Reklam
Reklam

BU VEBALİN ALTINDA KALIR MIYIZ?!..

Neşe Tosun
Neşe Tosun
  • 13.07.2019

Dün, Keşan Belediye Meclisi olağan üstü toplanarak, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve Keşan Belediyesi mücavir alanlarında kalan Erikli, Yayla ve Danişment sahillerinde 5 adet, belediye mücavir alan dışında 2 adet olmak üzere toplam 7 adet sahilin 5 yıl süre ile kiralanması için Keşan Belediyesi adına ihaleye katılmasına, sonuçlandırılmasına, sözleşme imzalanmasına ve geçici-kesin teminat ve kira bedellerinin yatırılması hususunda Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu’na yetki verilmesini görüştü ve oy çokluğu ile ‘Red!’ kararı çıktı… Böyle bir karar alındı, bunu şu anda ne sorgulayacak ne de tartışmaya açacak değilim… Çünkü vaktimiz çok kısıtlı…

Bugün Cumartesi, yarın Pazar, Pazartesi 15 Temmuz ve resmi tatil, geriye sadece 16 TEMMUZ kalıyor… Çünkü 17 Temmuz’da ihale yapılacağı belirtildi ve Keşan Belediyesi ihaleye katılamasa da birileri katılacak… Ve o hiç tanımadığımız birileri de ihaleye girer ve alırsa, işte o zaman bizim halimiz nice olacak!.. Şahsi fikrimi sorarsanız ‘Sahillerimizin asla kiralanmasından yana’ değilim, bu mümkün olamaz zaten… Buna engel olunmalı, önüne geçilmeli, Allah nimeti olan denizimizden de kumumuzdan da bütün vatandaşlarımız özgürce faydalanmalı… Havlusu olan havlusunda, olmayan kumunda rahatla güneşlenebilmeli… Düne kadar kimse şezlongda güneşlenmiyor, şemsiye altında oturmuyordu!.. Başımıza güneş geçti mi, denize girip serinleyiveriyorduk ya da başımızı ıslatıp yine sahilde rahatla oturuyorduk… Lakin son yıllarda kumdan çok plastik yataklar üzerinde güneşlenmeye başladık!.. Birileri parayı buldu, bizim popolar da plastik gördü!.. Hep karşı çıktık ama engel olunamadı… Öyle ya da böyle hep kiralandı sahillerimiz… İnsanlar evinin önündeki kumda oturamadı, hatta evinin önündeki denize girmek için metrelerce yol yürüdü…

İşin Türkçesi bu sahillerimizin kiralanmasına bir türlü engel olunamadı… Yıllarca özgürce denize girdiğimiz yerlerde artık denize giremiyoruz, kumsalında oturamıyoruz, eğer bu nimetten yararlanmak istiyorsak da bir bedel ödüyoruz… Ha birde bedel ödemek istediğimiz halde sokulmadığımız yerler var!.. Şu ana kadar Saros Körfezi’nde bazı yerler ihaleye çıktı ve kimini yerliler kimini yabancılar aldı… Yerlilerinkine bir bedel karşılığı girebilsek de, yabancılarınkine yani bölge insanımızın dışındakilere paramızın sözü bile geçmedi!.. Eğri oturalım, doğru konuşalım… Ben Gökçetepe Sahilinde yaşıyorum… Ve size kısaca bir şey paylaşmak istiyorum… Lütfen bu durumu din ya da dinsizlikle de karıştırmayın… Elhamdülillah hepimiz Müslümanız, elhamdülillah hepimiz elimizden geldiği kadar dinimizin gereklerini yapmaya çalışıyoruz… Hiçbirimiz ezan sesinden rahatsız olmuyoruz… Bunu bi önce beynimize yerleştirelim… Ancak, bir kamp içinden önce ‘Allahu Ekber’ ardından da ‘Kahrolsun Amerika’ sesleri yükselince endişeleniyoruz… Ve yine aynı günün sabahı gencecik iki gencin, sabah namazına kalkmayıp, denize izinsiz girdiği için kamptan cebinde beş kuruş parasız atılması ve köylü vatandaşların yardımseverliği ile otobüse bindirilip memleketine gönderilmesine şahit olunca, daha da endişeleniyoruz… İçeride neler olup bitiyor bilemiyoruz… Çünkü paramızla bile içeri alınmıyoruz!.. İnsan böyle bir duruma şahit olunca, madem ki bunlar illa satacaklar, ister istemez insan ‘Bizim insanımız alsın’ diye içinden geçiriyor… Yoksa satılma ya da kiralanma her neyse, bunun taraftarı asla değilim… Eğer buna engel olunabiliyorsa, olunsun… Eğer hâlâ ülkede adalet olduğuna güvenenler, inananlar varsa hep birlikte mücadele edelim… Eğer başarabileceksek, hukukçular yol göstersin…

Dün, Keşan Belediye Meclisi, halkın menfaati yönünde davrandı ve sahillerin kiralanmasına karşı olduğunu belirterek, ‘Red’ oyu verdi… Peki şimdi bu ihaleye Keşan Belediyesi yerine başka birileri girerse ve sahillerimiz yine kiralanırsa o zaman ne olacak? Bunun için hukuk mücadelesi vereceklerini de belirttiler ancak süre göz önüne alındı mı? Keşan Belediyesi bu hukuk savaşının dışında kalırsa, kim ya da kimler verecek bu savaşı? Vatandaş olarak bizler mi, siyasiler mi, kimler? Bu kadar süre içinde organize olunabilinecek mi?

Ve bahtımıza yaz değil de kış çıkarsa(!), ihalenin yapılmasına engel olunamazsa, bu yerleri hiç tanımadığımız, huyunu suyunu bilmediğimiz insanlar alır da, bize de sahilleri dar ederlerse o zaman ne yaparız!.. Bu vebalin altında kalır mıyız?!

Bu arada, korkum suların da kiralanmasında!.. Bugün kumsallar kiralanıyorsa, yarın denizlerde parsel parsel bölünecek anlamında!.. Bakmışsınız ki, denizin içinde ağlar geziyor, kim hangi ağa girmek isterse parayı veriyor!..

Hem kumsallarımızdan hem de denizlerimizden halkımızın özgürce faydalanabileceği günlerin geri gelmesi dileğimle, saygılar benden hepinize…

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Harun kayar dedi ki:

    Keşke red oyu çıkmasaydı. Devlet bunu kiralayarak ve bizler hiç tanımadığımız insanlardan denize girebilmek için izin isteyeceğim gibi görünüyor… Yazık ki halkın menfaati için red oyu verdik diyen ve şuursuzca muhalefet yapanlar buna pişman olacak… Yazık oldu hemde çok yazık oldu

YORUM YAZ