KİMSENİN AYAKKABISI ARTIK TAKILMAYACAK!..

Bursa-Keşan yolu boyunca uzanan bereketli tarım arazilerinin arasından araç ile, adeta süzülerek yol almak, çok keyifli bir yolculuk gerçekten.
Hasadı yapılmış buğday tarlalarını ve hasadı yapılmaya hemen hemen hazır, yani eli kulağında ayçiçeği veya başka bir deyişle gün döndü, güne bakan gibi isimlerle de adlandırılan tarlaların arasından geçince, Cahit Sıtkı Tarancı’nın, ‘Memleket isterim’ adlı o güzel şiiri geldi aklıma.
Tarancı, şiirinde;
Memleket isterim,
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun,
Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim,
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun,
Kardeş kavgasına nihayet olsun.
Memleket isterim,
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun,
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim,
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun,
Olursa bir şikayet ölümden olsun.
Diyor ya;
İşte zihnimde canlandırarak, yani gözümde hayal ederek, tasavvur ederek, görselleştirerek yaklaşıyorum memleketim Keşan’a.
Ne kadar da özlemişim memleketimi.
Yaklaştıkça bir huzur, bir heyecan kaplıyor içimi. İyi işlerin, iyi çalışmaların olduğunu, güzel hizmetlerin yürüdüğünü görmek en büyük temennim olur.
Her zaman daha köyüme gitmeden, Keşan merkezine uğrarım mutlaka. Kabaca da olsa, belediye yönetiminin hangi siyasî partiden olup olmadığını hiç düşünmeden, ne tür hizmetler yapılmış, yapılıyor, gayr-i ihtiyari bakarım.
Yine öyle oldu. Arabamı belediye binasının da olduğu, çok amaçlı pazaryerinin altındaki kapalı otoparka park ettim. Eleştiri ile başlamak istemezdim ama, ‘Nedir bu otoparkın hali?’ diye düşünmeden edemedim. Otoparkta araç park etme alanı çizgileri silinmiş, zor görünüyor. Aydınlatma yok denecek kadar kötü mesela.
Yine otoparktaki tuvaletlerin vaziyeti ne öyle?..
Evet, önceki dönem, çok daha kötüydü. Bu dönemde bir çalışma ve tadilat yapıldığı besbelli. Tamam da, lavobaların muslukları plastik, evet doğru duydunuz, plastik ve ‘vana’ tarzında. Açık söyleyeyim, hiç yakıştıramadım şahsen bu durumu Keşan’ımıza…

Geçen sene yapılan çarşı merkezinin 1 etap yol ve kaldırım yenileme çalışmalarının ardından bu sene 2 etap çalışmalara biraz geç başlanmış olsa da, epey mesafe alındığını görmek mutlu etti beni. Belediye çalışıyor. Kunduracılar Çarşısı’nı da gezdim, gördüm. Güzel olmuş. Umarım bundan sonra kimsenin ayakkabısı takılmaz da, zarar görmez.
Önder Caddesi’ndeki yapılan işleri görmek istedim. Çalışmalar süresince, caddedeki esnaf için verilen rahatsızlık, sıkıntı, biraz fazla oldu galiba ama ortaya çıkan sonuç güzel olmuş. Beğendim, diyebilirim. Şimdi çalışma sırası, İsmet İnönü Caddesi’ne gelmiş. Kolaylıklar diliyorum. Hiç şüphe yok ki, bütün bu çalışmaların ortaya çıkaracağı netice, Keşan’ımıza çok yakışacak.
Artı Çarşı’nın önünden geçerken, daha önce Ali’nin oturduğu (Keşan’lı Ali’nin) ‘bank’a gözüm ilişti. ‘Belki Ali geri gelmiştir’ diye, heyecanlandım ama maalesef dönmemiş Ali. Gören de yok, bilen de yok. Aklıma geldi, hatta bir seferinde Ali’nin yanına oturdum da sohbet etmiştik. Keşan hakkında konuşmuştuk. Daha doğrusu ben konuştum, Keşan’lı Ali dinledi. Tabii ki bana cevap ver(e)medi.
Anladım ki, Keşan’ı terkeden, Keşan’lı Ali, artık gelmeyecek geri…









































