Reklam
Reklam

“GERİCİLİK, ŞİDDET, KADIN DÜŞMANLIĞI YETER! GÖNDERELİM”

“GERİCİLİK, ŞİDDET, KADIN DÜŞMANLIĞI YETER! GÖNDERELİM”
  • 24.11.2022
Reklam

SOL Parti Keşan İlçe Başkanı Ali Erol Durmaz, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü nedeniyle yazılı bir basın açıklaması yaptı.

Durmaz, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde eşitliğin, özgürlüğün, laikliğin sesini yükseltmeye, mücadeleye çağırdı.

Ali Erol Durmaz’ın açıklaması şöyle:

“20 yıldır ülkemizin üzerine çöken karanlığı dağıtma iradesiyle yola çıkıyoruz. Hayatları için mücadele eden bütün kadınları, özgürlükleri için mücadele eden bütün kadınları, laiklik için mücadele eden kadınları, eşitlik için mücadele edenleri bugün bir kez daha bu sefer daha güçlü ve hep beraber mücadeleye çağırıyoruz. Sorumluluğumuzun farkındayız; aydınlık, eşit ve özgür bir memleket için kadınlar burada, kadınlar mücadelede.

Eşit ve özgür bir gelecek için herkesi dayanışmaya, mücadeleye, örgütlenmeye  25 Kasımda sokakları doldurmaya çağırıyoruz.

Dinci gericilik karşısında bize sol gerek.

Siyasal, toplumsal ve ekonomik anlamda derin bir kriz ortamı içerisinde Türkiye’nin kaderini belirleyecek bir seçime doğru hızla ilerliyoruz. İktidar toplumsal desteğini kaybederek giderek dinci gerici bir azınlığın sözcüsü haline geldi. Zenginler daha da zenginleşirken ekonomik krizin yarattığı sıkışmanın, yoksullaşmanın etkilerini yine en çok kadınlar hissediyor. Kadınlar hergün en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor, şiddete maruz kalıyor, yoksullaşıyor, güvencesizlik yaşamlarımızı tehdit eden bir boyut alıyor.

Dinci gerici bir azınlık istiyor, tek adam emrediyor, mücadele ile kazandığımız haklarımız bir gecede gasp ediliyor, İstanbul Sözleşmesi feshediliyor. Bu sömürü düzenini sürdürmenin, kadınların eşitlik ve özgürlük taleplerini bastırmanın, onları denetim altında tutmanın tek yolu daha fazla şiddete başvurmak oluyor. Bu dinci gerici karanlıkla, yoksullukla, şiddetle mücadelede toplumun geniş kesimlerinin taleplerine dayanan ve çözüm önerileriyle topluma çıkış yolu gösterebilecek ana akım bir siyasetten ve muhalefet temsilinden bahsetmekse ne yazık ki mümkün değil. Ana muhalefet partilerinin geniş toplum kesimlerinin eşitlik ve özgürlük taleplerini dillendirmekten geri durduğu, hatta başörtüsü tartışmasında izlediğimiz üzere bu talepleri yok saydığı bir ana akım siyaset düzlemi en çok kadınları tehdit ediyor.

AKP ile Anayasa Yapılamaz…

İstanbul Sözleşmesi’ni anayasayı da çiğneyerek keyfi bir kararla feshedenler, 6284 sayılı yasaya saldıranlar, kadınları eve kapatmaya çalışanlar, kadın katillerini, şiddetin faillerini cezasızlıkla ödüllendirenler anayasa yapmaktan bahsediyor. Kazanılmış haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Bugüne kadar kadınların özgürlüğünü LGBTİ+’ların hayatlarını hedef alan, İstanbul sözleşmesinden medeni kanuna haklarımıza göz diken AKP ile masaya oturmuyoruz. Gerici rejimin kurucusu AKP ile Anayasa tartışması yapılamaz, reddediyoruz. Özgür bir gelecek umuduyla verilen mücadelenin taleplerini savunabilecek tek güç toplumu boğmaya çalışan gerici karanlığı söküp atacak, tarikat ve cemaatlerin devlet içersinde kadrolaşmasına son verebilecek, dayanışma ve örgütlü mücadeleyi büyütebilecek bir politika ile oluşturulabilir. Kadınlar gerici toplumsal cinsiyet rejiminin aile tartışmasını kabul etmeyecek; AKP ile anayasa yapılamaz.

Yoksulluğa mahkum değiliz…

Bir yanda şatafatlı hayatlar, saraylar, konvoylar bir yanda hayatı her gün yaşanmaz hale getiren derin bir yoksulluk ve ekonomik kriz. Bir yanda devletin tüm kaynaklarının aktarıldığı tarikatlar, cemaatler bir yanda işsizlikle boğuşan kadınlar ve gençlik. Bu karanlık tablonun içerisinde hayatlarını kurmaya çalışan bütün kadınları yan  yana gelmeye çağırıyoruz. Bu düzen kadınlar için daha fazla yoksulluk ve eşitsizlik demek kabul etmiyoruz, hep beraber reddedelim. Bir avuç para babasına memleketi teslim etmiyoruz, etmeyeceğiz.

Kamusal haklarımız için mücadeleye…

Pandemiyle birlikte derinleşen krizin temel noktalarından biri de hizmetlere olan erişimin piyasa koşullarına teslim edilmesinin yarattığı yıkım oldu. Bakım emeğinin aileye, ailede kadına ve özelleştirmeler aracılığıyla şirketlere teslim edilmiş olması eğitim, sağlık çocuk ve yaşlı bakımı gibi hizmetlere ulaşamadığımız bir tablo yarattı. Yaklaşık 13 milyon kadın bakım hizmetine ulaşamadığı için istihdamdan çekilmek ya da hiç istihdama girememek durumunda kaldı, eve kapandı, bağımlı bir yaşama mahkum edildi.

Bu karanlığa, eve kapatılmaya razı olmayacağız. Kamusal her alanda var olacağız, kamucu politikaları savunacağız, herkes için eşit ve erişilebilir, kamusal ve laik eğitimi, sağlık ve bakım hizmetlerini savunacağız; Kreş hakkı, ücretsiz sağlık hakkı, ücretsiz ve eşit ve laik eğitim hakkımız, kazanacağız.

Özelleştirmelerin ve hizmetlerin pahalılığının yanı sıra dinci gerici politikalarıyla AKP iktidarı başta eğitim olmak üzere sağlık ve barınma haklarımızı tamamen dinci gerici vakıflara ve cemmatlere teslim etmiş, müfredatı baştan aşağı gerici toplumsal cinsiyet rejiminin eşitlik ve bilim düşmanı safsatalarıyla doldurmuştur. Bu koşullar altında kamusal ve laik eğitim, sağlık ve bakım hizmetlerinin eşit ve erişilebilir olmasını istiyoruz.

Kadına yönelik şiddete karşı bir aradayız…

Kadına yönelik şiddetle mücadele ülkemizin kanayan yarası konumunda. Her gün kaybettiğimiz kız kardeşlerimiz canımızı yakarken birincil sorumlular, kadınların haklarına göz dikmiş durumda. Ancak unutulmasın ki hayatları için mücadele eden kadınların mücadelesi geleceği kuracak güçtedir. Ne AKP ile anayasa yaparız ne de İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçeriz.

Tek adama karşı kadınlar kazanacak, gönderelim…

Haklarımızı, bedenlerimizi, emeğimizi, yaşamlarımızı, geleceğimizi zapturapt altına almaya çalışan tek adam rejimine karşı kadınlar var. Brezilyada cehennemin kapısını kapatmayı başaran kız kardeşlerimizin yolunda memleketimizi cennete çevirme kararlılığıyla yürüyüşümüze güç vermeye çağırıyoruz.

25 Kasım’da Sokaklardayız…

En karanlık günlerde memlekete umut olan kadınlarız. Bugün bir kez daha kadına yönelik şiddeti durdurma kararlılığıyla 25 Kasımda sokaklardayız. Hayatlarımızı çalmaya çalışan karanlığı tanıyoruz, bizi yoksulluğa mahkum edenleri tanıyoruz. Şimdi bir kez daha sesimizi yükseltelim.

Eşitlik, özgürlük ve laiklik için birleşelim bu karanlığı hepberaber gönderelim

Her evde, her sokakta, her kampüste, her mahallede yürüyüşümüzün sesi yankılansın. Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın mücadelemiz.

Şiddete Karşı Yalnız Değiliz…

Haklarımızdan Vazgeçmiyoruz, Eşitlik istiyoruz!

Hergün kaybettiğimiz kız kardeşlerimiz canımızı yakarken birincil sorumlular, kadınların haklarına göz dikmiş durumda. Ancak unutulmasın ki hayatları için mücadele eden kadınların mücadelesi geleceği kuracak güçtedir. Ne AKP ile anayasa yaparız ne de İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçeriz.

* İstanbul Sözleşmesi ve 6284 derhal ve etkin şekilde uygulansın!

* İşyerinde cinsel taciz, istismar ve tehdite karşı korunmak için ILO 190 sözleşmesi imzalansın!

*Ekonomik özgürlük kadınlar için yaşamsaldır insanca, onurlu yaşayacak gelir istiyoruz

* Kadının beyanı esas alınarak cezasızlığa karşı etkin soruşturma yürütülsün!

*Şiddete uğrayan kadınlar ve çocuklar için barınma ve sığınma merkezleri yaygınlaştırılsın

*Her mahalleye ve iş yerine  kreş istiyoruz.

*Güvenle sokağa çıkabilmek istiyoruz. Kentler/sokaklar aydınlatılsın. Kamu ulaşımı/toplu taşıma yaygınlaştırılsın.

*Üniversiteli genç kadınların okuyabilmek için güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalmaları eğitimde eşitlikle bağdaşmadığı gibi her türlü şiddete de kapı aralamaktadır. Kamusal eğitim hakkının önündeki tüm engeller kaldırılsın.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ