Reklam
Reklam

MERKEZ’İN ZARARI VE ENFLASYON

MERKEZ’İN ZARARI VE ENFLASYON
  • 13.04.2026
Reklam

İktidara yakınlığı ile bilinen, benim de ayrı zamanlarda olmak üzere, iki dönem sayfa sekreteri olarak mesai harcadığım Yeni Şafak Gazetesi’nde, ‘yüksek faiz’ ile ilgili bir inceleme ve değerlendirme yazısı yayınlandı, geçtiğimiz günlerde. Cabir Turgut imzalı yazı, bana göre oldukça dikkat çekiciydi.

Biraz bu yazıdan ve biraz da enflasyondan bahsedelim isterseniz.

“Yüksek faiz, Merkez’i de batırdı” başlıklı yazıda, geleneksel para politikası araçlarının uygulandığı 2020 ile 2022 döneminde istikrarlı bir şekilde kâr açıklayan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)’nda, 2023 itibarıyla keskin bir kırılma yaşandığı ve tarihî zararlarla karşılaşıldığı değerlendirildi. 2023’ten itibaren paranın adresinin değiştiği belirtilerek, ‘Hazine musluğu’nun tamamen kapandığına vurgu yapıldı. Zararın temel kaynağı olarak da, öne çıkan yüksek faiz politikasının paranın yönünü Hazine’den bankacılık sektörüne çevrildiğinden bahsedildi.

‘VATANDAŞIN YÜKÜ AĞIR’

Malûmunuz üzere, 2023 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra kurulan kabinede, bozulan ekonomiyi iyileştirmek, düze çıkarmak için Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirilen Mehmet Şimşek yönetiminde bir ‘program’ yürütülüyor. Bu ‘ekonomiyi düzeltme programı’ da, muhalefet tarafından başarısız bulunuyor ve eleştiriliyor. Vatandaşın üzerindeki yükün bir türlü hafifletilememesi aksine artıyor olması, eleştirilerin fitilini ateşleyen en önemli unsur olarak görülebilir kuşkusuz. Üreticinin artan girdi maliyetleri de, bunun cabası. Sahip olunan kamu gelirlerinin üretime yeterince yönlendirilememesi, faiz gideri olarak finans sistemine aktarılması, bu problemin diğer bir doruk noktasıdır.

‘EKONOMİ GÖZLERDEKİ IŞILTIDIR’!

Bildiğimiz gibi, Mehmet Şimşek’ten önce Hazine’nin başındaki isim, Nureddin Nebati’ydi. Yani Şimşek, görevi Nebati’den devraldı.

Nebati döneminin en akıllarda kalan uygulaması ise, ‘Kur Korumalı Mevduat’ (KKM) hesabıydı. Nebati’nin bakanlığı zamanında, büyük bir âlâ ile, vâlâ ile bu mevduat hesabı kamuoyuna açıklanmıştı, değil mi? Hazine ve Maliye eski bakanı Nureddin Nebati, derler ya; ‘şahsına münhasır’ diye, işte öyle birisiydi.

Hiç unutmuyorum, TRT Haber’de yayınlanan bir programdaydı sanıyorum, ‘kur korumalı mevduat sistemi’nin olumlu etkilerinin ne zaman görüleceği’ ile ilgili bir soru üzerine, “hani hep hayal edersiniz ya; şöyle bir uyusam da, 6 ay sonra uyansam” diye… “bir uyuyun, 6 ay sonra uyanın, Türkiye’de çok farklı noktalara gideceğiz” demişti. Yani 6 ay içinde, yürüttükleri programın başarılı olacağını, işlerin rayına gireceğini söylüyordu aslında. Akıllara kazınan diğer sözleri de, CNN Türk’te yayınlanan ‘Tarafsız Bölge’ programındaki söyledikleriydi. Bakan, “ekonomi rakam işi değil, ekonomi güven işi, ekonomi beklenti işi, ekonomi gözlerdeki ışıltıdır” demişti. Bu sözlere karşılık Ahmet Hakan da, ‘sizin gözlerinizde bu ışığı görüyorum’ şeklinde karşılık vermişti… Bir de, Nebati dönemi denince, ne yalan söyleyeyim, telâffuz etmekte zorlandığım, ‘epistemolojik’ kelimesi geliyor aklıma. Hafızalarda kalan hareketi ise, bir defasında, Cumhurbaşkanı’mızın kameralar önünde açıklama yaparken, kadraja girmek için ön sıralara doğru hareketlendiği ve Binali Yıldırım’ın yanına geçmeye çalıştığı görüldü. Görüntülerdeki bu ‘kadraja girme çabası’ imajı, bakanlık döneminin en çok hatırlanan magazinel anlarından biri olarak kaldı.

‘RASYONEL ZEMİNE DÖNÜŞ’
Neyse, konuyu daha fazla dağıtmadan, demek istediğim şudur ki; Nebati dönemindeki

“Türkiye Ekonomi Modeli” olarak adlandırılan programın, enflasyonla mücadelede başarılı olamaması (bazı görüşlere göre ise kısmen de olsa, KKM’nin faydalı olduğu belirtildi) görüldü ki, bakanlık görevini devralan Mehmet Şimşek, rasyonel zemine dönme mesajı vermişti ve şeffaflık, öngörülebilirlik, tutarlılık ilkelerini vurgulamıştı. Daha sonra da KKM, kademeli olarak sonlandırıldı zaten.

Bu arada, şunu da belirtmiş olayım; KKM’nin, faydalı olduğu veya olamadığı bir kenara ama anladığım kadarıyla, kur farkı ödemelerinin önemli bölümünün Merkez Bankası üzerinde kalması ve KKM’nin tasfiye sürecindeki kur farkı meblağlarının, bankanın geçtiğimiz yıl büyük zarar etmesine sebep olduğu şeklinde.

‘YAPISAL REFORMLAR ŞART’!

Öte yandan, bir zamanlar Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile beraber yol yürüyen ve şimdilerde, DEVA Partisi Genel Başkanı olarak siyasette yer alan Ali Babacan’ın açıklamalarını da önemli buluyorum. Çünkü, AK Parti’deyken yürüttüğü ‘Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı’ döneminde yakalanan bir başarı vardı ve enflasyon kontrol altındaydı. Türkiye’de onun zamanında iyi bir dönem yaşandığı aşikârdır. Onun için açıklamaları, hep dikkatimi çekmiştir şahsen. Israrla ‘yapısal reformlar’dan bahsediyor Babacan. “Bu reformlar olmadıkça, devlet tasarruf etmedikçe, öngörülebilir politikalar uygulanmadıkça ve hukuk devletinin gereği yerine getirilmedikçe, enflasyonu düşüremeyeceksiniz” diyor. Hatta dahası da, hükûmetin enflasyon hedeflerini sürekli güncellemesini de eleştirerek, ‘ağızlarıyla kuş tutsalar, Türkiye’nin ekonomisini düzeltemezler’ gibi, iddialı sözler sarfediyor. Babacan’ın görüşleri böyle.

Uzun lâfın kısası; netice itibarıyla inanıyorum ki, iyi niyetle yürütülen bir ‘ekonomiyi düzeltme’ çabaları var. Gönül arzu eder, yürütülen program başarıya ulaşsın ve üretici, tüketici, emekli, işçi, çiftçi v.s. rahatlasın. Dar gelirliyi ferahlatacak (Asgarî ücretliye ara zam yapılması gibi) adımlar atılsın, vesselâm.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ