Reklam
Reklam

KÜÇÜLÜRKEN BÜYÜMEK!..

KÜÇÜLÜRKEN BÜYÜMEK!..
  • 19.09.2025
Reklam

Hayatımızın düsturu, yani bir rehber, temel bir ilkemiz veya vazgeçilmez bir hayat kuralımız olduğuna inandığım iki kelime; Küçülürken büyümek. Bir başka deyişle, büyümek için küçülmek.

Bir kişide bulunan bu vasfın, çok kıymetli bir haslet olduğuna inananlardanım şahsen.

Aslında etrafımıza baktığımızda da, bu güzel hasretlere sahip birçok insan olduğunu da memnuniyetle görüyoruz.

Küçülürken büyümek, gösterişte küçülürken, değerlerde büyümeyi ve o yolda da yürümeyi ifade eder. Bu yola girildiği zaman, gösteriş azaldığı için kişinin asıl büyümesi başlar. Bu büyüme, insanın iç dünyasında gerçekleşir tabii ki. Kişi, egolarından uzaklaşmış olur.

Sosyal medyada rastladım. Siz de görmüş olabilirsiniz. Bir şehrin meydanında, keman çalarak sanatını icra eden genç bir kızımız, annesinin elinden kurtularak ona doğru gelen 3-4 yaşlarında bir çocuğu görünce, o da çocuğa doğru yöneliyor ve çocuğun karşısında diz çökerek kemanını çalmaya devam ediyor. Çocuk ne kadar mutlu. Ne güzel bir hareket ve davranış değil mi?..

İşte burada genç sanatçımızın yaptığı, cismen küçülmek olsa da, onu büyütüyor aslında.

Önekleri çoğaltabiliriz…

Meselâ; Toplumda statü sahibi, isminin önünde koca koca titri olanları düşünelim. Bütün bunları bir kenara bırakmış olan birinin, beli bükülmüş, tâkâti kalmamış annesinin, babasının veya herhangi bir ihtiyaç sahibinin ihtiyaçlarını bizzat gidermesi, onlara yardımcı olması, o kişiyi değerlerimizde daha da büyütmez mı? Tabii ki büyütür.

Bir başka örnek; Sokaktaki bir canlıya güç gösterisinde bulunmanın aksine, sevgiyle yaklaşmak da büyütür insanı.

İş dünyasında ise küçülürken büyümek kavramı, şirketlerin stratejisi olarak adlandırılır. Şirketler kendisine yük olan, kâr getirmeyen şubelerini azaltma yoluna gider, yani küçülür. Fazlalıklardan kurtularak, asıl güçlü olduğu alanlara yönelir. Böylece bu küçülme, daha fazla büyümeyi getirir.

Tasavvufta ise küçülürken büyümek, çok derin anlamlara sahiptir. Burada mütevazılık ve tevazu, had safhadadır. Nefsi, egoyu küçültmek hatta yok saymaktır. Makamın, şöhretin, dünya malının, gözünde değerinin olmamasıdır. Yani tasavvufta ‘Hiç’lik makamına vardıkça, İlahî aşkın büyüklüğüne yaklaşır insan.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, çok derin bir konu.

En güzel örneklerinden biri de, hatta en güzeli, insanın ‘Secde hali’ değil midir?

Kişinin secdeye varması, Allah’a, (Tabii ki inananlar için) en yakın olduğu durumdur. Hatta Allah ile buluşma hâli olarak da telâkki edilir.

Baktığın zaman, secde hâli, cismen en küçük bir durum olmasına rağmen, manevî olarak büyümenin, yücelmenin zirvesidir. Yok daha ötesi yani.

Kısacası demek istediğim, küçülürken büyüyenlere ne mutlu. ‘Aşk’ olsun, vesselam…

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ