Reklam
Reklam

‘TÜRK BİRLİĞİ’NE GİDEN YOLDA BÜYÜK ADIM!..

‘TÜRK BİRLİĞİ’NE GİDEN YOLDA BÜYÜK ADIM!..
  • 13.08.2025
Reklam

Geçtiğimiz günlerde, Azerbaycan ile Ermenistan arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın ev sahipliğinde imzalanan barış anlaşması kapsamında, Türkiye’nin de açılması konusunda ısrarcı olduğu Zengezur Koridoru’nun işletme hakları 99 yıllığına ABD’ye devredildi ve adı da “Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu” olarak değiştirildi.

Adına ister “Zengezur Koridoru” deyin, isterseniz “Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu” deyin, Türkiye ve Türk Dünyası için hatta ve hatta dünya için çok önemli bir imzaydı hiç şüphesiz.

Nedir bu ‘Zengezur Koridoru’ ve niçin önemlidir?

Kısaca buna değinmek istiyorum:

Bahsi geçen bu koridor, Azerbaycan’ın ana toprakları ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ni birbirine bağlayacak olan bir ulaşım ve lojistik projesidir ve bu koridor, Ermenistan’ın Syunik (Zengezur) bölgesinden geçecek şekilde planlanmıştır.

Demiryolunun da olacağı bu hattın uzunluğunun yaklaşık 43 kilometre olacağı belirtilmektedir.

Baktığın zaman koridor, hem bölgesel hem de küresel ölçekte, çok büyük stratejik öneme sahiptir.

Türkiye ile kardeş ülke Azerbaycan’ı da birbirine bağlayacak olan koridor, aynı zamanda Türkiye’nin Türkistan coğrafyasındaki diğer kardeş Türk Cumhuriyetleri ile olan bağlantısını da güçlendirecektir. İşte bu durum, “Modern İpek Yolu” olarak da nitelendiriliyor.

Aynı zamanda bu koridor sayesinde, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Avrupa’ya uzanan ticaret yolları kısalmış olacak ve pek tabii ki, nakliye süreleri, maliyetleri düşecektir. Bu durum bölge ülkeleri arasında ekonomik kalkınmaya katkı sağlayacaktır.

Projenin hayata geçmesiyle birlikte Ermenistan’ın da ekonomik sıkışmışlığına  çözüm olacak, yani bölgedeki jeopolitik konumu değişecek, ekonomik olarak ambargodan kurtulma fırsatı yakalayabilecektir. Mesela Türkiye ile olan ilişkileri de hızlı bir şekilde düzelme eğilimine girecektir.

Beni esas heyecanlandıran konulardan bir tanesi de, bu koridorun TURAN’a yani Türk Birliği’ne giden yolda, büyük bir adım olarak nitelendirilmesidir. Tabii ki bu mesele şimdilik soyut bir mesele. Gidilecek daha çok mesafe var ama bir gün, ‘Türk Birliği’ mutlaka gerçekleşecektir. Buna inananlardanım şahsen.

Düşünüyorum da, Türkiye ile Azerbaycan’ın mevcut durumda olduğu gibi, Gürcistan veya İran üzerinden değil de Nahçıvan üzerinden karadan birbirine bağlanması, çok güzel olmaz mı? Tabii ki de olur. Netice itibarıyla, Türkistan coğrafyasına yani bir başka deyişle Orta Asya’ya kadar uzanan bir ‘Türk koridoru’ oluşturulmuş olacaktır.

Bu koridorun açılması, Türk devletlerinin bölgesel ve küresel alanda stratejik konumunu güçlendirecektir. Aynı zamanda bu durum, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) gibi oluşumların daha önemli hale gelmesine imkan sağlayacaktır kuşkusuz.

Bu koridorun açılacak olması bazı bölge ülkelerinde rahatsızlığa da sebep oldu tabii. Mesela İran. Çok endişeli İran. Hatta ‘Bu koridorun açılmasına izin vermeyeceğiz’ minvalinde üst düzey açıklamalarda da bulunuldu.

Sebebi ise, Zengezur koridoru ile İran ve Ermenistan arasındaki mevcut sınırın önemi azalabilir. Çünkü bu sınır, İran’ın Kafkasya’daki jeopolitik etkisini korumasını sağlıyor. Koridorun açılması ile İran bu stratejik konumu kaybedebilir.

Bir diğer sebep, koridorun açılması ile bölgede Türk dünyasının birliği ve gücü artacak ki, bu da İran’ı oldukça rahatsız ediyor. Çünkü İran’ın bölgeye olan etki alanını daraltma potansiyeli taşıyor.

Ekonomik kayıplar olacaktır mesela. İran, Ermenistan ile yaptığı ticaret sayesinde önemli bir gelir elde ediyor. Koridorun faaliyete geçmesiyle birlikte, Azebaycan’ın Nahçıvan ile karadan bağlanması, İran’ın Ermenistan üzerinden sağladığı ticaretin en azından bir kısmını kaybetmesine yol açabilir.

Bir başka sebep ise, koridorun yönetiminin 99 yıllığına ABD’ye devredilmesi, adının “Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu” olarak değiştirilmesi. İşte bu da,  İran’ın tepkisini daha da fazla artırmasına sebep oluyor.

Çünkü, ABD varlığının artmasından büyük endişe duyuyor İran ve kendi ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olarak görüyor.

Bütün her şeyi bir kenara koyalım. Yapılan anlaşma masasının bir tarafında Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’i, diğer tarafında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı ve ortalarında oturan ABD Başkanı Donald Trump’ın oturduğu o fotoğrafı görünce, ‘Ortada oturan kişinin Trump değil de, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olması gerekmiyor muydu?’ diye düşünmeden edemedim açıkçası.

Anlaşmaların ‘Güç’ ile yapıldığı günümüzde, her konuda çok güçlü olmak gerekiyor, vesselâm…

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ