DİKKAT! İPİN UCU KAÇIYOR…

Ülkemiz zor bir dönemden geçiyor. Ancak ülke zor dönemden geçerken, tedavisi imkansız sorunlarda dolu dizgin yol alıyor. Eğer erken tanı konup, tedavisi yoluna gidilmezse, bu gidişin sonu maalesef hüsran.
Aslında diziden kamuya yansıyan nahoş bir cümleyle başladı her şey. ” Sonunu düşünen, kahraman olamaz.” diye bir cümle, ülke insanının beynine bir ok gibi saplandı. Neticede bu sözü söyleyen kimliği bellide, kim olduğu belli olmayan şahıslara özenen, yeni bir insan tipi ortaya çıktı. “Ağır Abi” özleminde olan tipler birden ortaya saçıldı. Bunlara karşı önlem alınacağına, maalesef davranışlarına gösterilen müsamaha ile birlikte, TV’lerdeki diziler yoluyla, bu görüş ve davranış biçimi, adeta piyasaya pompalandı. Mafyavari ve aşiretvari dizilerle silahlı çeteleşmeler ve aşiret töre ve gelenekleri, sanki günün gereğiymiş gibi, ortadan kaldırılacağına, daha çok ve çeşitli adlar altında kamuoyuna enjekte edildi. Ve neticede 12-15 yaş arası çocuklar ellerinde pompalı tüfekler ve bıçaklarla cinayet işlemeye başladı. Bir diğer yara kadınlar, sokak ortasında tavuk gırtlaklar gibi öldürülmeye başladı. Acı olan şu ki, bu cinayetleri çözme devlet erkinin yönetimindeki güvenlik güçlerinin yapması gereken işi, gelinim mutfakta, yemekteyiz gibi programların yanında, kayıp aranıyor programlarında cinayetlerin çözülmesi 3-5 tane kadın sunucu tarafından yapılmaya başlandı. Öte yandan insanlar geçim sıkıntısı içinde inim inim inlerken, bazı aklı evveller bu sıkıntılara çözüm üreteceğine, emekli insanları zavallı konumuna sokmaktan çekinmemişler, adeta emekliyle alay eder bir mizansen çizmişlerdir. Halbuki o aklı evveller bilmezler ki, o zavallı dediği insanların içinde bu ülkenin yücelmesi, korunup kollanması için canını dişine, gecesini gündüzüne katmış, her türlü çileye göğüs gerip, primlerini ödemiş, Öğretmenler, profesörler, generaller,, hakimler, savcılar ve daha bir sürü onurlu, şerefli meslek sahipleri var. Böyle bir görüşe sahip insanların yönettiği bu ülkede, ortaya çıkan manzaraya pekte üzülmemek gerekiyor. Maalesef “Kendim ettim, kendim buldum” şarkısı bize hiç ders vermemiş. Onların suçu yok, suç bizde. Ancak şunu hatırlatmakta fayda var. Bu vatandaşlar ya hesap bilmiyor, ya da oturdukları o rahat koltuklardan, dalga geçtikleri o zavallılar tarafından, indirileceklerinin hesabını yapamıyorlar. Ülkede 16 milyon emeklinin kayıtlara geçtiği varsayılıyor. Basit bir hesap yaparsak, bu emekli vatandaş sayısını karı koca emekli olarak kabul edelim ki, böyle olması mümkün değildir. Bu insanların etki alanına alabileceği oğlu, kızı, gelini, damadı, babası, annesi, amcası, dayısı, yengesi, teyzesi, halası, onların yakınları ve nazlarını geçirip sözlerini kabul ettirebilecekleri arkadaşlarını da hesaba katarsak, etkileyecekleri rakam 35-40 milyonu bulur. Türkiye’nin son genel seçimdeki seçmen sayısı 55,835,895 tir. Dolayısıyla böyle bir sayıyı hafife almak, kaba bir tabirle enayilikten başka bir şey değildir. Sizler unutmayınız ki, aldığınız o ballı kaymaklı maaşlar, dalga geçtiğiniz bu insanların ceplerinden kesilen paralarla ödeniyor. Son yapılan utanç zamları ile, verilen paranın belki de 2-3 katını hali vakti yerinde bir aile, yemek yediği restoranda, garsona bahşiş olarak bırakmaktadır. Emekli vatandaş yaptığınız o gülünç artışla, bir ay ev kirası verecek, çocuk okutacak, fatura ödeyecek, eğer artan para olursa yiyecek için harcayacak.
Son ve acil çağrı, eğer mantıklı ve tarafsız düşünüp, yaraya merhem olmazsanız, sonuç maalesef hüsran olacaktır.















































