Reklam
Reklam

“KÖY ENSTİTÜLERİ, ‘FİKRİ HÜR, VİCDANI HÜR, İRFANI HÜR’ NESİLLER YETİŞTİRMENİN SOMUT KARŞILIĞIDIR”

“KÖY ENSTİTÜLERİ, ‘FİKRİ HÜR, VİCDANI HÜR, İRFANI HÜR’ NESİLLER YETİŞTİRMENİN SOMUT KARŞILIĞIDIR”
  • 17.04.2026
Reklam

Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanı Anıl Çakır, Köy Enstitülerine ilişkin yaptığı açıklamada, bu modelin Türkiye’nin en cesur ve en vizyoner projelerinden biri olduğunu vurguladı.

Çakır, Köy Enstitülerinin Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği çağdaşlaşma rotasının; İsmet İnönü’nün devlet aklı ve Hasan Âli Yücel ile İsmail Hakkı Tonguç’un eğitim devrimi anlayışıyla hayata geçtiğini belirtti.

İlçe Başkanı Anıl Çakır açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Köy Enstitüleri, Cumhuriyetimizin en cesur ve en vizyoner projelerinden biridir. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği çağdaşlaşma rotasının, İsmet İnönü’nün devlet aklıyla ve Hasan Âli Yücel ile İsmail Hakkı Tonguç’un eğitim devrimi anlayışıyla ete kemiğe bürünmüş halidir. Bu model, yalnızca öğretmen yetiştirmeyi değil; aynı zamanda köylüyü kendi kaderinin öznesi haline getirmeyi, üretimle eğitimi buluşturmayı ve toplumsal kalkınmayı tabana yaymayı hedeflemiştir.

Köy Enstitüleri, ‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesiller yetiştirmenin somut karşılığıdır. Bu yönüyle yalnızca pedagojik bir başarı değil; aynı zamanda güçlü bir toplumsal dönüşüm projesidir. Bugün hâlâ tartışılıyor olması, aslında ne kadar ileri bir model olduğunun en açık göstergesidir.

Ancak üzülerek ifade etmek gerekir ki, bu büyük aydınlanma hamlesi kısa sürede tasfiye edilmiş, Türkiye’nin kendi özgün kalkınma ve eğitim modeli bilinçli tercihlerle ortadan kaldırılmıştır. Bunun bedelini ise on yıllardır eğitimde fırsat eşitsizliği, nitelik kaybı ve kırsal kalkınmanın sekteye uğramasıyla ödüyoruz.

Bugün geldiğimiz noktada, eğitim sistemimizin içinde bulunduğu tabloyu görmezden gelemeyiz. Bilimden uzaklaşan, eleştirel düşünceyi teşvik etmeyen, liyakati ikinci plana iten bir anlayışın ülkemize kaybettirdikleri ortadadır. Gençlerimizin umutsuzluğu, öğretmenlerimizin değersizleştirilmesi, eğitimde fırsat eşitsizliğinin derinleşmesi; bizlere bir kez daha Köy Enstitülerinin neden hâlâ konuşulduğunu göstermektedir.

Tam da bu nedenle, Köy Enstitülerini nostaljik bir hatıradan ibaret görmek büyük bir hata olur. Aksine, onların ruhunu, felsefesini ve yaklaşımını bugünün koşullarına uyarlamak zorundayız. Çünkü Türkiye’nin yeniden üretime dayalı, bilimsel, laik ve kamucu bir eğitim anlayışına ihtiyacı vardır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; eğitimi bir ayrıcalık değil, temel bir hak olarak görüyoruz. Her çocuğun nitelikli eğitime eşit erişimini sağlamak, öğretmenlerimizi güçlendirmek ve bilimsel eğitimi yeniden hâkim kılmak kararlılığındayız. Köy Enstitülerinin taşıdığı değerler, bu mücadelemizin en güçlü referans noktalarından biridir.

Bugünün Türkiye’sinde, ekonomik krizlerin, derinleşen yoksulluğun ve toplumsal kutuplaşmanın ortasında; yeniden dayanışmayı, üretimi ve ortak aklı inşa etmek zorundayız. Köy Enstitüleri tam da bunu başarmıştı. Halkın kendi içinden çıkan bir eğitim ve kalkınma modeliyle, umudu örgütlemişti.

Bizler, bu ülkenin aydınlık yarınlarına inananlar olarak biliyoruz ki; geçmişin en doğru deneyimlerinden güç almadan geleceği inşa edemeyiz. Köy Enstitüleri bu anlamda bir miras değil, aynı zamanda bir yol haritasıdır.

Bu vesileyle, bu büyük eğitim devrimine emek vermiş tüm aydınlarımızı, öğretmenlerimizi ve isimsiz kahramanlarını saygı ve minnetle anıyoruz. Onların bıraktığı yerden, daha kararlı ve daha güçlü bir şekilde yürümeye devam edeceğiz.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında, yeniden aklın ve bilimin ışığında, halktan yana bir eğitim sistemi kurmak bizim boynumuzun borcudur. Köy Enstitülerinin ruhu, bu mücadelenin en sağlam teminatıdır.”

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ