Reklam
Reklam

KILINÇ: “YETER SÖZ MİLLETİNDİR”

KILINÇ: “YETER SÖZ MİLLETİNDİR”
  • 15.04.2023
Reklam

AK Parti Keşan İlçe Başkanı Gürcan Kılınç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan seçim vaatlerini paylaştı.

Kılınç yaptığı yazılı açıklamada, Erdoğan’ın seçim vaatleri hakkında şu bilgileri verdi: “Siyasi ve sosyal mühendislik hesaplarıyla girişilen sayısız teşebbüs, bu ateşi söndürmeyi başaramadı.

Hamdolsun milletimiz, her seferinde iradesine sahip çıktı, istiklaline ve istikbaline sahip çıktı, yönünü aydınlık geleceğe çevirdi. AK Parti, işte bu kutlu mirasın son 21 yıldaki temsilcisi olarak, milletimizle gönül gönüle, omuz omuza tarihi bir demokrasi ve kalkınma mücadelesi yürütüyor.

Kurulduğumuz günden beri girdiğimiz her seçimi, bu çetin mücadelenin yeni adımı, yeni bir safhası olarak yaşadık.

2002 seçimlerine “Tek başıma iş başına” diyerek gittik, milletimiz bizi tek başımıza iktidara getirdi.

2007 seçimlerine “Durmak yok, yola devam” diyerek gittik, milletimiz yolumuzu tekrar açtı.

2011 seçimlerine “İstikrar sürsün Türkiye büyüsün” diyerek gittik, milletimiz tercihini istikrardan yana kullandı.

2015 seçimlerine “Sen-ben yok, Türkiye var” diyerek gittik, Türkiye’yi yanımızda bulduk.

2018 seçimlerine “Vakit Türkiye vakti” diyerek gittik, milletimizden yeni yönetim sistemimize onay aldık.

Bugün de , “Türkiye yüzyılı için doğru adımlar” diyerek, bir kez daha milletimizin huzurundayız.

Darbecilere, vesayetçilere, küresel emperyalistlere, siyasi ve sosyal mühendislik projelerine karşı milletimizle birlikte Türkiye yüzyılının kapısını aralamak için buradayız.

Hayatlarını mücadeleye adamış milletin adamlarının kiminin sonu darağacında olsa da, yüreklerde yaktıkları hak, hukuk, özgürlük, kalkınma ateşi hiç sönmedi.

Darbeciler, sürgünleriyle bu ateşi söndürmeyi başaramadı. Vesayetçilerin millete tepeden bakan kibirleri, bu ateşi söndürmeyi başaramadı. Başaramayacak.

Küresel emperyalistlerin içerideki ve dışarıdaki tetikçilerinin hoyratlıkları, bu ateşi söndürmeyi başaramadı. Bu yürüyüşün gücünü; milli mücadeleyi başarıya ulaştırıp son devletimizi kuran ve yaşatan şehitlerimizin, gazilerimizin, ebediyete irtihal etmiş büyüklerimizin manevi mirasından alıyoruz.

Bu yürüyüşün gücünü; geçmişte yaşadıkları zulümlerin, haksızlıkların, baskıların yol açtığı hak ve özgürlük hasretlerini dindirdiğimiz herkesten alıyoruz.

Bu yürüyüşün gücünü; Türküyle, Kürdüyle, Sünniyle, Alevisiyle, Romanıyla, Gayrimüslimiyle, istisnasız bu ülkenin tüm vatandaşlarını, analarının ak sütü gibi helal olan hak ve özgürlükleriyle buluşturmaktan alıyoruz.

Türkiye yüzyılı sadece bizim değil, İslam aleminden Türk Dünyasına, Balkanlardan Kafkaslara, Asya’dan Afrika’ya tüm dostlarımızın, tüm insanlığın ortak vizyonudur.

Yaşadığımız her saldırı, her felaket, her acı, bilhassa da 6 Şubat depremleri, birliğimizi daha çok sıkılaştırmamız, beraberliğimize daha çok sahip çıkmamız, kardeşliğimizi daha da güçlendirmemiz gerektiğini gösteriyor. Biz Türkiye olarak önce, altyapımızla, üretimimizle, güvenliğimizle, diplomasimizle, her şeyimizle kendi ayaklarımızın üzerinde duracağız. Ancak bunu sağladıktan sonra bize uzanan elleri tutabilir, bize el uzatanların yardımlarını kabul edebiliriz. Çünkü kanımızla, canımızla, alın terimizle kendimize vatan yaptığımız bu kadim coğrafya, binlerce yıldır olduğu gibi bugün de, tüm dünyanın gözünü diktiği yerdir.

Bu coğrafyada huzurla yaşamanın, gelecek inşa etmenin bedeli, güçlü olmak ve güçlü kalmaktır. Binlerce yıldır üzerine nice başarılar inşa ettiğimiz milli hasletlerimizin ve devlet geleneğimizin gereği olan duruş da budur.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin her bir ferdinin, bu ülkenin refahından ve demokrasisinden aynı düzeyde yararlanma hakkı olan birinci sınıf vatandaşları olduğunu söylerken, bu özgüvene dayanıyoruz.

Yaşadığımız her sınama gibi, deprem afetleri karşısında da aynı yaklaşımla hareket ediyoruz. Ülkemizin bir köşesindeki insanların evleri başlarına yıkılmışken, diğer hiçbir yerdeki insanımız hayatını hiçbir şey olmamış gibi sürdüremez. Deprem haberinin alındığı andan itibaren istisnasız her şehrimiz, her ilçemiz, her hanemiz, her insanımız mağdurların imdadına koşmak için seferber oldu.

Milletimizin gösterdiği bu samimiyet gayret, binlerce yıldır bizi diri tutan hasletlerimizin dimdik ayakta olduğunun işaretidir.

Devletimizde şartların zorluğunu kısa sürede aşarak, tüm gücü, kurumları, personeli ve imkanlarıyla deprem bölgesinde elinden gelenin fazlasını yaptı. Bu tablo, devletin milleti için var olduğu gerçeğini, her bir insanımızın yüreğine tekrar işledi. Dünyada etkileri henüz tamamen ortadan kalkmamış olan KOVİD -19 salgını, insanlığın hiç umulmadık şekilde ortaya çıkabilecek ne büyük tehditlere karşı karşıya kalabileceğini hepimiz hatırlatmıştı. Bu küresel sağlık ve yönetim krizinin, yıkıcı sonuçlara yol açabilecek tehditlerinin üstesinden, sergilediğimiz dayanışmayla gelmiştik. Aynı şekilde, son felakete göre nispeten daha sınırlı alanlarda yaşadığımız deprem, yangın, sel gibi afetlerin yaralarına da milletimizle birlikte hızla sarmıştık.

Allah’ın izniyle 6 Şubat depremlerinin izlerini de ‘kerim devlet’ anlayışıyla yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde kısa sürede sileceğiz.

AK Parti olarak karşılaştığımız her meseleyi ‘önce insan’ bakışıyla değerlendiriyor hareket tarzımızı ona göre belirliyoruz. 

Eşrefi mahlûkat olan insana hizmet etmeyen hiçbir kurumun, hiçbir kuralın, hiçbir programın, hiçbir uygulamanın bizim dünyamızda yeri yoktur. AK Parti’yi farklı kılanda bu vasıflardır.

Partimiz, kuruluşu, teşkilatlanması, üye sayısı, iktidar süresi, icraatı, uluslararası saygınlığı gibi bu tür unsurlarla dünyanın en büyük sivil teşekkülleri arasında yer alıyor. Küresel dengelerin yeniden oluştuğu şu kritik dönemde, ülkenin direksiyonunda AK Parti’nin birikimine ve etki gücüne sahip bir kadronun olması çok kıymetlidir. 

Dünya sürekli yeni meydan okumalarla kendine yön ararken Türkiye, AK Parti’nin kurumsal tecrübesi ve bizim siyasi liderliğimiz sayesinde herkesten bir adım öne geçme şansını yakalamıştır. Geçmişimizle geleceğimiz arasında kurduğumuz sağlam köprüler vasıtasıyla ülkemizi insanlığın bu muhataralı sürecinden en güçlü şekilde çıkarmanın gayreti içindeyiz. AK Parti’nin ilk günden beri verdiği mücadelenin ve kazandığı başarıların sırrını çözmek için önce partimizin bazı özelliklerini anlamak gerekir.

Türkiye’nin demokrasisi ve kalkınması konusundaki çözüm tekliflerimizin, dünyada yaşanan siyasi ve sosyal çarpıklıklara karşı yükselttiğimiz itirazlarımızın, insanlığın ortak dertlerinin ve taleplerinin sözcülüğünü yapabilmemizin, kısacası bizi diğerlerinden ayıran özelliklerimizin gerisinde, temsilcisi olduğumuz davanın kadim kodları vardır. Biz Türkiye’de sadece okul, hastane, yol, baraj gibi eserlerle sembolleşen bir kalkınma devrimi yapmakla kalmadık.

Biz asıl devrimi zihinlerde yaptık, zihniyetlerde yaptık.

Geçmişte bu ülkeye ‘karışamazsın’ denilen ne varsa hepsinde de değiştirici rol oynayabileceğimizi gösterdik. Güney sınırlarımızdan Doğu Akdeniz’e, Karadeniz’den Kafkasya’ya her yerde bunun örnekleri var.

Geçmişte milletine ‘yapamazsın’ denilen ne varsa hepsinin de olabileceğini gösterdik. Savunma sanayisinden ulaşım ve enerji altyapısına, yerli otomobilimize, uçağımıza kadar her alanda bunun sayısız örnekleri var. Üzerinde konuşlanacak Kızılelma’sı ve Bayraktar TB-3’üyle, kendi sınıfındaki dünyanın ilk insansız hava araçlarıyla donatılmış savaş gemisini hizmete aldık. Geçmişte bu coğrafyada ‘teşebbüs edilemez’ denilen ne varsa hepsinin de gerçekleşebileceğini gösterdik. Darbecilerin hüsrana uğratılmasından Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasına ve sınır ötesi harekâtlara kadar her konuda bunun örnekleri var.

Büyük ve güçlü Türkiye’ye doğru giden her adımı zihinlerde örülmüş duvarları yıkarak kalplere salınan korkuları yenerek ayaklara vurulan prangaları kırarak attık.

‘Geldiğimiz noktada, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik esaret çukuruna yeniden yuvarlanmamak için güçlü olmaktan, güçlü kalmaktan, gücünü artırmaktan başka çaresi yoktur. Üstelik buna sadece bizim değil, güvenlik ve tabiat tehditleri sebebiyle giderek dengesizleşen dünyanın da ihtiyacı var. Bu sebeple ‘Dünya 5’ten büyüktür.’ itirazımıza her geçen yıl destek bulabiliyoruz.

Bu sebeple Rusya-Ukrayna savaşında her iki tarafla da görüşebiliyor, tahıl koridoru ve esir değişimi gibi somut ilerlemeler sağlayabiliyor, barış ihtimalini masada tutabiliyoruz. Bu sebeple Libya’dan Karabağ’a pek çok yerde, tüm dünyanın seyrettiği haksızlıkların düzeltilmesi için fiilen sahaya inip netice alabiliyoruz. Bu sebeple Balkanlar’da barışın sürmesinin ve uzlaşma yollarının açık tutulmasının garantisi hâline gelebiliyoruz. 

Bu sebeple Türk Devletleri Teşkilatı gibi stratejik adımlar atabiliyor, İslam âlemiyle iş birliğimizi kimseden icazet almadan güçlendirebiliyoruz. Bu sebeple Batı dünyasıyla ilişkilerimizde teslimiyetçi değil, hakkımızı, hukukumuzu savunan dik bir duruş sergileyebiliyoruz. Sömürge ve zulüm üzerinde kurduğu güvenlik ve refah düzenini korumak için diğer toplumları asırlardır etnik ve inanç fay hatları üzerinden kontrol eden Batı’nın, artık kendi derdine düşmüş durumda… 

Ekonomik olarak yükselen ama siyasi rotası olmayan güçlerin hiçbiri, Türkiye’nin üstlendiği adalet, hakkaniyet ve vicdan üzerine kurulu misyonunu ikame edemiyor, edemez.

Emperyalistlerin terör örgütleri üzerinden yürüttüğü vekâlet savaşlarının da sonunun yaklaşıyor.

Eğer Türkiye’nin ve 21 yıldır onun yönetiminde olan AK Parti’nin bir davası, bir vizyonu olmasaydı, tüm bunları soruyorum, konuşabilir miydik? Birileri gibi, ‘Ne işimiz var Karabağ’da, Libya’da, Suriye’de, Balkanlar’da, Akdeniz’de, Afrika’da’ deseydik…

Birileri gibi ‘Bu kadar yolu, barajı, elektriği, suyu, aracı, konutu ne yapacaksanız, toprağa mı gömeceksiniz?’ deseydik, birileri gibi, herkese duymak istediğini söylesek ama vesayetin, darbecilerin, terör örgütlerinin koltuğunun altından kalkmasaydık, kısacası karşımızdakiler gibi olsaydık, burada milletimizin huzuruna alnımız ak, başımız dik bir şekilde çıkabilir miydik?”

İnşallah önümüzdeki dönemde ülkemizi ve milletimizi dünyada hak ettiği yere getireceğiz.

Böylece, coğrafyamızın ve medeniyetimizin iki asırlık hüznünü asırlar boyunca sürecek sevince dönüştürme şerefine de nail olacağız.

AK Parti’nin sadece dünün ve bugünün değil, yarının da partisi olduğunu işaret ediyor.

Yine hatırlarsanız bundan 12 yıl önce 2023 hedeflerimizi açıkladığımızda, birileri yine bize dudak bükmüştü. Bizim 2023 hedefleriyle 12 yıl sonrasına kadar uzanan program ve proje yapabilmemizi akılları almayanlar, 2053 ve 2071 vizyonlarımızı duyunca tümden zıvanadan çıkmıştı. Ülkemizi doğrudan işgal hareketi olarak gördüğümüz 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, yönetim sistemimizi değiştirecek tarihî bir reformu hayata geçirdiğimizde de aynı tepkiyle karşılaştık.

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ni yerden yere vuranlar, bugün aynı sistemi, ruhuna uygun olmayan at pazarlıklarıyla tepe tepe kullanmanın hesaplarını yapıyor. Çünkü bunların ülkenin ve milletin hayrını gözetmek gibi bir dertleri yok. Tek gayeleri, tıpkı eski Türkiye devrinde olduğu gibi, milletin derdini ve beklentisini istismar ederek bir avuç muhterise ikbal devşirmektir. Bunların siyaset derinliği, bırakınız çeyrek asırlık, yarım asırlık vizyonu, ertesi günlerini bile göremeyecek kadar sığdır.

Biz 2023 hedeflerimizle milletimize ilan ettiğimiz projelerin çoğunu hayata geçirdiğimiz gibi şimdi daha geniş ufuklara, daha büyük vizyonlara doğru yelken açıyoruz.

İşte bunun için ‘Cumhur İttifakı bir ilkeler ve mefkureler ittifakıdır.’ diyoruz.

Hiçbir ayrım olmaksızın, milletin her bir ferdinin bu aydınlık gelecekte yeri vardır.

Çünkü AK Parti, herhangi bir sınıfın, hele hele yıllarca kendini seçkin bir yerde görerek milleti aşağılayan kerameti kendinden menkul zümrelerin değil, 85 milyonun tamamının hayallerinin ortak paydasıdır. Bugüne kadar hangi partiye oy verirse versin, her bir vatandaşımızı AK Parti’nin tabii bir mensubu sayıyoruz. Sadece bugüne kadar kendisini henüz partimizin ve ittifakımızın saflarına katamadığımız, kazanamadığımız için hayıflandıklarımız var. Etnik, dinî ve kültürel kimlik siyasetiyle ülkemizi eski günlerine döndürmenin, milletimizin bünyesindeki fay hatlarını tetiklemenin peşinde koşanlar, bu birlik, beraberlik, kardeşlik siyasetini asla anlamadı, anlayamayacak.

Biz bu milleti, içindeki tüm renkleriyle birlikte kucaklamayı, farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak görmeyi, temel hak ve özgürlükleri lütuf değil asli müktesep olarak kabul etmeyi sürdüreceğiz. Tarihî tecrübemize ve irfan geleneğimize uygun şekilde, ‘insanları yaratılışta eş, dinde kardeş’ görme yaklaşımıyla vatan topraklarının her karışına hizmet vermeye devam edeceğiz.

Umudunu millet dışı her odağa, her güce, içeride ve dışarıda yaşanan her arızi gelişmeye bağlayanların da millî iradenin tercihlerine saygı duyacağı günleri göreceğimize inanıyorum. Türkiye’nin istiklaline ve istikbaline ancak siyaset kurumu bu dönüşümü tümüyle gerçekleştirdiğinde güvenle bakabiliriz. Aksi takdirde iktidarı vesayet güçlerinde arayan faşist zihniyet bitmez. Darbecilerin karşısına dikilmek yerine onlara alkış tutan demokrasi düşmanları bitmez. Terör örgütlerinin temsilcileriyle kapalı kapılar ardında pazarlık yapan muhterisler bitmez.

Devletin güvenlik güçlerinin canları pahasına yakalayıp yargısının cezaevine tıktığı teröristleri serbest bırakma sözü veren alçaklar bitmez. Ülkesini yabancılara şikâyet eden, yatırım yapmamaları, yaptırım uygulamaları çağrısında bulunan idrak yoksunları bitmez. Daha önce de defalarca ifade ettiğimiz gibi, biz 21 yılda Türkiye’yi her alanda ileriye götürdük ama muhalefeti yerinden zerre miskal kıpırdatamadık. 

İnşallah 14 Mayıs seçimlerinin en hayırlı neticelerinden biri de ülkemiz muhalefetini bu alacakaranlık kuşağından çıkarmak olacaktır.

Cumhur İttifakı olarak seçimlere kadar gece gündüz çalışarak milletin gönlünü kazanmadıkları hiçbir ferdini bırakmayacağız. Ülkemize geçtiğimiz 21 yılda kazandırdığımız her eser, her hizmet elbette önemlidir. Ama önümüzdeki 5 yıl boyunca milletimize ne vereceğimiz, evlatlarımızın geleceği için hangi ilerlemeleri sağlayacağımız daha önemlidir.

Bu doğrultuda ilk adımımız, geçtiğimiz yılın 28 Ekiminde ‘Türkiye Yüzyılı vizyonuyla atmıştık.

Türkiye Yüzyılı’nı 17 temel başlığın üzerinde inşa edeceğimizi söylemiştik.

Türkiye Yüzyılı, şefkatin yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, üretimin yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, verimliliğin yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, istikrarın yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, kalkınmanın yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, sürdürülebilirliğin yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, huzurun yüzyılıdır.
Türkiye Yüzyılı, iletişimin yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, istikbalin yüzyılıdır.
Türkiye Yüzyılı, gücün yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, haklının yüzyılıdır.
Türkiye Yüzyılı, değerlerin yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, dijitalin yüzyılıdır.
Türkiye Yüzyılı, gençliğin yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, barışın yüzyılıdır.
Türkiye Yüzyılı, başarının yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, bilimin yüzyılıdır.’ Evet, seçim beyannamemizi de işte bu temeller üzerinde şekillendirdik.

Bugüne kadar milletimize yapmayacağımız, yapamayacağımız hiçbir şeyi söylemedik, söylediğimiz hiçbir şeyden de geri dönmedik. Meydanlarda ağzına geleni söyleyip iş başına gelince hepsini unutanların, inkâr edenlerin, tersini yapanların, vaatlerinin üzerine beton dökenlerin ülkemize ne büyük zararlar verdiğini biliyoruz. 

Varlığımızın teminatı olan değerlerimizi, Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan ve Tek Devlet ilkeleri etrafında, insanımızın refahı, huzuru ve mutluluğunun evreni, diğer çalışmalarımızın temeli olarak görüyoruz.

Sağlıkta hastaneleriyle personeliyle genel sağlık sigortasıyla hizmete erişimin kolaylığıyla dünyaya örnek olan bir seviyeye geldik. Salgın ve deprem döneminde, güçlü sağlık sisteminin işlerliğinin hep beraber tecrübe edilerek hakkının verdik. Yeni dönemde ülkenin ilaç ve tıbbi sektörlerdeki geliştirme ve üretim kapasitesini artırarak savunma sanayindekine benzer bir atılımı hayata geçireceğiz. Aile sağlığı, aile diş hekimliği, evde bakım, palyatif bakım gibi hizmetleri ülke sathında güçlendireceğiz.

Terör örgütlerinin başını sınırlarımız dışında bile ezerek suç çetelerine göz açtırmayarak asayişten taviz vermeyerek insanlarımızın geleceklerine güvenle bakabilmelerini temin ettik. Dünyanın ve bölgemizin yaşadığı sınamaların giderek ağırlaştığı bir dönemde, önleyici güvenlik çalışmalarıyla Türkiye’nin huzur ve güven adası olarak istikrarla yoluna devam etmesini sağlayacağız.

Partimize de adını verdiğimiz adaletin tüm kurum ve kurallarıyla vicdanları mutmain edecek şekilde tecellisi için çok büyük mücadele verdik.

Vesayetin ve FETÖ’cü hainlerin tasallutundan kurtardığımız adalet sistemimizin fiziki imkânlarını ve insan kaynağını geliştirdik.

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da toplumumuzun hiçbir kesimine hayat biçimi ve kimlik dayatılmasına asla izin vermeyeceğiz. Demokratik siyasetin önündeki engelleri kaldırmaya devam ederken terör örgütlerinin ve vesayet odaklarının siyasete müdahalesine de göz yummayacağız.

 Aile yapımızı tüm sapkın akımlardan korumanın yanında, her türlü maddi ve manevi destekle güçlendireceğiz. Hayata geçireceğimiz gelir tamamlayıcı aile destek sistemiyle hiçbir hanenin gelirinin belirli bir seviyenin altına düşmemesini temin edeceğiz. Aile Koruma Kalkanı Programı’yla ev hanımlarının emekliliğine destek vermekten, her ailede en az bir çalışan olmasını sağlamaya kadar pek çok uygulamayı başlatacağız.

Gençleri aile kurmaya teşvik için eğitimden istihdama, evlilikten çocuk bakımına kadar her alanda maddi katkı vereceğiz.

Bu hedeflere ulaşmak için kaynağı ülkemizin kendi ürettiği doğal gaz ve petrol gelirlerinden sağlanacak bir Aile ve Gençlik Bankası kuracağız. Yükseköğrenimdeki gençlerimize bir defaya mahsus olmak üzere cep telefonu ve bilgisayar ediniminde vergi muafiyeti sağlayacağız, ayrıca aylık 10 GB ücretsiz internet vereceğiz. Sosyal yardımlarımızı, yoksul insanlarımıza destek vermenin ötesinde, insanlarımızın yoksulluk seviyesine düşmesini önleyecek bir yaklaşımla yeniden yapılandıracağız.

Sahip olduğumuz kültür –sanat değerlerimizin, her alanda işlenmesini sağlayacak mekanizmalar kurarak, ülkemizin potansiyelini en üst düzeyde harekete geçireceğiz .

Ekonomiyi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütmeyi sürdüreceğiz. Enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürerek ülkemizi bu sorundan mutlaka kurtaracağız. Memurundan emeklisine ve işçisine kadar çalışanlarımızın ücretlerini daima enflasyonun üzerinde artırarak refah düzeylerini yükselteceğiz. Turizmde 90 milyon turist ve 100 milyar dolar turizm geliri hedefiyle yatırımı ve tanıtımı hızlandıracağız. Ülkemizin hâlen 300 bin civarında olan uluslararası öğrenci sayısını 1 milyonun üzerine çıkartarak küresel pazarın yüzde 10’unu elde edeceğiz. Bilişim ihracatında 15 milyar dolara ulaşarak ülkemizi bu alanda küresel bir merkez hâline dönüştüreceğiz. Ülkemizi 1 trilyon dolar dış ticaret hacmine ulaştırmaya yönelik hedefimize ulaşana kadar yatırıma, üretime, ihracata yükleneceğiz. Önümüzdeki dönemde yıllık 5,5 büyüme oranıyla, millî gelirimizi bu dönemde 1,5 trilyon dolara, ardından da asıl hedefimiz olan 2 trilyon dolara çıkartacağız.

Kişi başına düşen millî geliri 3 bin 600 dolardan 10 bin 600 dolara, gelecek dönemdeki hedeflerinin bunu önce 16 bin dolara, ardından da daha yüksek seviyelere ulaştıracağız. Bu büyüme sayesinde 5 yılda 6 milyon yeni istihdam oluşturarak işsizlik oranımızı yüzde 7 seviyesine gerileteceğiz. Kadın ve genç istihdamına özel önem vermeyi sürdüreceğiz.

 Kamuya işe alımları, görevin getirdiği zorunluluklar dışında mülakatı kaldırarak gençlerimizin sınavlardaki başarı sıralamasına göre yapacağız. Girişimcilerimize verdiğimiz destekle ülkemizden en kısa sürede 15 adet milyar dolar ve 5 adet 10 milyar dolar değerinde şirket çıkmasını sağlayacağız. Üretimin tabana yayılmasında çok önemli görev ifa eden KOBİ’lerimizi, büyüyen ekonomimizin lokomotifleri olarak finansmandan istihdama her alanda daha güçlü şekilde destekleyeceğiz.

Bugüne kadar hassasiyetle devam ettirdiğimiz bütçe disiplininden önümüzdeki dönemde de taviz vermeyeceğiz. Tasarım ve kriptoloji altyapısını kurduğumuz yeni nesil Dijital Türk Lirası projemizi hayata geçireceğiz.

Kalkınmanın temel alt yapısı olan enerji yatırımlarımızla, önümüzdeki dönemin sonun da enerji ithalatımızı yarıya düşüreceğiz.

Yerli ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla gelecek dönemin sonunda enerji ithalatını yarıya düşüreceğiz.

Karadeniz doğal gazının ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin tam kapasite devreye girmesi, ülkemizin enerji bağımsızlığında unutmayın bir milat olacaktır. Elektrikte hâlen 100 GB olan kurulu gücümüzü, 136 GB’ye yükselteceğiz. 

Millete en çok eser kazandırdıkları alanlardan biri olan ulaşımda, otoyol ve bölünmüş yol projeleri ile havalimanı inşaatlarını tamamlarken yeni dönemde ağırlığı raylı sistemlere vereceğiz.

Çok modlu kuzey-güney ve doğu-batı ulaşım koridorlarıyla yatırımın ve üretimin ülkenin her köşesine yayılmasını sağlayacağız. Önümüzdeki dönem internette 5G teknolojisinin nüfusumuzun tamamı tarafından kullanılabilmesini temin edecek altyapıyı kuracak, 6G teknolojisinin hazırlıklarına başlayacağız.

Dünyanın en büyük 10 uydu operatöründen biri hâline getirdikleri Türkiye’nin uzaydaki gücünü daha da artıracağız. Küresel rekabet ve küresel yenilik endekslerindeki yerini daha da yukarılara taşıyacağız.

Ülkemizi kritik teknolojilerin pazarı değil, üreticisi yapacak Millî Teknoloji Hamlemizi kesintisiz sürdüreceğiz. Millî gururumuz Togg’un üretime ve satışa başlamasıyla duyduğumuz sevinci, önümüzdeki 7 yılda 1 milyon aracı yollarda görmemizi temin ederek daha da güçlendireceğiz. 

Elektrikli araç şarj altyapısını ilk etapta 142 megavat gücüne çıkartarak bu yöndeki yatırımları ülke genelinde destekleyeceğiz.

Millî gururumuz Togg’un üretime ve satışa başlamasıyla duyduğumuz sevinci, önümüzdeki 7 yılda 1 milyon aracı yollarda görmemizi temin ederek daha da güçlendireceğiz.

Tarımsal üretimin geliştirilmesini sadece ekonomik değil, millî bir mesele olarak görüyoruz. Bunun için önümüzdeki dönemde bitkisel üretimi 132 milyon tona, su ürünleri üretimini 750 bin tona çıkaracak adımları atacağız. Üretim güvenliği amacıyla sertifikalı tohum, fide ve fidan üretimlerini artıracağız. Ekonomik ömrünü tamamlamış çaylıklarımızı daha nitelikli çeşitlerle yenileyeceğiz.

Arazi toplulaştırma çalışmalarında 100 milyon dekara çıkarak vakit, enerji, alet ve ekipman kullanımında verimliliği artıracağız.

Ülkemizin şartlarına uygun bir üretim planlamasıyla hem verimi hem çiftçilerimizin gelirini yükseltecek bir sistem kuracağız.

Su depolama hacmimizi 193 milyar metreküpe çıkartarak 80 milyon dekar araziyi sulayacak, 37 bin megavat enerji üretecek hale geleceğiz. Mera, yaylak ve kışlak alanları ıslah ederek hayvancılığımızı destekleyeceğiz. Dönem sonunda büyükbaş hayvan varlığımızı 19 milyona, küçükbaş hayvan varlığımızı 68 milyona çıkartarak vatandaşlarımızın ekonomik fiyatlarla ete erişimini kolaylaştıracağız.

Orman alanlarımızı, topraklarımızın %30’unun üzerine, verimli orman alanı miktarını da 14,5 milyon hektara ulaştıracağız.

Yeşil kalkınma hedefleriyle ülkenin doğal kaynaklarını, Türkiye’ye uluslararası alanda da avantaj kazandıracak şekilde sürdürülebilir anlayışla değerlendireceğiz. Bölgelerimizin sahip oldukları özelliklere ve imkânlara göre farklı alanlarda geliştirilmesini sağlayacak Bölgesel Gelişme Ulusal Strateji ve Bölge Planları’nı uygulamaya koyacağız. Bu yaklaşımla, bölgelerimizi ülke ekonomisi ve sosyal hayatıyla bütünleştirecek şekilde kalkınma planları yapacağız.

Dünyaya model olarak sundukları insani ve vicdani dış politikalarını istikrar, denge ve atılım hedefleriyle girişimci, etkin ve sonuç alıcı şekilde geliştirmeyi sürdüreceğiz.

Hem ülkemizin hem bölgemizin hem insanlığın huzur ve istikrar bulacağı bir dış politikayla, çok taraflılık, daha fazla iş birliği, barış, istikrar ve insani diplomasiyle Türkiye eksenini inşa edeceğiz. Son 5 yıldaki uygulama tecrübesine ve değişen ihtiyaçlara göre Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni restore ederek Türkiye Yüzyılı hedeflerimize daha fazla katkı verecek şekilde geliştireceğiz.

Evinizde, işinizde, sokakta, evladınızın okulunda, sevdiklerinizin hayatında 20 yılda hangi değişimleri gerçekleştirdiğimizi biliyorsunuz değil mi?

En düşük emekli maaşını 66 liradan 7 bin 500 liraya çıkardığımızı, bayramlarda ikramiye ücretini 2000 TL çıkardık.

Her alanda üretimi desteklerken hem istihdamı güçlendirmek hem ihracatı artırmak ve böylece ülkenin gücüne güç katmak niyetiyle hareket ettik. Etmeye de devam edeceğiz.

Milletimizin daha fazlasına layık olduğuna inanıyor, bunun için daha çok çalışmamız gerektiğini biliyoruz. Önümüzdeki seçimlerde milletimizden desteği, daha büyük reformlar yapmak, daha büyük devrimler gerçekleştirmek, daha çok eser ve hizmet getirmek için istiyoruz. Çünkü biz bugüne kadar hep başkalarıyla değil kendimizle yarıştık. Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik.”

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ