“SENİ VE BIRAKTIĞIN BÜYÜK MİRASI ASLA UNUTMAYACAĞIZ”

Bazı insanlar vardır; geçtikleri yollarda sadece iz bırakmazlar, o yolları yeniden inşa ederler.
Dr. Sebahattin Özakbaş, Mersin’in tozlu sokaklarında, oyun oynamak yerine ekmek kavgasının içine doğmuş o küçük çocuğun azmiyle, hayatın her evresini bir ‘varoluş mücadelesine’ dönüştüren, Trakya’nın ve Keşan’ın kaderine dokunan bir dev çınardı.
Mersin’den şifa dağıtan ellere…
Onun hikayesi, imkansızlıklar içinde bir öz-disiplin destanıdır. Üniversite hazırlık kurslarının olmadığı o yıllarda, kendi başına verdiği eğitim mücadelesinde önce ODTÜ Mimarlık gibi zorlu
bir kapıyı aralamış; ancak içindeki insan sevgisi ve şifa verme tutkusu onu ikinci yılında Tıp Fakültesi’ne, yani asıl sevdasına taşımıştır. ODTÜ’de kazandığı disiplin; İngilizce, fizik, kimya ve biyoloji temeli, daha sonra Türkiye’nin en yetkin beyin ve sinir cerrahlarından biri olmasının yapı taşlarını döşemiştir.
“Asistanlıktan uzmanlığa, uykusuz nöbetlerin tanığıyız”
Yollarımız Trakya Üniversitesi’nin o koridorlarında kesiştiğinde; ayda 20 nöbet tutan, her gece travmalarla, kazalarla, hayata tutunmaya çalışan nörolojik vakalarla sabahlayan o enerjik hekimi tanımıştık. Keşan’a geldiğinde ise bir ilki başlattı. Keşan’ın ilk beyin ve sinir cerrahı olarak, o dönemin kısıtlı imkanlarıyla imkansızı başardı; ilk beyin ve omurga ameliyatlarını gerçekleştirerek bölge halkına sadece tıbbi müdahale değil, umut taşıdı. O sadece bir cerrah değil, nöropsikiyatri alanında kendini sürekli tazeleyen, bilimin ışığından hiç ayrılmayan ebedi bir öğrenciydi.
“Kutsal Çarşamba” ve Halil İbrahim Sofrası
Sebahattin Ağabey demek, sadece ameliyathane demek değildi. O, yoktan var ettiği o çiftlik evinde kurulan ‘Halil İbrahim Sofrası’ demekti. Her Çarşamba gecesi, siyasetin en derininden felsefenin en koyusuna uzanan sohbetlerin, ‘kendin pişir kendin ye’ samimiyetinin adresiydi.
Dr. Kadem Çorbacıoğlu’nun sanat yönetmenliğinde, Dr. Hakan Demirel’in eşsiz el emeğiyle, Müslüm Gürses’in kederinden Sezen Aksu’nun neşesine ve söylemeyi çok sevdiği Mağusa Limanı şarkısının o derin tınılarına uzanan ezgilerde, Sazın, sözün, gitarın ve cümbüşün birbirine karıştığı o unutulmaz akşamlarda ruhumuzu doyururduk.
Bir Hayalin ve Ortaklığın Hikayesi: Saros Sağlık Hizmetleri
Bu büyük serüven, 1996 yılında bir tıp merkezi olarak filizlenmeye başladı. Keşanlı hekim dostlarıyla — Dr. Mehmet ÖZCAN, Dr. Kemal KEF, Dr. Turgay TUNCELLİ, Dr. Ali Haydar YILDIRIM, Dr. Tayyar TAVŞANOĞLU, Dr. Seha ÖZDEN, Dr. Yaşar DEMİRCİ, Dr. Cem MERİÇ, Dr. Özkan ÖZVERİM, Dt. Ufuk TOPTANİ ve Dr. Kadem ÇORBACIOĞLU – omuz omuza vererek 2008 yılında özel bir hastaneye dönüşen Saros Sağlık Hizmetleri, bugün bölgeye teknolojik ve insani anlamda hizmet etmeye devam ediyor. Bu yapı, onun vizyonunun ve meslek aşkının en somut mirasıdır.
Elveda Güzel İnsan…
Meslek hayatının neredeyse tamamını Edirne ve Keşan’a adamış, bölgede dokunmadığı aile, iyileştirmediği yara bırakmamış bir ‘Hekim’ geçti bu topraklardan.
Sebahattin Özakbaş; sadece bir kurucu ortak, sadece başarılı bir cerrah değil; dostluğun, vefanın ve alın terinin en yakışıklı haliydi. Hatıralarımızda o meşhur Çarşamba gecelerinin sıcaklığı, kulaklarımızda sazının teli, kalbimizde ise bize bıraktığı o eşsiz dostluk mirası kalacak.
Toprağın bol, mekanın o çok sevdiğin sofraların en güzeli olsun. Seni ve bıraktığın büyük mirası asla unutmayacağız.











































