NEDEN HEP AKP KAZANIYOR
11.01.2026 tarihli yazımı: “Uçurumun sorumlusu AKP neden hep kazanıyor, diyebilirsiniz. Yanıtını haftaya vereceğim” diye bitirmiştim.
29 Ekim 1923’te; 600 yıllık ümmet toplum, ulus devletle tanışıp, vatandaş olmuştu.
Tek Parti olarak CHP hükümeti kurulmuş. 13 milyon insanın 11 milyonu köyde yaşıyor. 40 bin köyün 38 bininde okul yok. Erkek nüfusun ancak, yüzde yedisi, kadın nüfusun binde dördü okuma yazma biliyor. İnsan ömrü ortalama 40 yıl. Doğan her 100 çocuktan 48 tanesi hastalıktan ölüyor.
Ülkede; fabrika yok, işçi yok, iş adamı yok. Mühendis yok, doktor yok, uzman yok. Tüccar yok, öğretmen yok, mimar yok. Yolun, suyun yok, barajın yok, elektriğin yok. Yurttaşlık yasası yok, üniversite yok, banka yok, ihracatçı yok, ithalatçı yok, sermaye yok. Nasıl kalkınacaksın?
Mustafa Kemal önderliğinde kurulan Cumhuriyet Hükümeti, özel sermayenin olmadığı ülkede, DEVLETÇİLİK ilkesini yaşama geçirdi. Kısaca KİT denilen Kamu İktisadi Teşekkülleri kuruldu. Tarıma dayalı ürünleri işlemek üzere; şeker, tütün, basma fabrikaları, yaşamın gerekli ihtiyaçları için; demir çelik, çimento, kâğıt, şişe cam, ayakkabı fabrikaları, uçak fabrikası hayata geçirildi. Ulaşım için, demir ağlar (demir yolları) örülmeye başlandı. Kalkınmayı köyden başlatmak üzere, köye önder olacak eğitimciyi yetiştirmek için Köy Enstitüleri açıldı.
Cumhuriyet’in 17. yılında, yani 1940’ta, yurt dışına ambulans uçak, dünyaya; aşı ihraç edildi. Tarım ürünlerinde kendi kendine yeten ülke idik. 1927 yılında basılan Türkiye’nin ilk ve en küçük kâğıt parası olan 1 lira ile: 2.300 ekmek, 142 kilo et, 10.000 yumurta, 400 litre süt alınabiliyordu. 1 lira; 2 Amerikan dolarıydı. Ümmet toplumu ulus topluma çevirenler; bu yoklukta neler başarmış?
1939-1945 yılları, 2. Dünya Savaşı yoklukları, İnönü Hükümeti’ni zora sokmuş. 1946’da çok partili hayata geçilmiş. Bana göre; 600 yıllık ümmet toplumu ulus topluma dönüştürmek için 23 yıllık süre azdı. Demokrat Parti 1950 de iktidara gelince, Köy Enstitüleri kapandı, demir ağlar rafa kaldırıldı, ABD Projesi kara yolu yapımına ağırlık verildi. Zaten o yıldan sonra bu ülkeyi genellikle, sağ iktidarlar yönetti. Zamanla KİT’ler, iktidar partilerinin arpalığı oldu. Haliyle zarar yazmaya başladı.
2002’de iktidar olan AKP; “yoksulluk, yolsuzluk bitecek, yasaklar kalkacak” dedi. Çılgın Proje Kanal İstanbul sözü verildi. 15 Temmuz darbe girişimi rejime yüklendi. “Başkanlık Sisteminde terör bitecek, ekonomi düzelecek, Türkiye uçacak” dendi. Hayal projeler, hayal olarak kaldı.
AKP; Cumhuriyetin 80 yıllık birikimlerinden, kâr edeni de zarar eden tesisi de özelleştirme adı altında, yerli yandaşlara ve yabancılara peşkeş çekmeye başladı. Kimisi, sakız parasına elden gitti. Tarım ülkesi, saman, hayvancılık ülkesi, et ithal eder hale geldi.
23 yılda: araç garantili yol, köprü, yolcu garantili hava alanı, hasta garantili hastane yapıldı. Özelleştirme ve vergi gelirleri; betona, asfalta gitti, toprağa gömüldü. Yatırımların çoğu zarar yazıyor.
23 yılın sonunda; çalışanın çoğu, asgari ücretle, yani açlık sınırının altında gelir elde ediyor.
Uygulanan ekonomi politikasının, kendilerini uçuruma götüreceğini fark eden AKP, yargıyı devreye sokarak, siyaseti dizayn etme yolunu seçti. Muhalefete açılan soruşturmalar, bunun göstergesidir.
Bu ülkeyi 23 yılda düzlüğe çıkaramayan AKP nasıl oluyor da hep seçim kazanıyor? Aşağıdaki kafiyeli, biraz da şiirsel anlatım; bu sorunun yanıtını verecek diye düşünüyorum.
Bu ülkede:
AKP’nin kurucuları, korucuları. Bunların, dayıları, amcaları, teyzeleri, halaları.
Algı ile kandırılanları, Allah ile aldatılanları, terör ile korkutulanları.
Belediye ve iktidarın sosyal yardımları ile ayakta kalanları.
Sınav hileleri ile bir baltaya sap olanları, diyanette yağlı maaşa konanları.
Yazılı ve görsel basında iktidara yalakalık yapanları.
Bankamatik memuru olarak yaşayanları.
Yap-işlet-devret formülünde adrese teslim ihale kapanları.
Vergi aflarıyla kefeni yırtanları, bankalardan kredi alıp, ödemeyip, kulağının üstüne yatanları.
Dünkü eleştirilerini bugün, menfaat uğruna yalayıp yutanları.
Ormanları, koyları, hatta birinci derece sit alanlarını; ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR raporu alıp, maden ocağı açanları, buralara, villalar, gökdelenler, oteller konduranları.
Özelleştirme adı altında, paha biçilmez arazileri, işletmeleri, çekirdek parasına kapatanları.
Parti liderlerine peygamber gibi tapanları.
Ülkemde savaş var deyip, yurda gelen sığınmacılardan, vatandaş yapılanları.
İmar affıyla cezadan kurtulanları.
Yönetim kurulu üyeliği ayaklarıyla, üç-beş yerden maaş alanları.
Kur korumalı mevduat faizinden nemalananları.
İktidarın desteklediği cemaatlerde üyeliği bulunanları.
Bütün bu gruplardaki aileleri ve çalışanları. TOPLARSAK:
MİLYONLARCA OY EDER.
Bunlara bir de:
Seçim günü trafolara kedi koyanları, mühürsüz oyları geçerli sayanları.
Suç işlemiş bakanları; mahkemede değil, mecliste aklayanları.
Bazı siyasi figürleri; gizli tanıklarla yargılayanları.
Yargıda; hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku kuralını uygulayanları.
Seçilmiş, ama cezaevinde olan rakipleri; Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karalarına rağmen cezaevinden çıkarmayanları. EKLERSEK.
AKP’nin neden kazandığı, muhalefetin neden kaybettiği ortaya çıkacaktır.
Ancak; 2024 yerel seçimlerinde sarı kart gören AKP, milletin önüne ilk sandık konduğunda, kırmızı kartı görecektir. Benden söylemesi.
Hoşça kalın. 18.01.2026 Mehmet USLU– Emekli Öğretmen

- NEDEN HEP AKP KAZANIYOR - 19 Ocak 2026
- ÜÇ YILDA BİRBİRİ ARDINA DEVRİLEN ÇINARLAR - 14 Ocak 2026
- UÇURUM - 11 Ocak 2026
- DAHA NE BEKLİYORSUNUZ Kİ… - 5 Ocak 2026
- ALGI YARATTILAR ALLAH İLE ALDATTILAR TERÖR İLE KORKUTTULAR - 29 Aralık 2025
- MEHMET’İN SEFASI SELÂHATTİN’İN CEFASI - 22 Aralık 2025
- ALİ ABİ ÇAY İÇELİM Mİ DİYEBİLECEK MİYİM? - 15 Aralık 2025
- UĞUR MUMCU CADDESİ - 8 Aralık 2025
- KOMİSYON - 1 Aralık 2025
- ADALET ÖLDÜ - 24 Kasım 2025





























