KEŞAN DELEGE SEÇİMLERİ…

Kimin neyi neden seçtiğiniz çok önemi olmayabilir. Ama olması beklenen şeyler açısından çok önemli. Bu ülke kan ağlıyor, fabrikaları limanları, arazileri satılmış, ormanları tarumar edilmiş yakılmış, tarımı bitirilmiş, madenleri yabancılara ve yerli işbirlikçilerine pazarlanması hem de yok pahasına… Yetmemiş emekçi ve emeklilerin maaşları öylesine tırpanlanmış ki maaşıyla insanlar kiraların dahi ödeyemez hale gelmiş.
Yani anlayacağınız yağmacı, talancı ve iftiracı bir yönetim anlayışına karşı ülke topyekûn tepki verir hale gelmiş iken, birlik ve beraberliğe çok daha fazla ihtiyacımız var iken bu delege savaşları da neyin nesi?
Delege seçiliyor, bana göre ise atanıyor. Sen kalk partiyi karpuz gibi ikiye böl, mahallere git delege yaz ve illa da beni destekle dayatmasına gir. Karşılıklı söz atışma düellosuna gir, kırgınlıkları çanak tut… Sonra birleşmenin dem vur.
Hadi oradan, önce siyaset ağalarının halka karşı örümcek gibi ördüğü ağlardan kurtulacaksın, demokrasi diyerek özgür seçimden yana olacaksın, popülist ve çıkarcı anlayıştan kopacaksın, sonra halkın karşısına çıkacaksın.
Benim olsun, benim adamım olsun anlayışına hangi siyasi kriter ya da ideolojik yaklaşımla kılıf bulacaksın; merak ediyorum.
KK ekibinizi temsil ediyorsun Özgür Özel ekibini mi?
Belediye Başkanını mı yoksa muhalif kesimi mi?
Sosyalist birikimi ve örgütlü mücadele mi?
Çıkar ve rant kurumu mu?
Söyleyin ya bu neyin parçalanışı? Sizler neyin yaşındasınız?
Hiç mi bu partide ağırbaşlı, ombudsman görevi yapacak birleştirici bütünleştirici ağır abi yok! Bu gördüğüm enerjiyi seçimlerde gösterseniz AKP oy olarak değil seçim kazanmak, yanınıza bile yaklaşamaz idi!
Şimdi görev sanırım belediye başkanı ve seçilecek ilçe yönetimi büyük bir demokrasi şöleni ile hep beraber yemek yiyip, parti örgütlenmesini her kesimin temsiline imkan veren, kırgınlıkları ortadan kaldıran, küslüğe son veren adımları atmak.
Bakın bu son şansınız… Delege seçimleri bitti. Adaylar şimdiden her yere birlikte gitsin, birlikte çalışsın, birlikte gözüksün, projelerini anlatsın ve birbirine destek versin.
Keşan’ı bir kez daha kaybederseniz, bir daha da alamazsınız. Seçilecek ilçe yönetimi ilk iş olarak tüm sivil toplum örgütlerini bir araya getirip, Keşan sorunlarına neşter vurmalı, doğru insanların doğru yerde olmalarını sağlamalı.
Sadece Keşan değil ülkenin her yerinde en büyük sıkıntı konusunda uzman yetişmiş beyinlerin doğru yerde bulunamamasıdır.
Kısaca kadro sorunu bölünmüşlükle değil birleştiricilikle kurulur. Hizmet edilecekse o işte uzmanlarla çalışılır. Elitist yaklaşımlar terk edilmelidir. Kimse hiç bir görevde sermaye gücü ile oturamaz, kimse popülizmini kullanarak göreve devam edemez. Çünkü sorun o koltuklar değil ülkedir artık.
Artık şiar şudur; “Hattı müdafaa yoktur ,sathı müdahale vardır… O satıh bütün vatandır.”
Saldırılar bugün tüm vatanadır. Kimsenin tek başına kurtuluşu yoktur… Ya hep beraber ya hiç birimiz.
Siyaset ağalarına belki de bu son ihtardır.
Umarım herkes şapkasını önüne koyar ve bir kez daha düşünür.










































