Reklam
Reklam

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE TURAN!

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE TURAN!
  • 04.02.2026
Reklam

Öteden beri bahsini ara ara duyduğumuz ‘yeni dünya düzeni‘ ibaresi artık çok sık duyuluyor oldu, değil mi? Kimileri bu yeni düzen için ‘deli dünya düzeni‘ de diyor. Ne denirse densin, değişimin olduğu muhakkak. Çünkü gümbür gümbür geldiği âşikâr ve dünya gündemine iyice oturmayı başarmış durumda.

Ekonomide, güvenlikte yeni işbirliklerinin yeni düzene göre tertip edildiği gözlerden kaçmıyor. Konunun bazı uzmanları, ekonomide kâğıt para döneminin çok kısa bir süre içinde tamamen sona ereceğini ve değerli metallerin ön plana çıkacağını iddia ediyor ve dijital paranın dolaşıma gireceğini beyan ediyorlar. Bu durum da, ‘Nakitsiz toplum‘ ve ‘Merkez Bankası Dijital Paraları‘ olarak adlandırılıyor. ‘Neden kâğıt para istenmiyor?‘ sorusunun en büyük karşılığı ise, ‘tam kayıtlılık‘tır. Kâğıt parada kimin kime ne verdiği her zaman takip edilemez. Dijital düzende ise böyle bir durum söz konusu değildir. Buradaki amaç, kayıt dışı ekonomiyi ve vergi kaybını sıfıra indirmektir. Bir başka önemli unsur, ‘hız‘dır meselâ. Dijital sistemde ödemeler, anında gerçekleşebiliyor. Örnekler çoğaltılabilir şüphesiz. Peki bunun riskleri yok mu? Tabii ki büyük riskleri var. Siber riskler bunların en önemlilerinden ve en çok tartışılan konulardan biridir. Tamamen dijitale geçildiğinde en büyük tehdit, hackerlar ve siber saldırılar olacaktır. Bir başkası da elektrik kesintileri değil mi? Düşünün ki, bir ülkenin elektrikleri veya interneti kesildiğinde halk nasıl alış-veriş yapacak veya nasıl hizmet sektöründen faydalanacaktır? Bunlar da cevabı aranan büyük sorulardır mutlaka…

MÜCADELE ALANI: DEĞERLİ METALLER

Bütün bu gelişmeler, değerli metallerin yani altın, gümüş, bakır gibi elementlerin de değerinin her geçen gün daha fazla artmasına sebep olan bazı ve en güçlü unsurlardandır. Bu metallerin yönü hep yukarıya doğrudur. Tabii ki, arada düzeltmeler oluyor ve olacaktır ama netice itibarıyla bu değerli metaller (yatırım tavsiyesi değildir) hep yeni zirvelere koşmaktadır. Çünkü, aynı zamanda bir mücadele alanına dönüşmüştür. Yani bir savaş âdeta. Dolayısıyla ‘Kim kazanacak?‘ diye bir soru sorduğumuzda, bu konuya kafa yoran kişilerin cevabı da, ‘bu değerli metallere en çok sahip olanlar‘ şeklinde oluyor. Meselâ dünyada en çok ‘altın’a sahip olan ülkenin ABD, ‘gümüş’e sahip olan ülkenin ise Çin olduğu görülüyor. İşte onun içindir ki, bu metallere ulaşma mücadelesi, dünyada bazı belirsizliklere sebebiyet de veriyor ve verebilecektir.

TÜRK DÜNYASI, GELİŞMELERE KAYITSIZ DEĞİL!

Bu arada, yeni bir dünya düzenine doğru hızlı bir şekilde yol alınırken, Türk Dünyası Teşkilatı (TDT)’nda da yapılan son toplantılarda, güvenlik ve savunma konularında da birlik ve bütünlüğün sağlandığı belirtiliyor. Yani Türk dünyasında askerî işbirliğinin artık söylem olmaktan çıkıp, ete-kemiğe bürünmeye başladığını, somut bir yapıya doğru gittiğini söyleyebiliriz. Örneğin, alınan önemli kararlardan bir tanesi, ‘Türk devletlerinin ordularının, her yıl Azerbaycan merkezli ortak askerî tatbikatlar gerçekleştirmesi‘ şeklinde. Tüm dünyada etkili olan ‘güvenlik ve ekonomik belirsizlik’ sürecinin, Türk dünyasının jeopolitik dengelerde daha etkili ve görünür bir hale gelmesinin önünü açtığı da aşikâr…

Turan’a giden bu yolda, TDT üye ülkeler arasında, dolar kullanmadan ticaret yapabilmek için ‘ortak bir dijital takas sistemi‘ üzerinde çalışıldığı haberlerini de alıyoruz. Bunun ‘Türk Dünyası Ekonomi Bölgesi‘nin anahtarı olacağı belirtiliyor. Heyecan verici gelişmeler hakikaten…

ÇOK KUTUPLU GÜÇ DENGESİ!

Baktığın zaman, gidilen yeni düzende, her bölge kendi güvenlik şemsiyesini kurmaya başladı bile. NATO’nun dağılabileceği lâflarını duyuyoruz. Bildiğiniz gibi ABD Başkanı Trump, kendince haklı gerekçelerle Avrupa’ya dönük olarak, ‘Biz sizi artık Rusya’ya karşı daha fazla savunamayabiliriz. Bakın başınızın çaresine‘ minvalinde lâflar ettikten sonra Avrupa, kendi içinde bir savunma gücü kurma çalışmalarına başladı. Artık dünya sadece Washington veya Moskova’dan ibaret değil. Pekin, Ankara gibi yeni güç merkezleri de sahada kendi etki alanlarını oluşturuyor. ‘Çok kutuplu güç dengesi’ yani. ‘Türk dünyasının buradaki yeri nedir?’ diye baktığımızda, Türk devletlerinin hem ekonomik hem de askerî (Turan Ordusu vizyonu) olarak yeni bir yol inşa etmeye çalıştığını görüyoruz. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in daha önce vurguladığı gibi, ‘Dünyanın karşı karşıya olduğu tehditler karşısında Türk Devletlerinin tek bir güç olarak hareket etmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur‘ açıklaması da bunu teyit eder niteliktedir.

RUSYA, ÇİN VE İRAN ENDİŞELİ!

Öte yandan, ne zaman Türk devletlerinin askerî olarak ‘tek yumruk‘ olması konuşulsa, ‘Bölgenin üç önemli aktörü olan Rusya, Çin ve İran ne yapar, ne der?’ sorusu hep gündeme geliyor. ‘Ne yapar, ne der’ bilemiyorum ama onların uykularını kaçırdığı muhakkaktır. Çünkü Türk birliği veya Türk yurdu (Turan) onlar için hem bir endişe kaynağı hem de dikkatle yönetilmesi gereken yeni bir gerçekliktir.

Netice itibarıyla, Türk devletleri, bu komşuları arasında ‘ne onlarla çatışan ne de onlara boyun eğen‘ askerî bir güç inşa etme yolundadır. Bu vaziyet, bölgeyi iki kutuplu (ABD-Rusya/Çin) bir yapıdan çıkarıp, üçüncü bir kutbun doğmasına yol açacaktır. Her ne kadar ‘Turan Ordusu’nun bahsini ettiğimiz üç ülkede rahatsızlık uyandıracağı bilinse de, yeni dünya düzeninde er veya geç gerçekleşeceği ve yerini alacağı kanaatindeyim, vesselâm.

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ