“GÂVURLAR İÇERİDE!..”
Teknolojinin, hayatımızın hemen hemen her sahasına dahil olmasından sonra, yaşam döngümüzde birçok geleneklerin, göreneklerin, davranışların, alışkanlıkların v.s. değiştiği de aşikârdır.
Bilindiği üzere, çocukların eğitiminde çok büyük bir pay sahibi olan ebeveynlerin, disipline sokmak ve başı bozukluğu önlemek yani zapturapt altına almak için, çocuklarına karşı davranışlarının da değiştiğini görebiliyoruz. Vazgeçemediğimiz ve vazgeçemeyeceğimiz bir hâl alan dijital dünyanın, yaşamımızda olabildiğince yer etmesi sebebiyle, günümüzün çocuklarını tehdit etme, korkutma unsuru ve cezalandırma usulleri de değişti artık. Buna en güzel örneklerden birisi, belki de en önemlisi, “Tableti, telefonu v.s. senin elinden alırım, interneti de kapatırım” laflarıdır. Bu tür söylemler, doğrudan ceza ve korkutma biçimidir. Aynı zamanda bu dijital dünya, ödüllendirme şekli de olabiliyor. ‘Ödevini şimdi yaparsan, telefonda veya tablette oyun oynamana izin veririm‘ gibi…
Günümüz çocukları için dijital cihazlar, öğrenmenin yanı sıra, sosyalleşme ve eğlence aracı olduğu içindir ki, bunlarla tehdit etmek daha önceki nesiller için sokağa çıkma yasağı koymakla eşdeğer oluyor, hiç şüphesiz.
Bizim çocukluğumuz, 1970’li yıllara denk geldi. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın öncesi ve sonrası yaşanan gerginliğin gölgesi daha fazlaydı, Trakya’nın üzerinde. Özellikle Edirne ve Kırklareli gibi illerimizde.
Hiç unutmuyorum, annemiz bizi hava kararmaya başlayınca eve girmemiz için ‘Çabuk eve gel, Yunan gâvuru geliyor. Seni alır yoksa’ diye toplardı sokaklardan. ‘Bizi yakalamasınlar‘ diye koşarak gelirdik tabii, biz de evlerimize.
İşte Trakya’da, o zaman yaşayan çocukları zapturapt altına almanın en güzel yollarından birisiydi bu.
Başka bir korkutma aracı ise, ‘Seni polise, jandarmaya veririm‘ şeklindeydi. Hâlâ da yaygındır. Örnekleri çoğaltabiliriz tabii ki…
Böyle korkuttular hep bizleri. Sonra da polis ve jandarmayı sevdirmek için, bir sürü uğraş verildi ve veriliyor.
‘İTALYAN VE ALMAN AVCILAR ‘!
Öte yandan, çocukluğumda yaşadığım ve bende büyük bir yer eden, bir yaşanmışlıktan bahsetmek isterim; İki yabancı uyruklu avcı gelmişti köyümüze. Rahmetli dedemin deyimi ile ‘Gâvurlar‘ yani. Babamın da içlerinde olduğu bir grup ile gittiler avlanmaya. Bizde misafir kaldılar bir gece. İlk defa “Gâvur” görmüştüm. Çok korktuğumu hatırlıyorum. Haksız sayılmazdım. Çünkü hep “Gâvurlar gelir” diye korkutmuşlardı ya bizleri. Gelmişlerdi. Hem de bizim evdeydiler.
Uyumak için herkes odalarına çekildi. Annemin dış kapıyı kilitlediğini gören dedem, “Bırak kilitleme gelin, gâvurlar zaten içeride” dedi.
Neyse ki, bu kişiler ‘Yunan gâvuru‘ değildi. Biri Alman, biri de İtalyan’dı. ‘İyi gâvur bunlar‘ diye düşünmüştüm, çocuk aklımla.
‘POZİTİF DİSİPLİN OLMALI’
Netice itibarıyla, aslında benim burada söylemek istediğim; Ebeveynlerin çocuklarını ister geleneksel, ister dijital unsurlarla olsun, korkutma, disiplin altına alma yöntemleri, anlık olarak etkili ve başarılı olsa da, uzun vadede çocuğun duygusal gelişimi üzerinde ciddî ve menfî etkiler oluşturabilecektir. Kaldı ki, konunun uzmanları, korkutmaya dayalı disiplinin ilerleyen yaşlarda, ‘Genelleşmiş anksiyete bozukluğu’na yol açabileceğini önemle belirtiyorlar. Korkutmak yerine sınırlandırma, empati kurma ve doğal sonuçlar ile yüzleştirme gibi benzeri pozitif disiplin yöntemleri önerilmektedir, vesselâm.

- KAYMAKAM MERCAN, OKULLARDAN ALINAN TEDBİRLERİ AÇIKLADI - 19 Nisan 2026
- MEHMET ÇETİN VEFAT ETTİ - 19 Nisan 2026
- 1 KİŞİ ÖLDÜ, 1 KİŞİ DE YARALANDI - 19 Nisan 2026
- ERTUĞRUL YAYAGAÇ VEFAT ETTİ - 19 Nisan 2026
- SOSYAL ÇÜRÜMÜŞLÜK - 19 Nisan 2026
- TÜM GRUPLARI TAKİP ALTINDA… - 18 Nisan 2026
- ŞÜPHELİ ŞAHIS YAKALANDI - 18 Nisan 2026
- ŞİDDET İÇEREN PAYLAŞIMLAR YAPAN LİSE ÖĞRENCİSİ TUTUKLANDI - 18 Nisan 2026
- GEBE VEYA DAMIZLIK DEĞERİ TAŞIYAN HAYVANLARIN KESİMİ YASAK - 18 Nisan 2026
- 20 NİSAN 2026 PAZARTESİ GÜNÜ… - 18 Nisan 2026

























