Reklam
Reklam

TABELAYA SAHİP ÇIKILARAK ATATÜRKÇÜ OLUNMAZ….

Ulaş Demiray
Ulaş Demiray
  • 14.06.2026

Mustafa Kemal “Benim iki büyük eserim vardırbiri Türkiye Cumhuriyeti diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir” demiş ya; o nedenle kimisi kurnazlığından, kimisi de aptallığından bu söze istinaden Kııçdaroğlu’nun bir CHP hareketi değil bir ihanet kumpası olduğunu görmüyor, görmek istemiyor.

Atatürk bunu söylediğinde ülkede başka hiçbir legal siyasi parti yoktu. Bu O’nun Milli İradenin gerçekleşmesinde siyasi partilerin gerekliliğine olan inancının bir ifadesi idi. Nitekim M. Kemal’in CHP’nin yanında Komünist Parti ve Serbest Fırka gibi siyasal parti deneyimleri de olmuştu. Kendi sınırsız yetkilerini siyasi partiler kurarak onlarla paylaşmaya hazır bir Önderi anlamak bugünkü aydın geçinenler için ebette kolay olmuyor.

***

1940’larda CHP’den ayrılarak Demokrat Partiyi kuranlar, Atatürk CHP’sinin kadrolarıydı. Kurucuların başındaki Celal Bayar Atatürk döneminin son başbakanıydı. DP “Açık oy, gizli sayım” rezaleti nedeniyle 1946 da yeterli başarıyı sağlayamasa da 4 yıl sonra 1950’de mutlak bir çoğunlukla iktidara geldiler.. Yani “CHP’den ayrılıp parti kuranlar başarılı olamaz onun için ne pahasına olursa olsun CHP’den ayrılmayalım” saptaması harman yerinde kirpi arayanların sarıldıkları bir yalandır…

2000 li yılların başında Fazilet Partisi’nden ayrılarak AKP’yi kuranların bir buçuk yıl sonra iktidara gelmelerini kimse görmezden gelmemelidir. Değişim ve ayrılıklar, “İnce İnce” Muharrem İnce’nin yaptığı gibi kişisel hesaplarla olursa bazen tabana ihanet konusunda işe yarasalar da elbette bir yere varmaz. Bugün taban, butlana bulaşmış Kılıçdaroğlu CHP’sinin değil %99 u ile Özgür Özel’in yasal direnişinin arkasındadır. Bu güç gevezeliklerle heba edilmemelidir.

***

12 Eylül sonrası CHP tabanını temsilen 3 ayrı parti ortaya çıktı. 1983 seçimlerinde Halkçı Parti ( galiba %30 oy alarak ) ana muhalefet partisi oldu. Daha sonra cumhuriyetçi ve sosyal demokrat tabanın SODEP (Sonra SHP) ve Ecevit’in DSP’si ile ikiye bölündüğü yıllar yaşandı.. Yapılan seçimlerde DSP başarılı olamayınca Ecevit istifa etti ama yine ANAP’ın (Özal’ın) hazine yardımı garantisi vermesi ile yani kumpası ile tekrar genel başkan oldu. Bir süre sonra ANAP’ın gayretleri ile CHP adı altında yeni bir oluşum daha ortaya çıktı.. O süreçte yerel seçimlere bu üç sol görünümlü parti ayrı ayrı adaylarla seçime katıldı. Böylece Ankara GÖKÇEK’e ve İstanbul Tayyip Erdoğan’a AKP’ye ikram edilmiş oldu. Yani CHP tabelası işe yaramadı.

***

Kısacası Sosyal demokrat hareket ne zaman güçlenip alternatif olmaya kalksa sağ parti liderlerinin kumpasları ile olay yeniden şekillendiriliyor ve bu hareket kontrol altına alınıyor. Tüm bu kumpasların ana fikri de ”Aman CHP’den ayrılmayalım. Atatürk’e ihanet etmiş olmayalım” gibi mantıksız ama duygusal inancın hakim olmasını sağlamaktı.. Egemenler, Demokrat Parti hareketi hariç her kumpasta başarı sağlayıp CHP’yi ne idüğü belirsiz bir hale getirdiler.. 3 kurultay üst üste yenilgisini sağlayarak “Siyasi mefta” diye düşündüğümüz Baykal’ı da “CHP’yi yeniden kurun” diyerek kuyudan çıkarttılar. Kuyudan çıkanlar Partiyi TEK ADAM anlayışıyla, iktidarı hedeflemeden, ana muhalefet partisi olarak, dev parti merkezinden, bir elleri yağda, bir elleri balda olarak yönetilen ülkenin en büyük holdingi haline getirdiler. Sevigen’ler, Yarkadaş’lar, Tekinler, Öztraklar, Kılıçdaroğlu, Muharrem ince gibileri o dönemin Baykal Okulu mezunlarıdır.

***

SONUÇ : Yeni bir parti için acele edilmese de geç de kalınmamalı ve bu % 1,5 luk yeni CHP, muhatap kabul edilerek daha fazla şereflendirilmemelidir. Herkes artık yeni bir parti ya da oluşuma hazır olmalıdır. Çünkü İt ürüse de kervan yürüyecektir..

Bu ayrılık CHP’den bir kopuş değil CHP’nin barsaklarını temizleme açısından artık kaçınılmaz bir bir görevdir, hayırlı bir sondur.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ