“HAKKIMIZ OLAN MAAŞLARI, İKRAMİYE VE DİĞER SOSYAL HAKLARIMIZI İSTİYORUZ”

Tüm Emeklilerin Sendikası Keşan Temsilciliği tarafından, bugün “Biz emekliler lütuf değil, hakkımızı istiyoruz” sloganıyla yürüyüş ve basın açıklaması düzenlendi.
Yürüyüş saat 16.00’da Keşan Kent Müzesi önünden başladı. Sendika üyelerinin yanı sıra çok sayıda vatandaşın da katıldığı yürüyüş, Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı önünde son buldu.
Cumhuriyet Meydanı’nda, Tüm Emeklilerin Sendikası Keşan Temsilciliği tarafından basın açıklaması yapıldı.

“YA İNSANCA YAŞAYACAĞIZ, YA DA MEYDANLARI ISITACAĞIZ!”
Yapılan basın açıklaması şöyle: “Sevgili mücadele arkadaşlarım, bizimle dayanışma gösteren kurum, kuruluş temsilcileri, değerli dostlar ve basınımızın değerli temsilcileri.
2026 yılı bütçesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülüyor. 2026 yılı bütçesinde sunulan giderler 18 trilyon 929 milyar lira, gelirler ise 16 Trilyon 200 milyar liradır. 2026 bütçesinde biz emekliler, asgari ücretliler, çiftçiler, kamu çalışanları, esnaf kısacası halk olarak bizler yokuz.
2026 Bütçesinde “Teşvik ve vergi muafiyetleri var, yandaş sermayeye kıyak var” 18 trilyon 929 milyar liralık bütçede daha başlangıçta 2 trilyon 700 milyar lira açık verileceği belirtiliyor. Ancak aynı bütçede yandaşlara 3 trilyonluk 600 milyar liralık vergi muafiyeti de yer alıyor. 2026 bütçesindeki vergi muafiyetinden vazgeçilse 2026 yılı bütçesi yaklaşık olarak 1 trilyon lira fazla verecek.
Bugün TBMM de tartışılmakta olan bütçede biz emekliler ve emekçiler için aylık azami %15-20 arası zam hedefleniyor. Oysa yandaşlara vergi muafiyeti olarak verilecek olan 3 trilyon 600 milyar lira 16 milyon emekli, dul ve yetime verilse hiçbir yüzdelik artışa gerek duymadan her birimizin aylık maaşı 18.750 lira artmış olacak. Kısacası bütçede para yok söylemleri koca bir yalandır.

Her zaman olduğu gibi bu yılda yıllık bütçenin oluşturulmasında bütün mesele tercih meselesidir. 2026 bütçesinde tek sorun yandaşa peşkeş çekilen 3 trilyon 600 milyar liralık vergi muafiyeti de değildir. Bunun yanına hasta garantili şehir hastanelerine, yolcu garantili hava alanlarına, araç garantili oto yollara, köprülere ve rantiyecilere ödenecek yıllık 2 trilyon 700 milyar liralık faiz eklenince ortaya devasa bir meblağ çıkmaktadır. Siyasi iktidar tercihini bu yandaşlarından yana değil de emekli, emekçi, asgari ücretli, kamu çalışanı, çiftçi, üretici ve esnaftan yana kullansa bugün ülkemizde okula aç giden veya gece yatağa aç giren çocuk, çöpten yiyecek toplayan emekli, borcunu ödemek için tarlasını veya traktörünü satan çiftçi, kepengini kapatmak zorunda kalan esnaf kalmayacak.
Siyasi iktidar çıkardığı 5510 Sayılı Yasa ve TÜİK aracılığıyla biz emeklileri açlık ve sefaletin girdabına sokmuştur. 2002 yılında en düşük emekli maaşı ile sekiz buçuk çeyrek altın alınıyorken bu gün için en düşük emekli maaşı ile bir buçuk çeyrek altın alınıyor.
Ancak bu çok iyi bilinmelidir ki biz emekliler bu sefalet düzenine teslim olmayacağız. İnsanca yaşamak en doğal hakkımızdır.
Hele hele Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Naci Kaya’nın emeklilerin düşük maaş almaları ile ilgili açıklaması evlere şenlik. Naci Kaya’ya göre biz emeklilerin suçu¸ fazla uzun yaşamamızmış. Eskiden emekliler 50 yaşında ölüyormuş, şimdi 78 yaşına kadar yaşıyormuşuz. Bu nedenle maaşlar düşükmüş.
Ey Naci Kaya! Birazcık onur ve vicdan sahibiysen o koltuktan kalk ve derhal istifa et. Ailenin boğazına giden maaşını bizlerin ödediği vergilerden alıyorsun. Aldığın maaş sana helal değildir. Haram lokmayı çocuklarının boğazından geçirme. Derhal istifa et!
Bu ülkenin onuru olan 16 milyon emekli olarak bizler; on yıllarca emeklerimizi, alın terlerimizi bu ülkenin değerlerini yeniden, yeniden üretmek için ortaya koyduk. Yıllarca rahat yaşayacağımız emeklilik günlerinin hayallerini kurarak yaşadık. Boğazlarımızdan kıstık, göz bebeklerimiz çocuklarımızın gerektiğinde en temel ihtiyaçlarını almadık ama emeklilik primlerimizi ödedik. Bugün biz emeklilere dayatılan bu açlık, yoksulluk, sefalet ile onurlarımızı inciten bu yaşam biçimi reva mı?
Emekliler olarak iktidara sesleniyoruz;
Seçimden seçime hatırlanıp ağzına bir parmak bal çalınca torbada keklik görülen emekliler dönemi bitti. Siyasi iktidara atalarımızın sözleri ile sesleniyoruz; ‘Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz.’ , ‘Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner.’ 31.Mart 2024’te sarı kartı gösterdik. Şimdi sıra kırmız kartta.
Bugün ülkemizde milyonlar aç, milyonlar yoksul ve sefil vaziyette yaşıyor. Yoksulluk sınırı 93 bin lira, açlık sınırı 27 bin liraya dayandı. En düşük emekli maaşı 16.881 lira, yetim ve dul aylıkları bunun çok çok altında. Asgari ücret 22.104 lira yani milyonlarca emekli, dul, yetim ve asgari ücretli açlık sınırının altında bir gelirle yaşamaya mahkum edilmiş durumda.
Artık Yeter!
Biz emekliler; Milyonlarca emekliye ‘Sus, razı ol, kaderine boyun eğ’ denilen bu düzene hayır diyoruz!
*İnsanca yaşamak için hakkımız olan maaşları, ikramiye ve diğer sosyal haklarımızı istiyoruz.
*Sağlık, barınma, gıda, ulaşım gibi en temel insan haklarımızdan vazgeçmiyoruz.
*Biz emeklileri yok sayan, bölmeye çalışan, itibarsızlaştıran anlayış ve politikaları şiddetle reddediyoruz.
Emekliler olarak mücadelemiz;
Çocuklarımız ve torunlarımızın insanca yaşayacakları bir ülke için,
Sermayeye değil, halk için bütçe için,
İnsan onuruna yaraşır bir yaşam için,
Halk ile birlikte irademize sahip çıkmak için,
En doğal hakkımız olan sendikal hakkımızı söke söke almak için,
Bize dayatılan açlık, yoksulluk, sefalet düzenini değiştirmek için,
Atatürk devrim ve ilkelerini yaşatmak, Cumhuriyet değerlerimizi geri kazanmak için.
Tam bağımsız, demokratik, laik CUMHURİYETİ yeniden kurmak içindir.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber hiç birimiz.
Yaşasın örgütlü mücadelemiz.
Yaşasın Tüm Emeklilerin Sendikası.”










































