Reklam
Reklam

‘DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK!’

‘DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK!’
  • 09.06.2026
Reklam

İsmail Gaspıralı’nın vizyonunun hayattan sahaya, ‘işten’ geleceğe uzandığı bir tarihî dönemeçteyiz. Türk dünyasındaki bu güzel gelişmeler ne kadar heyecan verici, değil mi? Ben şahsen öyle hissediyorum.

İsmail Gaspıralı, Türk dünyasının en vizyoner fikir adamlarından biridir. Kırımlı’dır Gaspıralı. Ömrünü Türk ve İslâm toplumlarının modernleşmesine ve birleşmesine adamıştır. ‘Dilde, fikirde, işte birlik‘ şiârı ile hareket etmesi bir asırdan daha öncesine dayanır. Bu şiârı, 1883 yılında çıkarmaya başladığı ve tüm Türk dünyasına ulaştırdığı ünlü Tercüman Gazetesi‘nin temel yayın mottosu olmuştur. Tabii, bu gazetenin Türkiye’de daha önce yayınlanan ve bir döneme damgasını vuran Tercüman Gazetesi ile alâkası yoktur ama Kemal Ilıcak’ın sahibi olduğu Tercüman gazetesinin, bahsini ettiğimiz Gaspıralı’nın Tercüman Gazetesi ile güçlü bir ‘fikrî miras‘, saygı duruşu ve sembolik bir bağ olduğunu da söyleyebiliriz. Çünkü Kemal Ilıcak ve gazetenin o zamanki muhafazakâr-milliyetçi yazar kadrosundan olan Ahmet Kabaklı, Ergun Göze gibi yazarların Gaspıralı İsmail Bey’in Kırım’daki misyonuna büyük bir saygı ve hayranlık duyduğu da bilinen bir gerçektir.

GASPIRALI’NIN MİRASI TDT’DE YAŞIYOR

Tüm Türkistan coğrafyasının kaderini etkileyen bu büyük fikir adamının mirası, yani dilde, fikirde, işte birliğin bugün Türk Devletleri Teşkilâtı (TDT) çatısı altında tam anlamıyla yaşamaya devam etmesini görmek mutluluk verici hakikaten.

Her ne kadar, hedef olan TURAN‘a giden bu uzun yolda bazı söylem rahatsızlıkları veya eylem rahatsızlıkları (Teşkilata üye bazı kardeş ülkelerin, KKTC’yi tanımaması ve dolayısıyla Türkiye’yi Kıbrıs’ta işgalci duruma düşürebilecek kararlara imza atmaları v.s.) olmasına rağmen, Gaspıralı’nın hedefinin ete-kemiğe bürünüyor olduğunu görmek, çok sevindici. Düşünün ki, 19. yüzyılın sonlarına doğru baskı altında, imkânsızlıklar içinde tohumları atılmış bu üç kelimelik formül; bugün savunma sanayiinde, ortak askerî doktrinlerde, ortak tatbikatlarda, (İşte birlik) ortak Türk alfabesine geçilmesi mutabakatında (dilde birlik) vardır. Fikirde birlik ise, dilde ve işteki başarıların çimentosu olmuştur âdeta.

‘TÜRK DÜNYASI BİRLİĞİ’ ARTIK HAYAL DEĞİL!

Bütün bunların yanında, üye ülkelerin üniversiteleri arasındaki öğrenci değişim programları ve ortak tarih müfredatı gibi benzerî atılan adımlar, genç kuşakların bu bilinci normal, olması gereken bir gerçeklik olarak kabul etmelerini sağlayan etkenlerdir.

Çok değil daha dün, ‘Turancılık‘ ya da ‘Türk dünyası birliği‘ gibi kavramların dillendirilmesi, küçümseyici bir yaklaşımla romantik bir hayal veya ütopya olarak görülüp geçiştiriliyordu. Ne kadar da üzüntü vericiydi. Ancak bugün geldiğimiz noktada durum öyle mi? Değil tabii ki. Jeopolitik gerçekler ve kurumsallaşma adımlarının bu algıyı tamamen değiştirdiği kanaatindeyim. Yani bunları bir hayal ürünü olarak görenler bugün, TDT’nin bölgesel bir güç merkezi haline gelmesini enerji, güvenlik ve lojistiğin yeni aktörü olmasını yakından izlemek zorunda kalıyorlar. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşta ‘Hürmüz Boğazı‘nın kapatılması ve yeni yol arayışları, ‘Orta Koridor‘ gibi ekonomik ve lojistik projelerin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur.

Baktığın zaman, Türk dünyasındaki bu entegrasyon süreci, yeni yüzyılın dünyasında hayatta kalma ve güçlü bir kutup oluşturma stratejisi olarak görülebilir. TDT artık, ‘Türk Yatırım Fonu‘ gibi finansal mekanizmaları ve ‘Türk Dünyası 2045 Vizyonu‘ gibi stratejik haritaları oluşturmuş durumda.

Netice itibarıyla; Gaspıralı’nın bu asırlık vizyonu, aşamalı ve birbirini besleyen stratejik bir akılla gerçeğe dönüşüyor ve ne güzel bir şey ki, bu dönüşüme hep birlikte şahitlik ediyoruz, vesselâm.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ