Reklam
Reklam

‘AYŞE TATİLE ÇIKALI’ 52 YIL OLDU!

‘AYŞE TATİLE ÇIKALI’ 52 YIL OLDU!
  • 21.07.2026
Reklam

20 Temmuz 2026, yani dün Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıldönümüydü. Ülkemizde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nde ve dış temsilciliklerde, düzenlenen çeşitli törenler ve etkinliklerle kutlandı, kutlanıyor. Bu harekât, Türkiye’de ‘Kıbrıs Barış Harekâtı‘, KKTC’de ise ‘20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı‘ kapsamında her yıl anılıyor.

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan liderliğindeki CHP-MSP koalisyonunun olduğu yıllar. Koalisyon hükûmeti, bu tarihî karara birlikte imza atmışlardı. (Gerektiğinde nasıl da bir araya gelinebilindiğinin, ortak kararlar alınabilindiğinin güzel bir örneğidir) Kıbrıs’taki sorunu çatışma ile değil de, bir anlaşma ile çözebilmek için bütün diplomatik kanallar zorlandı. Karşılıklı görüşmeler için Londra’daydı Başbakan Bülent Ecevit. Tabii ki, aynı zamanda Ankara’da da askerî ve siyasî kanat, plânlarını olgunlaştırmıştı. Çünkü karşı taraf, uzlaşılmaz tutumlarını sürdürüyorlardı. Diplomasiden sonuç alınamayacağı aşikârdı. Seçenek kalmamıştı daha fazla yani.

TÜRKLERİN TEZİ, FEDERAL BİR DEVLET YAPISIYDI

Bildiğiniz gibi iki aşamalıdır bu harekât. Birinci harekât; 20 Temmuz 1974’te başladı. Askerlerimiz, denizden ve havadan çıkarma yaptı Kıbrıs’a. Başbakan Ecevit’in “… Biz aslında savaş için değil, barış için ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz” sözleri geliyor aklıma. Birleşmiş Milletler (BM)’in ateşkes çağrısı üzerine, 22 Temmuz’da harekâta ara verildi ve ardından Cenevre görüşmeleri başladı. (Ne çabuk geçiyor yıllar değil mi? Tam 52 yıl geçmiş aradan) Yaşı 60’ın üzerinde olanlar çok iyi hatırlıyor olacaktır o günleri.

Bu arada şunu da belirtmiş olalım; 20 Temmuz’da başlayan birinci harekâtta Türk ordusu, askerî hedeflerine kısmen ulaştı. Girne kıyılarından adaya çıkıp Lefkoşa’ya doğru bir hat kurdu ordumuz. Yani şunu demek istiyorum: Adada, askerî açıdan durum tam olarak net değildi. Diplomatik çözümü zorlamak için garantör ülkeler (Türkiye, Yunanistan, İngiltere) I. Cenevre Konferansı’nda bir araya geldi. Bu konferansta imzalanan anlaşma ile (30 Temmuz) adada iki otonom yönetimin varlığı ilk kez uluslararası düzeyde kabul edildi. Esas kırılma noktası ise Ağustos ayının başında toplanan II. Cenevre Konferansı’ydı. Türkiye’yi temsil eden isim, Dışişleri Bakanı Turan Güneş‘ti. Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk tarafının yani Rauf Denktaş‘ın tezi çok netti aslında. Neydi bu tez? Adada Türklerin güvenliğini sağlayacak coğrafî temele dayalı federal bir devlet yapısı. Fakat Rum ve Yunanistan tarafı bu önerileri reddetti ve bir oyalama taktiğine giriştiler. Sürekli ek süre istiyorlardı, karar vermeyi erteliyorlardı. Bu davranışlarındaki maksat ise, adadaki Türk askerî varlığına karşı uluslararası kamuoyunu arkalarına almak ve baskı kurarak Türkiye’ye geri adım attırmaktı.

RUM MİLİSLERİN VAHŞETİ!

Birinci harekât, yukarıda da bahsettiğimiz gibi ancak Girne-Lefkoşa hattında dar bir bölgeyi güvenceye almıştı. Magosa, Limasol, Larnaka ve çevre köyler yani binlerce Kıbrıslı Türk, Rum milislerin (o dönem adını sıkça duyardık: EOKA) kuşatması altındaydı. Ateşkese rağmen katliam haberleri geliyordu buralardan. Akla hayale gelmeyen zalimlikler, zulümler yapmaktan geri durmadılar. Meselâ bazı köylerde soykırıma giriştiler. Bu terör örgütü EOKA’nın Kıbrıs Türkü’ne giriştiği katliamlar öylesine acımasız bir hâl almıştı ki; kadın, çoluk-çocuk demeden vahşice öldürdüler. Bunları yazılı ve görsel medyadan hep okuduk, izledik. BM’nin o dönemdeki en yüksek rütbeli askerinin bile, ‘Ben daha önce böyle bir vahşet görmedim‘ dediği bile şahitler tarafından anlatılıyor.

HÂLÂ ÇÖZÜM ARANIYOR!

Öte yandan görüldü ki, daha fazla masada oyalanmak daha fazla insanın hayatını riske atmaktan başka bir işe yaramayacaktı. Adadaki Türk toplumunun varlığını koruyabilmesi için sınırların genişletilmesi ve coğrafî hattın netleştirilmesi gerekiyordu. Konferansın son gününde bile Rum tarafı, 36 saatlik bir süre daha talep etti. Bunun bir oyalama taktiği olduğunu gören Dışişleri Bakanı Turan Güneş, Başbakan Bülent Ecevit ile daha önce kararlaştırdıkları gibi Cenevre’deki otel odasından Ankara’yı aradı ve tarihe geçen o sözü, yani o şifreyi söyledi. Şöyle dedi Güneş: ‘Ayşe tatile çıksın. Biz burada hazırlıklarımızı tamamladık, tatile çıkıyoruz

Mesaj alınmıştı. 14 Ağustos 1974 sabahı saat 04.30’da kahraman ordumuz, ‘Zafer ve Barış‘ maksadıyla ikinci Barış Harekâtı’nı başlattı. İşte bu harekât sonucundadır ki, kuşatma altında tutulan tüm Türk bölgeleri özgürlüğüne kavuşarak maksat hâsıl olmuş oldu. Ardından BM nezdinde ve taraflar arasında 52 yıl boyunca süren Kıbrıs görüşmeleri… Hâlâ çözüm aranıyor. Neyin uğraşıdır bu? Zaten 52 yıldır iki toplum sulh içinde yaşamıyor mu? İllâ ki, bir ‘çözüm’ deniyorsa da, bunun ‘iki devletli çözüm modeli‘ olması gerektiğine inananlardanım şahsen. İki ayrı halk (Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumları) ve bunların iki ayrı egemen devleti bulunduğu kabul edilmelidir, vesselâm.

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ