ÇEVRELENİYOR MUYUZ?..

Yunanistan’ın Ege’deki ve özellikle Türkiye kıyılarına yakın olan adaları silahlandırması, (Uluslararası anlaşmalara göre gayrî resmî askerî statüdeki adalar) eylemi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin, Yunanistan’daki askerî varlığını artırması, Güney Kıbrıs’ın silahlanma faaliyetlerine hız vermesi ve İsrail’in Güney Kıbrıs’a adeta ‘Çökmesi’, bize ‘Türkiye çevrelenmek mi isteniyor?’ sorusunu, haklı olarak sormamıza sebep oluyor tabii.
Türkiye, Ege Adaları’nın silahlandırılmasının anlaşmalara aykırı olduğunu ve bunu bir tehdit olarak gördüğünü her fırsatta dile getirirken, Yunanistan ise, anlaşmaların yapıldığı koşulların değiştiğini (NATO üyeliği, Türkiye’nin askeri gücü v.s.) iddiasında bulunarak, adaların meşrû savunma hakkı kapsamında silahlandırıldığını öne sürüyor.
Bunlar yetmemiş gibi bir de ABD’nin Yunanistan’daki askerî üs kurma hareketliliğine ne diyeceğiz? Burnumuzun dibindeki Dedeağaç’a üs kurması, hangi amaca hizmet edecek?..
ABD ve NATO yetkililerine göre, Yunanistan’daki askerî yığınağın asıl amacının Karadeniz, Doğu Avrupa ve Balkanlar’da Rusya’yı çevreleme ve NATO’nun caydırıcılığını güçlendirmek.
Bu açıklamalara karşı Türkiye’de bir çok uzman ve yetkili ise, bu üslerin silahlandırılmasının birinci maksadının Türkiye’yi kuşatma, Doğu Akdeniz ve Ege’deki hareket alanını kısıtlama ve Türkiye’nin artan stratejik özerkliğini dengeleme amacını taşıdığını düşünüyor. Böyle düşünenler haksız sayılmaz tabii. Çok muhtemel. Çünkü en azından, mevzu bahis olan Amerika Birleşik Devletleri…
Bakmayın ABD Başkanı Trump’ın bulunduğu her ortamda ‘7 veya 8 savaş bitirdim’ şeklinde hava atmasına. Aynı Trump, 9. hamlesinde neredeyse nükleer savaşı başlatacaktı. ABD’nin yıllardır nükleer deneme yapmadığını hatırlatarak, ‘Artık biz de denemelere başlayabiliriz’ dedi ve bütün dünyayı tedirgin etti. Kaldı ki, meselâ Ortadoğu’daki sorunlar bitti mi? Gazze’de şiddet hâlâ devam ediyor. Batı Şeria’daki İsrail işgali sona mı erdi? İşgal ettiği topaklardan geri mi çekildi İsrail? Türkiye başta olmak üzere, birçok ülkenin, başkenti Doğu Kudüs olan ‘Filistin devleti kurulmalı’ görüşü kabul mu edildi, İsrail ve ABD tarafından? Yani iki devletli çözüm, dile getirildi mi hiç Trump tarafından? Bu soruların cevabı, maalesef kocaman bir ‘Hayır’…
GÜNEY KIBRIS’A İSRAİL İLGİSİ!
Bu arada, son zamanlarda Güney Kıbrıs Rumları’nda da bir silahlanma yarışı ve buraya bir İsrail ilgisi var ki, sormayın gitsin.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)’nin son yıllarda İsrail ile geliştirdiği ilişkiler çokça konuşuluyor. Bu işbirliği ve silahlanma hareketliliği, bölgesel güç dengelerini Türkiye aleyhine değiştirme potansiyeli taşıdığı için Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) tarafından takip ediliyor illa ki. Çünkü İsrail’in, Yunanistan ve GKRY ile ittifaklar kurması tabii ki, ‘Türkiye’yi çevreleme ittifakları mı?’ diye bir soruyu da akıllara ve gündeme getiriyor hiç şüphesiz. Dedim ya, Güney Kıbrıs’ta bir silahlanma yarışı var diye; En dikkat çekeni ise İsrail’in geliştirdiği Barak MX ve Demir Kubbe hava savunma sistemleri anlaşmalarıdır ve Yunanistan, İsrail, GKRY arasında düzenli olarak askerî tatbikatlar gerçekleştiriliyor. Bu üçgende kurulan işbirliği ağını Türkiye, güney ve batı sınırlarında bir kuşatma planının parçası olarak değerlendiriyor.
Öte yandan, 2021’den bu yana İsrailli yatırımcıların GKRY’de binlerce mülk satın aldığı belirtiliyor. Özellikle stratejik (Limasol ve Larnaka gibi) bölgelerde yoğunlaştığı görülüyor. Geçtiğimiz günlerde KKTC de bu tehlikenin farkında olarak, yabancılara mülk edinmenin şartlarında değişikliklere gitti, sanırım.
Güney Kıbrıs’taki muhalefet partileri ve bazı siyasîler, durumun vahametini anlamış olacaklar ki, yani Filistin topraklarının zaman içerisinde nasıl İsrail toprağına dönüştüğünü ve böyle giderse Güney Kıbrıs’ın da buna benzer bir durumla karşılaşabileceğini göz önüne getirmiş olabilecekleri içindir ki, bu durum, Rum toplumunun kendi içinde, ciddî bir tartışmaya ve bölünmeye sebep olmuştur.
Netice itibarıyla, bütün bu gelişmeler apaçık ortada. Öyleyse yazımın başlığındaki sorunun cevabına, varın siz karar verin, vesselâm.

















































