, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve hatta mısır ile bölgesel güvenlik ve askeri işbirliği içinde. Türkiye’yi sarmalayacak karışık planlar yapıyorlar ve maalesef bizim yine elimiz kolumuz bağlı. Onlar istiyor veriyoruz, vermez isek ABD parmak sallıyor… Veriyoruz.
Netanyahu baskıcı gaddar ve faşist bir lider, tek adamlığa oynuyor Ortadoğu’da. ABD’yi de arkasına aldığı için at koşturuyor. Bizde de benzer bir durum var aslında ABD icazeti ile kanunsuzluklar hukuksuzluklar gırla gidiyor… Ve yine tek adam. İsrail Suriye’de bile tek yetkili biliyorsunuz bizim 5 mühendisimiz öldürdü. Cevap veremedik. Bizle ortak diye gitti katarı vurdu… Ses edemedik. Gazze’ye Türk askeri gireme dedi… Cevap veremedik. Adam Gazze’ye Filistin’i bile toplantılara sokmadı. Avrupa’da bir kaç ülke isyan etti o kadar.
Demem o ki siyaset ağırlık ve uzun dönem plan gerektirir. Bizde saçma sapan bir siyasal İslam ideolojisi dayatılıyor. Ve bu sistem şimdilik tek adam rejimini koruyor ama o kadar. Ülke zarar görüyor ve görmeye de devam ediyor. Siyasette aktörlük tek adam olmakla olmuyor demek ki. Olması gereken tüm kurumları ile çalışan bir demokrasi.
Hak hukuk ve adalet olmayan bir ülkelerde tek adamlık ülkenin tüm ekonomik sosyal siyasal çıkarlarının, tek adamın şahsi ikbali uğruna heba olabiliyor.








































