YARGI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ MI?
Bu haftaki yazıma bir hikâye ile başlamak istiyorum.
Milletvekili, seçildiği ilin köylerini ziyarete çıkmış. Gittiği bir köyde köylülerle konuşurken: “Temel sorunlarınız nedir?” diye bir soru sormuş. Bir köylü söz alarak: “Efendim, köyümüzün iki temel sorunu vardır.” deyince milletvekili: “İlk sorun nedir?” demiş. Köylü: “Efendim, köyümüzde sağlık ocağı vardır ama doktorumuz yoktur.” dediğinde, milletvekili hemen telefonunu çıkarıp tuşlara basmış ve: “Sayın Bakanım” diye söze başlayıp sorunu bakana iletmiş. Birkaç cümle sonra da telefonu kapatıp: “Önümüzdeki hafta sağlık ocağınızın doktoru göreve başlayacak.” demiş.
Milletvekili köylüye: “İkinci temel sorun nedir?” dediğinde köylü: “Efendim, köyümüzde hiçbir GSM operatörü çekmiyor.” demiş. Sakın gülmeyin, burası Türkiye, olur böyle vakalar.
2025 yılında CHP’li belediyelere yapılan; usulsüzlük, yolsuzluk ve terör soruşturmaları ile son aylarda ünlülere yönelik yapılan uyuşturucu operasyonları gündeme getirildiğinde Adalet Bakanımız: “Türkiye’de, yargı bağımsız ve tarafsızdır.” sözünü dilinden düşürmüyor.
Bu ülkede 12 Eylül 2010 ve 16 Nisan 2017 tarihlerinde iki ayrı referandum yapıldı. 2010 yılı referandumunda, Anayasa’da bazı değişiklikler yapılacak, 2017 referandumu ile de Türkiye Başkanlık Sistemi’ne geçecekti. AKP’nin meşhur torba yasalarında olduğu gibi bu referandumlarda da yargı ile ilgili bazı maddeler oylanacaktı. AKP’nin, iki referandum sloganı afişlerine göz atmaya ne dersiniz?

Dikkat ettiniz mi? 2010’da tarafsız ve bağımsız yargı, 2017’de bağımsız ve tarafsız yargı.
Acaba diyorum, tarafsız ve bağımsız kelimeleri yer değiştirince, sonuç değişiyor mu? Zaten iktidarın yargı için söyleminde ciddi ve samimi olmadığı, bu afişlerde ortaya çıkıyor.
Bu söylemin ciddi ve samimi olmadığını, gelin, bazı örneklerle açıklamaya çalışalım.
Medyada; Aziz İhsan Aktaş Davası diye anılan bir dizi soruşturmalar sonucu gözaltına alınan veya tutuklanan CHP’li belediyelerle ilgili görülen bir dava var. Aziz İhsan Aktaş denilen kişi davada hem sanık hem tanık. 82 ayrı suçtan hakkında 704 yılla yargılanan bu kişi, “etkin pişmanlıktan yararlanacağım” diyor ve tutuksuz olarak yargılanıyor. Belki daha az ceza alacak bazı sanıklar ise tutuklu yargılanmakta. Etkin pişmanlıktan, gizli tanıklıktan faydalanan iki kişi; adamı idama götürür.
Aziz İhsan Aktaş hakkında; suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, ihaleye fesat karıştırmak, resmî ve özel belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, rüşvet verme, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, gerçeğe aykırı fatura düzenleme suçlamaları var. Belediye başkanlarına rüşvet verdiğini söylüyor ama etkin pişmanlıktan yararlanarak serbest bırakılmış. Adı geçen kişi, 2014 yılından 2019’a kadar AKP’li belediyelerle de iş yapmış. Ama davada bu belediyelerden hiç kimse yok. Aziz İhsan Aktaş; rüşvet veren, belediyeler, rüşvet alan konumunda ise iki taraf da suçlu değil mi? Ama rüşveti veren dışarıda, aldığı iddia edilenler içerde.
Aziz İhsan Aktaş’la hiç iş yapamayan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da aynı davada 7 ay tutuklu kalıp, birkaç gün önce tahliye edildi. Görevine iade edilip edilmeyeceğini bilmiyoruz. Ama yedi aydır kendisi ve ailesinin çektiği maddi, manevi kayıpları ortadan kaldıracak bir çözümün söz konusu olmadığını biliyoruz.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş: “Benden önceki belediye başkanı Melih Gökçek hakkında 97 suç duyurusunda bulundum, hiçbir işlem yapılmadı.” diyor. Daha önce AKP kurucularından Bülent Arınc’ın, Melih Gökçek hakkında: “Ankara’yı parsel, parsel sattı.” suçlaması vardı. Bülent Arınç şimdi; “Aradan 10 yıl geçti, hiçbir savcı bu konuda benim ifademe başvurmadı, çağırsınlar, bildiklerimi açıklayayım.” diyor.
Melih Gökçek bugüne kadar neden mi yargılanmadı? Çünkü İçişleri Bakanlığı soruşturma izni vermemiş. Bağımsız ve tarafsız yargının olduğu söylenen ülkemizde, muhalif belediye başkanları için soruşturma izni verilmemesi söz konusu olur mu? Şimdi, Danıştay 1. Dairesi bu kararı kaldırmış. Bakalım, 97 suç duyurusu yapılan Melih Gökçek tutuklanacak mı? Arınç, ifadeye çağrılacak mı?
Her ne kadar iktidardakiler: “Yargı bağımsız ve tarafsızdır” dese de yukarıda verdiğim örneklerde, yargının tarafsız ve bağımsız olmadığı görülmektedir. Her yıl dünyada, hukukun üstünlüğü konusunda ülkeler arasında sıralama yapılmaktadır. Türkiye, 2015 yılında yapılan sıralamada, 143 ülke arasında 80. sırada iken, 10 yılda, 38 sıra gerileyerek; 2025’te, 118. sıraya düşmüş. Bu sıralama, Türkiye’de, hukukun üstünlüğü ilkesinin değil üstünlerinin hukuku ilkesinin geçerli olduğunu gösterir.
Sözcü Gazetesi Yazarı Necati Doğru 8 Şubat Pazar günkü yazısında: “Halkın %80’i, hâkime, savcıya, avukata güvenmiyor.” diyor. Bunun nedeni; son yıllarda yaşanan tutarsız yargı kararlarıdır.
Muhalefeti baskılamak adına yargı sopasını, her gün muhalefetin başında Demokles’in Kılıcı gibi sallandıran iktidar, AKP’li belediyelere ak sütten çıkmış ak kaşık muamelesi uyguluyor.
YARGI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ MI DİYE SORMAKTA HAKSIZ MIYIM?
Hoşça kalın. 08.02.2026 Mehmet USLU– Emekli Öğretmen

- İFTAR MENÜSÜ - 9 Mart 2026
- CAİZ Mİ DEĞİL Mİ, HELAL Mİ HARAM MI? - 2 Mart 2026
- ADALET BUNUN NERESİNDE - 23 Şubat 2026
- ESKİ GELİBOLU CADDESİ ANILARIMDAN KESİTLER - 16 Şubat 2026
- YARGI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ MI? - 9 Şubat 2026
- BU ALİ GERÇEK KEŞANLI ALİ - 2 Şubat 2026
- GERÇEK IŞIĞINI YANSITAMAYAN FENER - 26 Ocak 2026
- NEDEN HEP AKP KAZANIYOR - 19 Ocak 2026
- ÜÇ YILDA BİRBİRİ ARDINA DEVRİLEN ÇINARLAR - 14 Ocak 2026
- UÇURUM - 11 Ocak 2026










































