Reklam
Reklam

BİRLİK ve BERABERLİK ‘LAF’TA KALMAMALI!..

BİRLİK ve BERABERLİK ‘LAF’TA KALMAMALI!..
  • 01.09.2025
Reklam

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 39. Olağan Kurultay’a hazırlanıyor.

CHP’de Merkez Yönetim Kurulu’nun 14 Temmuz 2025’te aldığı kararıyla başlayan takvime göre yürütülen süreçte, CHP teşkilatları harıl harıl, hummalı bir çalışma içerisine girmiş durumda.

Şu sıralarda devam eden ilçe kongrelerini 5 Ekim’de başlayacak olan il kongreleri takip edecek ve 5 Kasım’a kadar tamamlanmış olacak.

Tamamlanan ilçe ve il kongrelerinin ardından CHP Parti Meclisi tarafından belirlenecek bir tarihte 39. Olağan Kurultay gerçekleştirilecek.

Şimdiden hayırlı olsun diyorum CHP’ye ve ülkemize…

Baktığın zaman, her seçim öncesinde yapılan açıklamalar, ‘Şenlik, demokrasi şöleni olacak, ben kazandım yok, biz kazandık olacak v.s…’ sözler, açıklamalar… Ne de güzel, değil mi?. Ama, istisnalar hariç, CHP’nin yaptığı kongre ve kurultay seçimleri. hiç de öyle olmuyor, olamıyor

Taraflar arasında itiş-kakışlardan tutun da kavgalara kadar giden çirkin durumlar ortaya çıkıyor.  Bunun bir yarış olduğu unutuluyor maalesef. Dışarıdan baktığın zaman dersin ki, sanki aynı partinin adayları yarışmıyor da, farklı görüşteki partilerin adayları yarışıyor.

En son örneğini de daha yeni geçtiğimiz günlerde gördük.

Keşan’ımızda yapılan ‘Delege’ seçimlerinden bahsediyorum.

Her ne kadar seçimleri, yerinde takip edemiyor olsam da, yazılı ve sosyal medyadan takip ediyorum tabii.

Konuyla ilgili gördüklerini aktaran, görüşlerini açıklayan arkadaşlarımın yazılarını ilgiyle okudum, okuyorum da…

Hemen hemen hepsinin ortak düşüncesi, ‘Birlik ve beraberliğin’ istenen, arzulanan düzeyde olmamasıydı.

Kaybeden, kazananın yanında olmuyor, olamıyor partide.

Yine de şunu belirtmiş olalım ki; yapılan mahalle delege seçimlerinde hal-i hazırda, CHP Keşan İlçe Başkanı ve tekrar aday olan Anıl Çakır ile diğer aday Doruk Sarmış’ın ve Belediye Başkanı Mehmet Özcan ile olan biriz, beraberiz mesajı veren fotoğrafları pek kıymetliydi.

Kongreler Partisi olarak da adlandırılan CHP’nin, olağan ve olağanüstü bütün kongrelerinde, kurultaylarında, (İstisnalar hariç) ve sonrasında çekişmeler, tartışmalar hiç eksik olmuyor.

Öyle ki, 2010 kurultayı mesela. Rahmetli Deniz Baykal’ın istifasından sonra tek aday olarak gidilen Kurultay’dı. Ancak kulislerde yoğun tartışmaların, gruplaşmaların ve hizipleşmelerin yaşandığını gördük. Dikkatinizi çekmek isterim, tek adaylı kurultay olmasına rağmen.

Hizipleşme demişken, aklıma geldi. CHP’nin eski genel başkanlarından olan rahmetli Bülent Ecevit, CHP’den ayrılıp Demokratik Sol Parti (DSP)’yi kurarken, eski partisinde yaşadığı iç çekişmelerin ve hizipleşmelerin de bu kararda etkili olduğu bilinen bir gerçek.

Ecevit, siyasette kin ve nefret yerine, sevgi ve hoşgörünün hakim olmasına inanırdı. Seçim kampanyalarında bile partiler arası gerilimi düşürmeye yönelik vurgular yapmıştır. Bu düşüncesi onun, aynı zamanda parti içindeki hizipleşmelerin de ne kadar zararlı olduğuna dair bir duruşu olduğunun göstergesiydi hiç şüphesiz…

Kurultaylarda ve özellikle kongrelerde yaşanan bu kavgalara, delege listelerinin, ‘çarşaf liste-blok liste’ tartışmalarının sebep olduğu söyleniyor.

  1. Olağan Kurultay mesela. Genel Başkanlık içinKemal Kılıçdaroğlu ile yarışan Özgür Özel, Genel Başkan seçildi. Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık dönemi sona erdi. Ama CHP’de yine tartışmalar bitmedi.

Hatta bildiğiniz gibi, o kurultayda yapılan ‘Usulsüzlük’ iddiaları v.s., ve açılan iptal dâvâsı.

Durum hiç de öyle kolay görünmüyor CHP’de.

Bir tarafta seçilen yeni genel başkanın Mahallî seçimlerde gösterdiği başarı, diğer tarafta, CHP’nin kendi içindeki bitmeyen çekişmeler ve önümüzdeki günlerde görüşülecek olan bir dâvâ. Yani CHP, kapatılma veya kayyum tehlikesi ile karşı karşıya olan bir parti durumunda…

Bu arada, muhafazakâr demokrat partilerin girdikleri seçimlerde başarılı olmalarının sebeplerine baktığımızda, ‘Kol kırılır, yen içinde kalır’ sözünü benimsemeleri ve çok iyi uygulamaları, bir diğeri de ‘Birlik, beraberlik’ görüntüsünün çok kuvvetli olması, aykırı seslerin pek fazla duyulmamasıdır’ diyebiliriz.

Bu iki meseleyi uygulayamamış, başaramamış siyasî partilerin, seçmende de, (En azından hatırı sayılır sayıdaki) ‘Bunlar zaten kendi içinde kavgalı. Anlaşamıyorlar. Memleketin sorunlarını nasıl çözecekler?’ sorusunu akıllara getirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz kanaatindeyim.

Her ne kadar, bazı partililer tarafından ‘Bizde parti içi demokrasi var, bunlar normaldir’ gibi bahanelere sığınılsa da, seçmenin nezdinde kabul görmediği de aşikârdır.

Netice itibarıyla, CHP’de önümüzdeki süreçte yapılacak bir olağan kurultay var. Seçmenlerin partiye olan teveccühü daha da artırılmak isteniyorsa, çok değerli olan ‘Birlik ve beraberliğin’ mutlaka sağlanması gerekiyor. Bu sadece CHP için geçerli olan bir durum da değil zaten. Bütün partiler için pek tabii ki geçerli.

Birçok kişi gibi, kongrelerde ve kurultaylarda bu görüntünün verilmesinin çok büyük önem arz ettiğini düşünenlerdenim.

Çünkü, yukarıda da belirttiğim gibi seçmen, oy vereceğini düşündüğü partide, gürültü-patırtı, itiş-kakış, kavga görmek istemiyor.

Siyasî partilerin birlik ve beraberliğini sağlayamaması, pekiştirememesi seçmenin gözünde her zaman ‘Negatif’ bir vaziyettir, vesselâm…

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ