ORTADOĞU BATAKLIĞI… ÇIKMAKTA ZOR KALMAKTA…

İç politika açmazlarımızı konuşurken alında başımıza örülen çorabı da gözden kaçırmamakta fayda var diyorum. İçeride muhalefeti ”tam susturmanın” planları tam gaz sürerken dışarıda ise yani Ortadoğu’da ilginç sayılmayan hatta yıllardır planlanan ve olgunlaştırılan bir savaş sürecinin tam ortasına itiliyoruz.
Unutmayalım ki Pentagonun en kısa vadeli planları 30 hatta 40 yıllıktır. Bunu ABD stratejilerini bilen inceleyen herkes bilir. Ve şunu da unutmayalım artık ülkeler arası savaşlar olmayacak, çünkü ekonomik entegrasyon sonucu ülkeler arası savaş kendini vurmak gibi içselleştirildi. Ekonomik entegrasyon artık bırakın çok uluslu şirket olgusunu direkt ülkesel yatırım boyutlarına ulaştı.
Bu olgu savaşacak unsur, paralı askerden öte kendi ideolojik çıkarları uğruna Emperyallere hizmet edip sonra devre dışı bırakılacak paramiliter unsurlarla yapılmaya başlandı. Çünkü ülke halkları ekonomik çıkar uğruna kendi evlatlarının savaşlarda ölmesine karşı çıkmaya başlamışlardı.
Ortadoğu ve İslam dünyası seçildi bu görevler için. Siyasal İslam dediğimiz yapı aslında emperyal ordularından başka bir şey değildir. Düşünün ki Ortadoğu’da Kürtleri dahi sattı ABD. Gerici, çağdışı, zalim ve acımasız siyasal İslam unsurlarını kendi ordusu gibi kullanmaya başladı. Bu yapıların en önemli özelliği lider kadrosunun çok zenginleştirilip taban kadrosunu kullanmak olduğunu biliyoruz. Lider kadrosu en demokrat ülkelerde bile sayısız suçun failidirler aslında. Zenginlik piramitlerinin yıkılmaması adına her an demokrasiyi rafa kaldırırlar, kaldırıyorlar da. Çünkü suçludurlar hem kendi ülkelerinde hem uluslararası alanda. Haklarında bekletilen mahkeme dosyaları bunun kanıtıdır. Kullanılacaklar ve bir kenara atılacaklar.
İŞID bugün Suriye’de yönetimdedir ve en aşağılık kurallarla halkı ezmekte. Güçlenmesine daha da izin verip Irak rejimini ve giderayak İran rejimini devirmek adına yetiştiriliyorlar. Aslında sac ayağı 3 ülke var. ABD, İsrail ve Türkiye. Bu 3 ülkenin uyumu Amerika Birleşik Devleti’nce sağlandı yıllar önce. Bakmayın bazı kayıkçı kavgalarına. İran vurulacaksa bu sac ayağı kullanılacak ve kullanılıyor da. Sadece sürecin olgunlaştırılması bekleniyor.
Ve Türkiye bu kirli savaşın hem destekleyicisi ve hem de hedefi konumunda. Çıkarlarını liderlerinin çıkarları altında gören her ülke aslında batmaya yok olmaya mahkum. Siyasal İslam elmanın kurdu gibidir. Hem seni iktidar yapar sonra ipleri kimin elindeyse tek bir emirle seni vurur. İŞID’ın tüm eylemci kadroları şu an ülkemizde ve uyuyan hücreler olarak faaliyetteler.
Bakın siyasal İslam’ın hedefi ABD hiç olmadı, İsrail hiç olmadı. İran’a ve Türkiye’ye karşı bir propagandanın unsurları hepsi. Yakalanan tüm elemanlarını ifadeleri de bu yönde. Türkiye Ortadoğu da bunların bazı unsurlarını kullansa da asıl sahipleri parayı ve gücü elinde tutanlarda her zaman.
Başımıza çorap örülüyor ve biz bununda farkındayız. Ama yönetim kadroları şahsi ikballerini terk edemiyorlar çünkü aksi durumda kendileri de tutuklanacaklar, çeşitli davaların mağduru olacaklar.
Ne yapıp ne edip iktidarda kalma oyunu oynanıyor şu an. Ortadoğu kaynıyor ve üstelik bizimde ateşe benzin atmamız sağlanıyor. Ne acı ki ateşin bize yaklaştığını göremiyoruz. Emperyalizm o gün geldiğinde FETÖ’ye yaptığı gibi hizmetkarlarını ülkesine alacaktır. Onlara sonsuz imkanlar sunacaktır. Olan halkımıza ve ülkemize olacak yine. Yine bir 50 yıl toparlanma dönemi yaşayacağız belki de.
Ortadoğu tam bir bataklıktır ve Ortadoğu’da kazanan hem ABD ve hem de İsrail olacaktır. Siyasal İslam’ın kurulmaya çalışıldığı her ülke sadece yoksullaşmaya, kaynaklarını kaybetmeye, demokrasisini yok etmeye mahkumdur.
Son sözüm klasik olacak ama doğru.
KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA; YA HEPBERABER YA HİÇBİRİMİZ.















































