Reklam
Reklam

CAİZ Mİ DEĞİL Mİ, HELAL Mİ HARAM MI?

Mehmet Uslu
Mehmet Uslu
  • 02.03.2026

Ramazan ayında olduğumuz için bu hafta bazı dini konulara değinelim dedik.
Adına ister riyakârlık ister din sömürüsü ister din istismarı ister din ticareti deyin, her Ramazan ayı geldiğinde bunların hepsi, ülkemizde tavan yapar. Sözün özü: Din siyasete alet edilir.
Osman Bölükbaşı Atatürk tarafından, Fransa Sorbonne Üniversitesine matematik tahsili için gönderilmiş. Ama o Türkiye’ye dönünce siyasete atılmış. Millet Partisi Lideri olarak altı dönem milletvekili seçilmiş. Bölükbaşı siyaset için şöyle diyor: “Siyasi hayatım boyunca bu memleketteki bütün sektörleri tetkik ettim. Gördüm ki; en kârlı olan din ticareti ve din sömürüsüdür.”
  Ramazan ve iftarla ilgili tarhana hikâyesini okumaya ne dersiniz?
Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, bir Ramazan ayını Edirne’de geçirir. O yıllarda Ramazan ayında herkes evine konuk davet eder iftar açmak için. Bu gelenek Edirne’de de vardır. Padişah ve yakın arkadaşı Hasan Can kıyafet değiştirip, Edirne sokaklarında yürüyüşe çıkarlar. Amaçları; hangi kapının önünde iftar topu patlarsa o eve girip iftar edeceklerdir. O kıyafetle onları kimse tanımaz.
Tek katlı, kerpiç bir evin önündeyken top patlar. Kapıyı çalınca içeri davet edilirler. Ortada sini üzerinde bir kâse çorba ve kenarda sıcak pideler vardır. İftar tuzla açılır ve çorbaya başlanır. Padişah konuşurken Hasan Can ağız alışkanlığı ile; “evet sultanım, öyledir hünkârım” deyince ev sahibi, gelenin padişah olduğunu anlar. Padişah, ev sahibinin fazla bir şey ikram edemediği için üzüldüğünü anlar ve: “Bu akşamki kısmetimiz ne güzel ne lezzetli çorba bu” diye iltifat eder. Ev sahibi gücünün buna yettiğini anlatmak için: “Darhane çorbasıdır, kusura bakma sultanım” der. Yani, fakir hane çorbası demek ister. Bu söz zamanla; bugün yediğimiz tarhana çorbasına dönüşür.
520 yıl önceki darhane çorbalı iftar sofrasından, şahane yemekli iftar sofrasına geçelim mi?
Çalışma Bakanımız Vedat Işıkhan, Elazığ’da bir evde iftar sofrasına konuk olur. Önce iftar menüsünü okumaya ne dersiniz? Mercimek çorbası, döner, pilâv, salata, ayran ve meyve. Ev sahibinin AKP’li olmadığını, bakanın bu eve habersiz gittiğini iddia edebilir misiniz? Elbette hayır. Görüntü medyaya yansıdığına göre bu ziyarette ya gazeteciler var ya da sosyal medyaya bir şekilde servis edilmiş. Günümüz şehir merkezlerinde sofrada yemek yiyen hane sayısı kaçtır, hiç düşündünüz mü? Herhalde yok gibidir. Ama konuk bakan yer sofrasında ağırlanıyor. Senaryo öyle yazılmış anlaşılan.
Yer sofrasının arkasında ne mi var? Erdoğan fotoğraflı afişte: “Niyetimiz bir, inancımız bir, yolumuz bir” yazıyor. Bu siyasette din sömürüsü, dini siyasete alet etme gösterisi değil mi?
Atatürk, din sömürüsünün, istismarının, ticaretinin önüne geçmek, dinin doğru anlatılması adına, sağlığında Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmuştur. Ama bugün Diyanet İşleri Başkanlığı çoğu programında, Atatürk’ün adını bile ağzına almamaktadır. Sormak gerekmez mi? 600 yıllık Osmanlı devri iktidarında böyle bir kurum var mıydı? Cumhuriyet kurulmasaydı, devlette böyle bir kurum yer almasaydı, bugün, Diyanet İşleri Başkanı, yardımcıları, personeli olacak mıydı? Bugün aldıkları o maaşları alabilecekler miydi?
Şimdi de diyanetin dini, işlerine geldiği gibi yorumladıklarını anlatmaya çalışacağım.
Bir vatandaş Diyanet İşleri Başkanlığına mektup yazarak “İçkili düğünlerde davul çalarak kazandığımı paradan, kefen parası olarak ayırdığım para caiz midir” diye soruyor. Gelen yanıt: “Caiz değildir” oluyor. Vatandaş bu defa; 2015 yılında kaybettiğimiz Milliyet Gazetesi Köşe Yazarı Hasan Pulur’a bir mektup yazıp sonucu anlatıyor. Hasan Pulur vatandaşa: “Diyanet öyle diyorsa, bir bildiği vardır” demiş. Olayı köşesine taşıdığı yazısında, benim de diyanete bir sorum olacak diyor.
“Diyanet İşleri Başkanı ve orada çalışan din adamlarının maaşını devlet, halktan aldığı vergilerle ödüyor. O vergileri verenler arasında, meyhaneci de var, genelev patroniçesi de. Emekçi davulcunun aldığı kefen parası caiz değilse sizin aldığınız maaş, caiz midir” diye sorar.
Ortalık karışır, Diyanet açıklama yapar: “Konu yanlış anlaşılmış, yanlış karar verilmiştir. Kefen parası caizdir” der. Din denilen şey; kişiye göre farklı yorumlanamaz. Yorumlanırsa, insanları dinden de imandan da soğutursunuz. İki ayrı yanıtta, diyanetin siyasallaşmasının etkisi olabilir mi?
Bugün diyanete: “İçki ve kumar haram mıdır? diye sorsak, “haramdır” diyeceklerdir. Oysa günümüzde, devletin en büyük gelir kaynağından ikisi, içki ve kumardan alınan ÖTV’dir, KDV’dir. Devleti kumar oynatmakla mı suçluyorsun diyenler olabilir. Devletin oynattığı kumarın adı; yıllarca TRT’den naklen yayımlanan, günümüzde özel bir şirkete devredilmiş olan şans oyunlarıdır. Milli piyango, süper loto, on numara, şans topu, sayısal loto şans oyunlarıdır. Milli Piyango ayda 3 defa çekilmekle beraber, haftanın her gününde muhakkak bir şans oyunu oynanmaktadır.
Kumar; sadece 52 denilen kâğıtlarla oynanan oyun değildir. O, kahvelerde, kulüplerde ve barlarda oynanır. Şans oyunu denilen kumar; kupon veya biletlerle bayilerde oynanır. İkisinde de bir kazanan bir kaybeden vardır. Kumar ocak söndürüyor da şans oyunu ocak söndürmüyor mu? Kumarda kazanan parayı cebine atar, şans oyununda kazanan devlete bir de gelir vergisi öder.
Caiz sözcüğünde vatandaşa ayrı, gazeteciye ayrı yanıt veren diyanet; vatandaşa kumar oynama haramdır derken, devlete (hükümete) kumar haramdır, oynatma der mi, diyebilir mi?
Belediyelerin verdiği iftar yemekleri de bir nevi din sömürüsüdür, siyasi şov dur. Belediye hangi partide ise iftara gelenler, genellikle o partiden olacağı için, bir nevi kutuplaşma da yaratılmış oluyor. Belediye o masrafı sadece partililerine yapacağına, tüm halkın yararına harcasa olmaz mı?
Yazımın sonunda benim de sorum şu: İnsanların temiz din duygularını sömürerek, istismar ederek, kısacası dini siyasete alet ederek; siyasi yarar sağlamak caiz mi, değil mi? Sağlanan siyasi yarardan elden edilen kazanç ile eve götürülen ekmek helal mi, haram mı?
Hoşça kalın. 01.03.2026 Mehmet USLU– Emekli Öğretmen

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ