BAYRAM BİTTİ… GERÇEKLERİMİZLE BAŞ BAŞAYIZ!

Her ne kadar, gidişlerde ve dönüşlerde yaşanan o tatil yoğunluğunun getirdiği sıkıntılar olmasına rağmen bayram nedeniyle, yüzlerde bir tebessüm, yüreklerde bir huzur ve mutluluk yaşadığımızı söyleyebiliriz. Uzun tatillerde özellikle büyük şehirler oldukça rahatlıyor. Şehirlerin güzelliği bir başka ortaya çıkıyor ve yollara düş(e)meyenler de bu güzellikleri rahat bir şekilde yaşama fırsatını yakalamış oluyor.
İllâ ki; bazı aileler ve bazı kişiler için her bayram olduğu gibi yaşanan üzüntüler, kederler de mevzubahis. Bir tek cana bile zarar gelmesini istemediğimiz kazalar yine yaşandı yollarda ve bu kazalarda hayatını kaybedenler, yaralananlar oldu (hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara âcil şifalar dilerim) ama yetkililerin açıkladığına göre, önceki senelere bakış bu sene, bu kazalar oldukça azalmış durumda. Sevindirici bir gelişme tabii. Gönül arzu eder ki; sıfırlansın, hiç yaşanmasın…

YENİ HAFTAYA ‘PAZARTESİ SENDROMU’ İLE BAŞLADIK
Nasıl da çabuk geçti bayram. Seyahatti, akraba ziyaretiydi derken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık ve yeni haftaya ‘Pazartesi sendromu‘ ile başlanıldı değil mi? Havaların da ısınması ile yaz boyunca hep tatil yapmak istiyor insan. Bu güzel havalarda çalışanların iş motivasyonu düşüyor hakikaten.
‘Güzel havalar’ deyince, şair Orhan Veli Kanık’ın şiiri geldi aklıma: ‘Beni bu güzel havalar mahvetti / Böyle havada istifa ettim / Evkaftaki memuriyetimden / Tütüne böyle havada alıştım / Böyle havada âşık oldum / Eve ekmekle tuz götürmeyi / böyle havalarda unuttum’… diye devam eder şiir.
Neyse konuyu dağıtmadan, demem odur ki; bizim gerçeğimiz, her şeyin ‘tıkırında‘ olmadığıdır maalesef. Ekonomiden siyasete kadar bir sürü sıkıntılar var ülkemizde. Hak arayanlar meselâ, yine yollarda. Maden işçilerinden bahsediyorum. Söz verilip de verilmeyen haklarının peşine düştüler. Hep bir mücadele var yani. Pekiyi, siyaset farklı mı? Değil tabii ki. ‘Mutlak Butlan‘ kararından sonra, CHP’de yaşanan ve dolayısıyla siyasetin geniş bir alanına sirâyet eden menfî gelişmelerle dolu ülke gündemi. İster ‘skandal‘ deyin ister başka bir şey. Bitecek gibi de durmuyor bütün bu tartışmalar. Temennîmizdir, akl-ı selîm galip gelsin. Çünkü bu tür olaylar ülkemizi etkiliyor elbette. Ekonomiye olan olumsuz yönleri, kısa veya uzun vadede kaçınılmaz oluyor ve olacaktır.
TÜRK-İŞ GERÇEKLERE ‘AYNA’ TUTTU
Öte yandan, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ)’nun her ay düzenli olarak gerçekleştirdiği ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması‘nın Mayıs 2026 ayı sonuçları dün açıklandı ve kamuoyuyla paylaşıldı. Gerçeklere ayna tutuldu yani. Şu mutfak enflasyonunu bir türlü dizginleyemiyoruz. Yine yüksek seyrini koruduğu ve sabit gelirliler üzerindeki baskısının arttığı net bir şekilde ortaya konmuş oldu. Ankara’da yaşayan 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcaması tutarının, 35 bin174 liraya ulaştığı görüldü. Gıda harcamasının yanı sıra giyim, konut, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu olan diğer aylık harcamaların toplam tutarı, 114 bin lirayı geride bıraktı. Buna da yoksulluk sınırı deniyor.
Gıda harcamalarında, bir önceki aya göre % 1,70‘lik bir artış gözlenirken, mutfaktaki yıllık değişim oranı ise % 40,18, yıllık ortalama artış, % 40,58 olarak hesaplandı. Sadece yılın ilk 5 ayında birikimli artışların etkisiyle, 4 kişilik bir ailenin mutfak bütçesine, 3.950 TL. daha ilave yük binmiş oldu.
Velhâsıl; bayram bitti ve gerçeklerle baş başa kaldık, vesselâm.











































