ÇAKIR: “BU ÜLKE DE BU BAYRAK DA SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

Mardin’in Nusaybin ilçesinde Türk bayrağının yere indirilmesine ilişkin yaşanan olay kamuoyunda büyük tepki yaratırken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır konuya ilişkin sert bir basın açıklaması yaptı.
Çakır, Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen saygısızlığı en sert biçimde kınadığını belirterek, “Türk bayrağı bu ülkenin ortak onuru, bağımsızlığının ve Cumhuriyetimizin simgesidir. Bayrağa uzanan her el, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ne, milletimizin birliğine ve ortak geleceğine uzanmıştır.” ifadelerini kullandı.
Anıl Çakır açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Mardin’in Nusaybin ilçesinde Türk bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen alçakça saygısızlığı en sert biçimde kınıyorum. Türk bayrağı, bu ülkenin ortak onuru, bağımsızlığının ve Cumhuriyetimizin sembolüdür. Bayrağa uzanan her el, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ne, milletimizin birliğine ve ortak geleceğine uzanmıştır.
Ancak bu utanç verici olay münferit değildir. Yaşananlar; Türkiye’nin içine sürüklendiği derin yönetim krizinin, devlet aklının çözülüşünün ve iktidar eliyle yaratılan siyasal savrulmanın açık ve kaçınılmaz bir sonucudur.
Bugün Türkiye, açıkça ifade etmek gerekir ki yönetilen bir ülke değildir. Devlet; kurallarla, kurumlarla ve ilkeyle değil; çelişkili söylemlerle, günübirlik hesaplarla ve siyasal pragmatizmle idare edilmeye çalışılmaktadır. Devlet ciddiyeti aşınmış, kurumlar işlevsizleşmiş, milli değerler iktidarın kısa vadeli siyasi manevralarına terk edilmiştir.
İktidar ve onun ittifak ortakları, yıllardır terörle mücadeleyi bir devlet politikası olmaktan çıkarıp bir siyasal araç hâline getirmiştir. Bir yandan sert milliyetçi söylemler üretilirken, diğer yandan terör örgütü PKK’ya silah bıraktırma adı altında yürütülen süreçler ne şeffaf olmuş ne de topluma hesap verebilir bir zeminde ilerlemiştir. Bu belirsizlik ve ilkesizlik, devleti zayıflatmış; caydırıcılığı ortadan kaldırmıştır.
Daha da vahimi, bu süreçlerde terörist elebaşı üzerinden yürütülen ve kamuoyunun hafızasında hâlâ canlı olan övgü ve meşrulaştırma girişimleridir. Devletin, terörle arasına mesafe koymak yerine gri alanlar üretmesi; bugün bayrağa uzanan ellerin cesaret bulduğu zemini doğrudan hazırlamıştır.
Söylemleriyle kendisini “devletin teminatı” olarak gören iktidarın küçük ortağı ve temsil ettiği siyasi anlayış, geçmişte bu süreçlere verdiği destekle ve yaptığı açıklamalarla toplumun hafızasında yer etmiştir. Bugün yaşananlar, dün söylenenlerin ve yapılanların doğal sonucudur. Devlet, terör karşısında net, tutarlı ve ilkesel durmazsa; bayrak da, sınır da, ortak değerler de tartışmalı hâle gelir.
Buradan açıkça ifade ediyorum: Bayrağa yapılan bu saygısızlığın sorumluluğu yalnızca birkaç provokatöre yıkılamaz. Asıl sorumluluk; ülkeyi yönetemeyen, devletin ağırlığını kaybettiren, milli sembolleri siyasal pazarlıkların konusu hâline getiren mevcut iktidar anlayışındadır.
Türkiye, bu iktidar döneminde yalnızca ekonomik ve diplomatik güç kaybetmemiştir; devlet itibarını kaybetmiştir. Hukukun üstünlüğü zedelenmiş, kurumlar işlemez hâle gelmiş, dış politikada ciddiyet yitirilmiş, toplumda ortak aidiyet duygusu aşındırılmıştır. Bugün Türk bayrağının hedef hâline gelebildiği bir ortam varsa, bunun nedeni bu kötü yönetimdir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler;Türk bayrağının onurunu tartışmasız ve koşulsuz savunmaya, terörle mücadelede ilkesiz, gizli ve siyasi hesaplı süreçlerin karşısında durmaya; Türkiye’yi yeniden akıl, hukuk, liyakat ve devlet ciddiyetiyle yönetmeye kararlıyız.
Bu ülke sahipsiz değildir.
Bu bayrak asla sahipsiz değildir.
Türkiye, bu yönetilemezlik hâlini de, bu siyasal savrulmayı da geride bırakacak; yeniden saygın, güçlü ve demokratik bir Cumhuriyet olarak yoluna devam edecektir.”















































