ADALET BUNUN NERESİNDE
Yazı başlığına geçmeden önce; adaletle ilgili birkaç sözcüğü paylaşmak istiyorum:
Adalet mazlumu koruyamıyorsa o adalet değil işkencedir.
Adalet herkes için eşit olmalıdır. Hayat, o zaman yaşamaya değer olacaktır.
Adaletin olmadığı yerde, ahlâk da yoktur.
Suçlunun beraat ettiği yerde, yargıç hüküm giyer.
İki buçuk ay kadar önce: ADALET ÖLDÜ iki hafta önce de YARGI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ MI başlıklı yazılar yazmıştım. Bu haftaki yazım da yine adaletle ilgili. Son günlerde, adalet ve yargı tartışmasının fitilini ateşleyen şey, hiç şüphe yok ki; belediyelerle ilgili soruşturmaların baş aktörü olan İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek ’in Adalet Bakanı olmasıdır. Aslında bu durum hem Adalet Bakanı için hem de yargı mensupları için olumsuz etkiler doğuracaktır. Şöyle ki:
Daha önce sadece İstanbul Başsavcısı olan Akın Gürlek, şu anki durumuyla hem yargının hem de hakimler ve savcılar kurulunun başında olan kişidir. Bir yargıcın karşısına; onun yaptığı soruşturmalar sonucu tutuklanıp, davası görülen kişiler geldiğinde, bu kişi hakkında bir karar verirken; bir değil, bin değil, binlerce defa düşünmek zorundadır. Yargıç; aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık ikilemi arasında kalacaktır. Har türlü karar; taraflı siyasiler tarafından eleştirilecektir.
Hiç kimse; “Türkiye’de yargı bağımsız ve tarafsızdır” demesin. Yıllar önce; belediyeleri denetleyen Sayıştay’ın onlarca raporunu okumuştum. Sayıştay raporlarında, öyle usulsüzlükler, öyle suçlamalar vardı ki; daha sonra bu belediyelerle ilgili hiçbir soruşturma, hiçbir kovuşturma yapılmadığını okumuştum. Tabii ki olumsuz raporların çoğu, iktidar belediyeleri ile ilgili idi.
Gelelim günümüze; bugün yargının önünde davası görülen belediyelerle ilgili soruşturmalar, İBB Başkanı İmamoğlu’nun diploma iptali, uyuşturucu, fuhuş, futbolda bahis ve şike soruşturmaları sonucu yüzlerce tutuklu-tutuksuz kişi yargılanıyor.
Sormak istiyorum:
Hakkında şikâyet olan hiçbir AKP Belediyesi yok mu? Niye soruşturmada onlar yok?
İmamoğlu’nun diploma davası: İmamoğlu; yatay geçiş, sınav belgeleri, diploma kayıt defteri ve diplomasını kendisi mi imzalamış? Bütün bu belgelere imza atanlar suçlu değil mi? Onlar nerede?
Uyuşturucu, fuhuş, futbolda bahis ve şike davaları: Bu insanlar; toplumun yüzkarası bu olaylara sürüklenirken bu ülkeyi kim yönetiyordu? Devletin yetkili kurumları, olayların bu aşamaya gelmemesi için yapmaları gerekenleri yapmışlar mıdır? Burada yetkililerin sorumluluğu ve suçu yok mudur?
Yaşadığım Keşan’dan bir örnek vermek istiyorum. Keşan’ın belli bir mahallesinde, gündüz veya gece fark etmez. İki genci yolda durdurun. Muhakkak birinin üzerinde uyuşturucu bulursunuz. Bugüne kadar konu ile ilgili haberleri çok okuduk. Ama hiçbir uyuşturucu satıcısının yakalandığını, yargılandığını, ceza aldığını duymadık. Suçlu, sadece taşıyıcı ve içenler mi?
Adalet bunun neresinde sorusunu sorduran nedenlerden birisi de yargının siyasallaşmasıdır.
2013 yılında, adı 17-25 Aralık Soruşturmaları olarak anılan; aralarında dört bakanın da yer aldığı, kamu görevlilerinin görevi kötüye kullanma ve rüşvetle suçlandığı soruşturmalar yapılmıştı. Sonuç ne mi oldu? Rüşvetle suçlananlar; yargı karşısına çıkmadan, mecliste parmak kaldırılarak aklanmıştı.
Günümüze gelirsek, iktidar, belki yeni anayasa değişikliği, belki Erdoğan’ı tekrar seçtirme amacıyla, DEM Parti’yi yanına çekebilmek için, 40 bin kişinin katili olarak anılan Abdullah Öcalan’ı kurtarmak adına, mecliste Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurdurdu. Komisyon İmralı ile yapılan görüşmeler sonucu bir rapor hazırladı. Belki bu rapor doğrultusunda yapılacak yasal düzenlemelerle, yine mecliste kalkacak parmaklarla Öcalan aklanmış, yani affedilmiş olacak.
Sözcü Gazetesi Yazarı Naim Babüroğlu, 20 Şubat 2026 günlü köşe yazısında, raporda yer alan önerilerden söz etmiş. Raporda: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması, tutuksuz yargılanmanın esas alınmasına özen gösterilmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının güçlendirilmesi, kayyumluk konusunda bir düzenleme yapılması, meclise tavsiye ediliyor.
Müebbet hapis cezası almış, 40 bin kişinin katiline umut hakkı düşünülürken, AYM ve AHİM kararları eksiksiz uygulansın denilirken, AYM ve AHİM ’in HAK İHLALİ VAR dediği Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Milletvekili seçilmiş Can Atalay için neden aynı sözler dile getirilmez?
Yine raporda; tutuksuz yargılanmanın esas alınmasına özen gösterilmesi istenirken, belediye başkanları için niye böyle bir uygulama düşünülmez?
Adalet sembolü terazi heykelindeki kadının gözleri kapalıdır. Bu; adaletin tarafsız olması gerektiğini anlatır. Ancak, ülkemizde siyasallaşan yargı sisteminde; hukukun üstünlüğü ilkesi değil,
üstünlerin hukuku ilkesi geçerli kılınmaktadır. Yazımın başındaki adalet ile ilgili sözlerde: “Suçlunun beraat erittiği yerde, yargıç hüküm giyer” diye bir söz vardır. Ülkemizde yargı; siyasi kimliğe göre ceza ve beraat kararı verdiği için yargıya güven yerlerde sürünmektedir.
21.12.2014 tarihli, Keşan Önder Gazetesi’nde yayımlanan ADALET ARANIYOR başlıklı yazımı: “Yargı mensubu hukuk kuralları içinde kalarak; suçluya şahin pençesini, suçsuza melek şefkatini gösterdiği gün adalet; aranıyor olmaktan kurtulacaktır. Saygılarımla” diye bitirmişim.
Arada geçen 12 yıla rağmen, bir şey değişmemiş olacak ki: Bugünkü yazımı, o paragraftaki; “aranıyor olmaktan kurtulacaktır” kelimelerinin yerine, başka kelimeler ekleyerek bitireceğim.
Yargı mensubu hukuk kuralları içinde kalarak; suçluya şahin pençesini, suçsuza melek şefkatini gösterdiği gün; ADALET BUNUN NERESİNDE sorusu gündemden kalkacaktır.
Saygılarımla. 22.02.2012 Mehmet USLU-Emekli Öğretmen

- ADALET BUNUN NERESİNDE - 23 Şubat 2026
- ESKİ GELİBOLU CADDESİ ANILARIMDAN KESİTLER - 16 Şubat 2026
- YARGI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ MI? - 9 Şubat 2026
- BU ALİ GERÇEK KEŞANLI ALİ - 2 Şubat 2026
- GERÇEK IŞIĞINI YANSITAMAYAN FENER - 26 Ocak 2026
- NEDEN HEP AKP KAZANIYOR - 19 Ocak 2026
- ÜÇ YILDA BİRBİRİ ARDINA DEVRİLEN ÇINARLAR - 14 Ocak 2026
- UÇURUM - 11 Ocak 2026
- DAHA NE BEKLİYORSUNUZ Kİ… - 5 Ocak 2026
- ALGI YARATTILAR ALLAH İLE ALDATTILAR TERÖR İLE KORKUTTULAR - 29 Aralık 2025































