Reklam
Reklam

OP. DR. SABAHİTTİN ÖZAKBAŞ ANISINA…

OP. DR. SABAHİTTİN ÖZAKBAŞ ANISINA…
  • 16.04.2026
Reklam

Bazı insanlar vardır; geçtikleri yollarda sadece iz bırakmazlar, o yolları yeniden inşa ederler. Dr. Sebahittin Özakbaş, Mersin’in tozlu sokaklarında, oyun oynamak yerine ekmek kavgasının içine doğmuş o küçük çocuğun azmiyle, hayatın her evresini bir “varoluş mücadelesine” dönüştüren, Trakya’nın ve Keşan’ın kaderine dokunan bir dev çınardı.

Mersin’den Şifa Dağıtan Ellere…

Onun hikayesi, imkansızlıklar içinde bir öz-disiplin destanıdır. Üniversite hazırlık kurslarının olmadığı o yıllarda, kendi başına verdiği eğitim mücadelesinde önce ODTÜ Mimarlık gibi zorlu bir kapıyı aralamış; ancak içindeki insan sevgisi ve şifa verme tutkusu onu ikinci yılında Tıp Fakültesi’ne, yani asıl sevdasına taşımıştır. ODTÜ’de kazandığı disiplin; İngilizce, fizik, kimya ve biyoloji temeli, daha sonra Türkiye’nin en yetkin beyin ve sinir cerrahlarından biri olmasının yapı taşlarını döşemiştir.

“Asistanlıktan Uzmanlığa, Uykusuz Nöbetlerin Tanığıyız”

Yollarımız Trakya Üniversitesi’nin o koridorlarında kesiştiğinde; ayda 20 nöbet tutan, her gece travmalarla, kazalarla, hayata tutunmaya çalışan nörolojik vakalarla sabahlayan o enerjik hekimi tanımıştık. Keşan’a geldiğinde ise bir ilki başlattı. Keşan’ın ilk beyin ve sinir cerrahı olarak, o dönemin kısıtlı imkanlarıyla imkansızı başardı; ilk beyin ve omurga ameliyatlarını gerçekleştirerek bölge halkına sadece tıbbi müdahale değil, umut taşıdı. O sadece bir cerrah değil, nöropsikiyatri alanında kendini sürekli tazeleyen, bilimin ışığından hiç ayrılmayan ebedi bir öğrenciydi.

“Kutsal Çarşamba” ve Halil İbrahim Sofrası

Sebahittin Ağabey demek, sadece ameliyathane demek değildi. O, yoktan var ettiği o çiftlik evinde kurulan “Halil İbrahim Sofrası” demekti. Her Çarşamba gecesi, siyasetin en derininden felsefenin en koyusuna uzanan sohbetlerin, “kendin pişir kendin ye” samimiyetinin adresiydi.

Dr. Kadem Çorbacıoğlu’nun sanat yönetmenliğinde, Dr. Hakan Demirel’in eşsiz el emeğiyle,

Müslüm Gürses’in kederinden Sezen Aksu’nun neşesine ve söylemeyi çok sevdiği Mağusa Limanı şarkısının o derin tınılarına uzanan ezgilerde, sazın, sözün, gitarın ve cümbüşün birbirine karıştığı o unutulmaz akşamlarda ruhumuzu doyururduk.

Bir Hayalin ve Ortaklığın Hikayesi: Saros Sağlık Hizmetleri

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ