BAYIR: “EMEĞİN HAK ETTİĞİ KARŞILIĞI ALAMADIĞI ASGARİ ÜCRETİN REFAHI DEĞİL YALNIZCA HAYATTA KALMAYI HEDEFLEDİĞİ BİR EKONOMİK GERÇEKLİĞİ GÖSTERMEKTEDİR”

Zafer Partisi Keşan Gençlik Kolları Başkanı Kubilay Bayır, 2026 yılı için belirlenen asgari ücret hakkında açıklamada bulunurken, hükümetin politikalarını da eleştirdi.
4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 30.143 TL’ye, yoksulluk sınırı ise yaklaşık 98.188 TL’ye çıktığını ve belirlenen asgari ücretin 28.075 TL olarak hesaplandığını anımsatan Bayır, “Türk İş verilerine göre mutfak enflasyonu yıllık bazda yüksek seyretmeye devam etmekte temel gıda ürünlerine ulaşmak her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Sorun yalnızca geçim sıkıntısı değildir. Bugün Türkiye genelinde ortalama kira bedelleri 20 bin TL seviyelerini aşmış durumdadır. Aidat, elektrik, su, doğal gaz, eğitim, ulaşım ve telefon faturaları her hanenin belini bükmektedir.” dedi.
Kubilay Bayır, açıklamasının devamında şunları dile getirdi: “Gençlerimiz bugün geçim derdinden çok, işsizlik ve güvencesizlik kıskacındadır. Üniversite mezunu binlerce genç, yıllarını eğitime vermesine rağmen işsizdir kamuya girmek isteyen gençler atama beklerken, hayatlarını sürdürebilmek için özel sektörde düşük ücretli güvencesiz ve ağır çalışma
koşullarına mecbur bırakılmaktadır. KPSS ile umutlanan gençler yıllarca bekleyişe mahkûm edilmekte, liyakat yerine torpilin konuşulduğu algısı gençlerin devlete ve geleceğe olan güvenini her geçen gün daha da zedelemektedir. Özel sektörde çalışan gençler uzun çalışma saatleri karşılıksız mesailer ve iş güvencesinin olmaması nedeniyle ekonomik olduğu kadar derin bir psikolojik çıkmazın içine sürüklenmektedir. Büyük şehirlerde bekar gençler tek başına yaşayamadığı için aynı evde 5- 6 kişi birlikte kalmakta, buna rağmen ay sonunu getirememektedir. Evlilik yuva kurma ve gelecek planları gençler için hayal hâline gelmiş, dışarıda bir kahve içmek bile gençler için lüks olmuştur. Sağlık hizmetlerine erişim de ciddi bir sorun hâline gelmiş, insanlarımız devlet hastanesine giderken dahi taksi parası bulamamakta, randevu gününe kadar hastalığıyla yaşamak zorunda kalmaktadır. Sağlık güvencesi olmayan vatandaşlarımız muayene ve tedavi için yüksek faturalarla karşı karşıya kalmakta, eczaneye gidildiğinde ise insanlar son iki kuruş parasını ilaca vermek zorunda bırakılmaktadır. Çocuklarını okula gönderen aileler için okul servis ücretleri ayrı bir yük hâline gelmiş, servis paraları birçok hanede kira ile yarışır durumdadır. Eğitim ücretsiz denilse de servis kırtasiye ve diğer masraflar aile bütçesini tamamen tüketmektedir. İşsizlik ve güvencesizlik özellikle üniversite mezunları arasında yaygın bir sorun olmaya devam etmektedir. Kamuya atama bekleyen binlerce genç özel sektörde düşük ücretler uzun çalışma saatleri ve güvencesizlikle karşı karşıya kalmakta, bu durum yalnızca ekonomik değil aynı zamanda toplumsal bir psikolojik çıkmaz yaratmaktadır.
Sonuç olarak ortaya çıkan tablo; emeğin hak ettiği karşılığı alamadığı asgari ücretin refahı değil yalnızca hayatta kalmayı hedeflediği bir ekonomik gerçekliği göstermektedir. Göstermelik ücret artışları bu sorunları çözmemektedir. Çözüm üretimi artıran planlı bir ekonomi modeline dayalı enflasyonu kalıcı şekilde düşüren tam istihdam hedefiyle istihdamı genişleten bir ekonomi politikasıdır. Bu yaklaşım Zafer ekonomisinde hayat bulmaktadır.
Gençlerine umut veremeyen emeğin karşılığını ödemeyen bir düzen uzun vadede sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından ciddi riskler taşımaktadır.”











































