ELEKTRİKLİ TRAKTÖR BİR BAŞKA BAHARA…

“Günler yüz, sabanı düz / Günler yüz on, tarlaya kon.”
Bir çiftçi anne-babanın çocuğu olduğum için, yıllardan beri büyüklerimizden işittiğimiz bir lâftır bu. ‘Günler yüz‘, milâdî takvime göre, 15 Şubat‘tır. Kışın en sert günlerinin geride kaldığının ve bahara yaklaşıldığının habercisidir. ‘Geldik yüze, çıktık düze‘ deyimi de kullanılır. Onun içindir ki, kahvehanelerde çiftçilerin birbirine sorduğu sorulardandır, ‘günler yüz oldu mu?‘ diye. Bu halk takvimine göre, Trakya çiftçisi, ‘Yâ Bismillâh’ diyerek sabanı düzeli, tarlaya konalı bir ayı geçti tabii. İşler de artık iyice hızlanmaya başladı bile.
En büyük maliyet kalemini oluşturan mazot fiyatlarının 65 lirayı geçmesi nedeniyle çiftçimizin belinin büküleceği aşikârdır. Oysa ki, daha önceki yıllarda bizzat Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından (2019 yılında) tanıtımı yapılan yerli elektrikli traktör vardı, değil mi? Ne hayaller kurduk; çiftçimiz tarlasını mazot fiyatına göre neredeyse 10 kat daha ucuza sürebilecekti ama o tanıtımdan sonra bir daha o traktörler görülemedi sanırım.
Ne zaman Keşan’a gitsem, (altı-yedi yıldan beridir) o elektrikli traktörleri görmeyi istedim, arzuladım hep ama göremedim (Yoksa ben mi göremedim, gören varsa söylesin lütfen) maalesef. Bu isteğimin normal olduğuna inanıyorum. Neticede Cumhurbaşkanımız bizzat bu müjdeyi verdi çiftçimize ama öğrendim ki, proje beklenen gibi ilerlememiş.
Meğerse;
Projede ciddî sorunlar yaşanmış sonraki yıllarda. Serî üretim hedeflenmiş fakat üretim maalesef gerçekleşmemiş. Onca para harcanmasına rağmen sadece birkaç prototip üretilebilmiş. Tarım ve Orman Bakanı değişince de proje, fiilen rafa kaldırılmış veya durdurulmuş.
Meğerse;
Batarya ve menzil sorunu öne çıkmış. Tarla işleri uzun sürdüğü için mevcut bataryalarla ve batarya ağıyla olamayacağı, elektrikli traktörün bataryasının daha uzun süre dayanması ve hızlı şarj edilebilmesinin çok önemli olduğu anlaşılmış. Malûmunuz üzere, köylerimizde ve tarlalarımızda güçlü elektrik yapısı her yerde yok henüz.
Bu konuda iyi haber ise, Türkiye genelinde elektrikli araçların şarj altyapısı, 2026 yılı itibarıyla büyük bir ivme kazanmış durumda. Özellikle traktörlerin tarlalardaki enerji ihtiyacını karşılamak için bireysel ve kamusal düzeyde farklı çözümlerin ortaya çıktığı da bir gerçek. Keşan-Edirne hattı gibi tarımsal ticaretin yoğun olduğu bölgelerde istasyon sayısı da günden güne artacaktır. Altyapı konusunda en güzel çözüm, şarj istasyonunu bir ‘güneş enerji santrali‘ ile birleştirmek olacaktır. Meselâ, ahırların veya depoların v.s., çatılarına kurulacak güneş enerjisi panelleriyle traktörü şarj etmek, yakıt maliyetini sıfıra indirebilecektir. Şunu da belirtmiş olayım; şarj altyapısı kurmak isteyen çiftçilerimize ve işletmelerimize 2026 yılında önemli destekler sağlanacaktır.
DÜNYADAKİ DURUM
Baktığın zaman, aslında bu elektrikli traktör olayının sadece Türkiye’de değil, dünyada da yeni bir alan olduğunu görüyoruz. Ne yalan söyleyeyim, Cumhurbaşkanımız, müjdeli (elektrikli traktör) haberi verdiği zaman, çok sevinmiştim. ‘Bu konuda öncülüğü biz aldık‘ diye düşünmüştüm ve ‘dünyaya örnek oluruz‘ demiştim, kendi kendime. Çünkü hâlâ ABD ve Avrupa’daki bazı firmalar, küçük ölçekli elektrikli traktör üretmeye başlamış olsa da, mazotla çalışan traktörlerin yerini tamamen alacak seviyede değil. Bizim çiftçimiz ise tarlasını, çok çok ucuz bir maliyetle sürebilecekti. Ben öyle algıladım şahsen. Onun için ‘öncülük etmiş olacağız diye sevindim’ dedim.
BÜYÜK TARLALAR İÇİN ÇOK ERKEN!
Bu arada, meyve bahçeleri, hayvancılık işi ile uğraşan işletmeler, bu elektrikli döneme kavuşmak için çok da beklemeyecek gibi. Çünkü, dünya devleri de artık Türkiye’de elektrikli modellerini sergilemeye başladılar bile. 2030’lu yıllarda hız kazanacaktır ama kocaman buğday tarlaları için henüz erken olduğu kanaatindeyim. Bütün bu uğraşlar, çiftçinin çok ucuza veya bedava yakıta ulaşabilmesi için kuşkusuz. En büyük hedef bu.
Kısacası demek istediğim; Türkiye’de elektrikli traktör tanıtıldı, tanıtılmasına da, serî üretim ve yaygın kullanım gerçekleşmedi maalesef. Aşağı yukarı altı senedir başka bahara erteliyoruz, elektrikli traktör hayalini. Ne zaman gerçekleşir bilemiyoruz ama bildiğimiz bir şey var, o da; hâlâ çiftçimizin en büyük giderinin mazot olduğudur. Keşan ovasında gördüğümüz, yine o dizel motorların dumanıdır. Gerçek olan bu.
Çiftçilerimizin belini büken mazot maliyetlerinden bir an önce kurtulması, bizim de en büyük arzumuzdur ve temennimizdir hiç şüphesiz. Tabii ki, bu teknoloji tarlalara inene kadar çiftçimizin en büyük yardımcısı, destekçisi de ‘devlet destekleri‘ olacaktır, olmalıdır, vesselâm.










































