SAVAŞIN KAZANANI KİM?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) – İsrail’in, 28 Şubat’ta İran’a saldırıları ile başlayan savaşta, Pakistan’ın girişimleri ile 8 Nisan’da 15 günlük ‘ateşkes’ sağlandı. Bu iyi bir şey tabii ki ama çok kırılgan bir durum. Çünkü bu, silâhların tamamen sustuğu anlamına gelmedi, ne yazık ki!..
Daha ateşkesin ilân edildiği ilk gün, İran’da bazı stratejik noktalar vuruldu. Ateşkes var mı, yok mu? Tam olarak anlaşılmış da değil aslında. Çünkü İsrail, Lübnan’da saldırılarına devam ediyor. Sadece bir günde, 250-300 kişiye yakın insan öldürüldü.
GÜÇLÜNÜN ZAYIFI EZDİĞİ BİR DÜZEN!
Bu arada anlaşmada, bir belirsizlik olduğu ortaya çıktı. Yanlış anlaşılmalar da diyebiliriz. İran, “İsrail anlaşmayı ihlâl ediyor, bozuyor” derken, İsrail ise anlaşmada, “Lübnan bombalanmayacak, Lübnan’a da saldırılar duracak” diye bir madde olmadığını iddia etti.
Ne kadar ilginç ve tuhaf bir durum değil mi? Anlaşma maddelerinde yokmuş. Ne yani, Lübnan’a saldırmamak için, bir anlaşma maddesi mi olması lâzım? Böyle bir durum İsrail’e, egemen bir devlete saldırı hakkı mı veriyor? Nereden alıyor bu hakkı? Yoksa, yeni dünya düzeni dedikleri bu mu? Birleşmiş Milletler (BM) devre dışı bırakılmıştır. Güçlünün zayıfı ezdiği, ‘orman kanunları’ mı geçerli olacak, yeni düzende?
TARAFLARIN KAYIPLARI AĞIR
40 gün boyunca devam eden bu geniş kapsamlı çatışmaların bilançosuna baktığımızda ise, hem insan gücü hem de askerî ekipman, teçhizat olarak her iki taraf için de ağır kayıplar olduğunu görüyoruz.
Bazı kayıplardan bahsedelim biraz isterseniz: İran tarafında, başta eski dinî liderleri Ali Hamaney olmak üzere, aralarında üst düzey askerî liderlerin de bulunduğu 1500 ile 3000 arası güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Sivil kayıplar ise, maalesef bu sayının üzerinde. İran resmî kaynakları ve uluslararası gözlemciler böyle söylüyor. İran’ın elindeki balistik füze stokunun da yaklaşık olarak %30 ile %50’sinin imha edildiği veya kullanıldığı belirtiliyor. Savaşın başında ise balistik füze sayısının, 2500 civarı olduğu tahmin ediliyordu. Sınırlı sayıdaki savaş uçaklarının bir kısmının yok edildiği ayrıca, 20 savaş gemisi ve bir denizaltının batırıldığı ifade ediliyor. Bazı altyapı tesislerinin de büyük zarar gördüğü söyleniyor.
ABD’nin kayıplarına baktığımız zaman ise, savaşın başlangıcından beri, 13-15 Amerika askerinin hayatını kaybettiği bildiriliyor. Askerî silâh olarak da, 3 adet F-15 savaş uçağını kaybetti ABD. En az bir F-35’in de, hasar alarak acil iniş yaptığı ve 10’dan fazla MQ-9 Reaper İHA’sının kaybedildiği açıklandı.
Bütün bunlara ilâve olarak, iki yakıt ikmal uçağının havada çarpıştığı ayrıca dünyanın en büyük uçak gemilerinden biri olan USS Gerald R. Ford’da yangın çıktığı ve geminin bölgeyi terk ettiği görüldü.
SAVAŞIN MALİYETİ ÇOK BÜYÜK!
Bu savaşın en dikkat çekici noktalarından biri de, kullanılan mühimmat yoğunluğudur. İran, ABD üslerine ve İsrail’e binlerce füze ve İHA fırlattı. ABD tarafında ise, İran’ın füzelerini vurmak için kullanılan patriot gibi ‘önleyici’ füzelerin maliyeti, korkunç boyutlara ulaştı.
İşte, bütün bu olup-bitenlerin, gürültü ve patırtının sonucunda, kırılgan bir ateşkes yürürlüğe girdi. ABD Başkanı Trump, “biz kazandık” derken İranlı yetkililer de, “biz kazandık” açıklamasında bulundu. Hatta ve hatta İran’da, ABD-İsrail’i protesto gösterileri ile birlikte, zafer kutlamaları da yapıldı.
Klâsik bir lâftır; “savaşın kazananı olmaz” diye. İllâ ki, doğrudur ama yine de kazananların var olduğuna inanıyorum. Büyük silâh tüccarları, faiz sektörü ve bir takım spekülatif sektörleri, kazananlar olarak görebiliriz. Kaybedenler ise oldukça fazla. Hukuk kaybetmiştir. Dünya ekonomileri kaybetmiştir meselâ. Yani ‘toplumların refahı v. s. kaybetmiştir’ diyebiliriz kanaatindeyim, vesselâm.









































