Reklam
Reklam

“BU BİR ŞİDDET VAKASI DEĞİL”

“BU BİR ŞİDDET VAKASI DEĞİL”
  • 15.04.2026
Reklam

Keşan’daki eğitimciler, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yaşanan silahlı okul saldırısı sonrası iş bırakarak yürüyüş düzenledi. Farklı sendikaların katıldığı eylemde şiddete karşı ortak tepki verildi.

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırı olayıyla ilgili olarak, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarına bağlı öğretmenler, bugün iş bırakarak, yürüyüş ve basın açıklaması yaptı.

Keşan Kent Müzesi önünde toplanan öğretmenler, ellerinde açtıkları pankartlarla sloganlar atarak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü binası önüne yürüdü.

Burada, basın açıklamasını Eğitim-Sen Keşan Temsilcilik Başkanı Asalet Koç okudu.

Açıklama şöyle: “Bugün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan ağır saldırı, hepimizi derinden sarsmıştır. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin okulun eski öğrencisi olduğu, saldırı sonrası yaşamına son verdiği ve aralarında hayati tehlikesi bulunan eğitim emekçilerinin de olduğu çok sayıda öğrenci ve kamu görevlisinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştır. Bu olay, tek başına bir “şiddet vakası” olarak değerlendirilemez. Daha kısa süre önce İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısı hâlâ tazeyken, benzer bir trajedinin yeniden yaşanması; eğitimde şiddetin ne denli derin ve yapısal bir sorun hâline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullar; çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği, koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddet yalnızca güvenlik zafiyetleriyle açıklanamaz. Şiddet; toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, gençlerin geleceksizlik duygusuyla kuşatıldığı, eğitimin bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırıldığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının kamusal niteliğini aşındıran, eğitimi piyasalaştıran, öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran ve okulları sahipsiz bırakan anlayış; bugün yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur. Denetim ve destek mekanizmalarının zayıflatılması, rehberlik hizmetlerinin yetersiz bırakılması ve önleyici politikaların hayata geçirilmemesi bu süreci daha da ağırlaştırmaktadır. Saldırganın olay öncesinde sosyal medya üzerinden tehdit içerikli paylaşımlar yaptığı bilinmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmamış olması ise açık bir ihmal ve sorumluluk zafiyetidir. Bu durum, risklerin öngörülmesine rağmen harekete geçilmediğini göstermektedir. Bir kez daha altını çiziyoruz: Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal; piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini sağlamak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir. Ancak bu sorumluluk yerine getirilmemektedir. Bugün gelinen noktada yapılması gereken; yalnızca geçici güvenlik önlemleri almak değil, eğitim sistemini bütünlüklü bir anlayışla yeniden ele almaktır. Bu doğrultuda taleplerimiz açıktır: Okullarda yeterli sayıda kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, giriş-çıkışlar denetim altına alınmalıdır. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmeli, her okula yeterli sayıda rehber öğretmen atanmalıdır. Okullarda revir ve sağlık hizmetleri sağlanmalıdır. Eğitim kurumlarına yönelik düzenli risk analizleri yapılmalı, tespit edilen eksiklikler derhâl giderilmelidir. Eğitim emekçilerine yönelik şiddeti önleyici, caydırıcı yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Okulların fiziki ve sosyal koşulları iyileştirilmeli; temizlik, beslenme ve temel ihtiyaçlar kamusal sorumluluk kapsamında karşılanmalıdır. Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul ve derslik yatırımları artırılmalıdır. Eğitim sistemi; bilimsel, laik, eşitlikçi ve kamusal temeller üzerine yeniden inşa edilmelidir. Bu talepler birer ayrıcalık değil, en temel haktır. Eğitim alanını şiddetten arındırmak; gençleri yalnızlaştıran, umutsuzlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalardan vazgeçilmesini zorunlu kılmaktadır. Aksi hâlde benzer acıların yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Yaşanan bu vahim saldırıda yaralanan eğitim emekçilerine, öğrencilere ve tüm kamu görevlilerine acil şifalar diliyor; ailelerine ve eğitim camiasına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Eğitim sendikaları olarak; eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan, en temel sorumluluğunu yerine getirmeyen kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimin kamusal niteliğini savunmaya, okulları şiddetin değil yaşamın; bilimsel, laik, eşitlikçi ve özgür bir eğitim ortamının mekânı hâline getirmek için mücadelemizi sürdüreceğiz.” dedi.

Açıklamanın ardından eğitimciler, sessizce dağıldı. Yürüyüş ve basın açıklamasına CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır ile İlçe Sekreteri Bülent Saylam da katılarak destek verdi.

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ