ALİ ABİ ÇAY İÇELİM Mİ DİYEBİLECEK MİYİM?
Mevsimine göre, Keşan Öğretmenevi Bahçesine girdiğinizde, belki de kendisi ile yaşıt çam ağacının altındaki masada ya da bahçedeki sarkıtma türü yapılan yerin çay ocağı bölümünde oturan, genellikle Grant tuvalet giyinmiş, kravatlı, başında Atatürkçü Düşünce Derneği şapkası olan birini görürsünüz. Çoğu zaman, ağzında veya kül tabağında sigara da olabilir. “O benim 70 yıllık sevgilim” dediği sigarayı içemeyeceği için normal oturma salonuna girmemeyi tercih eder.

Size bugün, Kepirtepe Köy Enstitüsü 1952 mezunu emekli bir öğretmenden söz edeceğim. Adı; Ali Gülen. Diplomasında 1932 doğumlu yazmasına rağmen o; 1930 yılında Keşan Büyük Doğanca Köyü’nde doğmuş olduğunu söylüyor. Ali, Salih, Cevat, üç kardeş üçü de öğretmen olmuş. Babaları da eğitmenmiş. Askerde çavuş olan babası, askerlik dönüşü, bir yaz günü tarlada çalışırken, gelen jandarmalar tarafından alınıp götürülmüş. Ancak altı ay sonra, Edirne’de eğitmen kursunda olduğunu haber almışlar.
Ali Gülen kayıt için Kepirtepe ’ye gittiğinde, yanında ne diploma ne nüfus cüzdanı ne de bir belge yokmuş. Köyde ne yaptığını sormuşlar, “koyun otlattığını” söylemiş. Köye gelip belgeleri alan ve kayıt yaptıran Ali Gülen, en az bir ay okula ait koyunları otlatmış. Bana, bir gün öğretmenevi bahçesinde son yıla ait karnesini ve diplomasını göstermişti. Notları, başarılı olduğunu gösteriyordu.
Ali Gülen’le konuşurken; Urfa İli, Birecik İlçesi Ehneş köyünde, Gökçeada’da, Çanakkale Biga Gürgendere köyünde, Keşan Siğilli köyünde çalıştığını söylüyor. 1981 yılında emekli olmuş. İki yıllık eğitim ön lisans programını bitirince de 1992 yılında, Keşan Gündüzler köyünde çalışmış.
Bu hafta niye mi Ali Gülen ağabeyi yazma gereği duydum? Yazımın başında, Ali Gülen ağabeyin Öğretmenevi bahçesinde oturduğu yeri tarif etmiştim. Bir aydır her iki yerde de Ali Gülen ağabeyimizi görmek mümkün değil. Neden mi?
15 Kasım 2025 günü, telefonumun Facebook sayfasında, “kan aranıyor” diye bir mesaj okudum. Keşan Final Eğitim Kurumları kurucusu Mustafa Bezbaş, Çanakkale’de ameliyat olacak dayısı Ali Gülen için kan arıyordu. Ertesi gün, Ali Gülen’in ameliyat nedenini; arabadan düşmüş, çarşıda kaldırımdan düşmüş, ayağı kırılmış diye duyduk. 13 Aralık gününe kadar konu halkında kesin bir bilgi edinemedim. Çünkü Ali Gülen’in kullandığı bir telefonu yoktu.
13 Aralık günü Mustafa Bezbaş’ın “kan aranıyor” mesajı aklıma gelince ondan bilgi alırım düşüncesiyle onu aradım ve Ali ağabeyin damadının telefonuna ulaştım. 14 Aralık Pazar günü saat 12.30 civarında da Ali Gülen’in Keşan Bahçeli Öğretmen Evleri Sitesi’ndeki evindeydim. Beni görüce: “Ah, benim Mehmet’im gelmiş” dedi. Kucaklaştık, yanaklarından öptüm, öpüldüm. “Geçmiş olsun” dileklerimi iletip, bir saate yakın muhabbetten sonra, hatıra fotoğrafı çekilip vedalaştık. Yazımda; Ali Gülen’in bir fotoğrafı, diploması ve anı fotoğrafımız bulunmaktadır.

Meğer, Ali Gülen ağabey, evde yürürken düşmüş ve kalçası kırılmış. Ameliyat olması kesinleşince, Edirne ve Tekirdağ Şehir Hastanesi, yaşı ve başka bir rahatsızlığı nedeniyle, ameliyatı riskli görüp; “masada kalır” diyerek operasyondan kaçınmış. Keşan’daki doktoru, Çanakkale Devlet Hastanesi’nde Hocası bir profesör olduğunu söylemiş. Onlar ameliyatı kabul edince, oraya gidip ameliyat olmuş.
Ameliyat sonrası belki bir hafta kadar yoğun bakımda kalabilir demelerine rağmen, eski toprak Ali Gülen 2-3 gün sonra taburcu olmuş. Şu anda, evde yavaş yavaş yürümeye başlamış.
Ali Gülen ile ilgili ilginç anıları dinlemeye ne dersiniz?
30 yıla yaklaşan meslek hayatında, “ben hiç tayin istemedim” diyor. Urfa’da; Türk Büyüklerinin fotoğraflarını astırmadığı veya asılanları kaldırdığı için müdürle kavga etmiş, sürgün yemiş. Biga Gürgendere köyü ile komşu köy arasındaki, yağmur yağdığında bile geçilmez dereye kendi elleriyle köprü yapmış. Gürgendere köylü kadınları dere içindeki kuyudan su alıp, 70 metrelik bir dik bayırı çıkarak evlerine su götürüyormuş. Komşu köy merasındaki su kaynağından aldıkları suyu, boruları Ali ağabey döşeyerek köye getirmiş, köy içine 10 tonluk su deposu yapmış. Bu defa köyün ileri gelen hacı-hocaları; “bu su komünist suyu” deyip, onlar da çeşme yaptırmış. Şikâyet sonucu; al sana bir sürgün daha. Başka okullarda da değişik nedenlerle sürgün yemiş.
Bugün; patenti alınmış Siğilli Bamyası da Ali ağabeyin eseridir. Köyden toprak numunesi alıp Ankara’ya göndermiş, tahlil sonucu; “bu toprakta bamya ekilir” yanıtı gelmiş. Bamya ekimi ondan sonra gelişmiş.
Bir gün Siğilli İlkokuluna müfettiş gelmiş. Müdür Odası’na girmiş, kimse yok. Biraz sonra Ali ağabey, elinde mala, içinde harç olan bir kova ile çıkagelmiş. “Ben müdürü aramıştım” demiş, müfettiş. “Buyurun benim” deyince, bu defa müfettiş: “Bu ne hâl” dediğinde Ali ağabey; “Efendim, okulumuza şu kadar öğretmen vermişler büyük odaları bölüp, sınıf hazırlıyorum” demiş.
Ali ağabeyin bir anısını daha nakledip, yazımı noktalamak istiyorum. Onun Siğilli’de çalıştığı yıllarda, her köyde tek öğretmen çalışıyor. Yine o yıllarda tüm okullarda yıl sonu bitirme Sınavları var. Bu sınavlar iki öğretmenle yapıldığından Ali ağabey bazı köylere, denetmen öğretmen olarak gönderiliyor. “İki yıl arka arkaya ben gittiğim için, üçüncü yıl, İlköğretim Müdürü Yaşar Göksoy’a itiraz ettim, hep beni gönderiyorsun” dedim, diyor. Yaşar Göksoy: “Ali senin aracın var, başkasını göndersem, o köylere ne ile gidecekler” demiş. Ali Gülen ağabeyimizin aracı neymiş, biliyor musunuz? BİSİKLET.
Ali abi, ara sıra şaka yollu: “Ben Atatürkçü değil, Mustafa Kemalciyim” derdi. Nedenini sorduğumuzda; “Ben 1930’da doğduğumda, Atatürk yoktu, Mustafa Kemal vardı” diyordu.
Öğretmenevinde yanına gidip: “Ali Abi çay içermeyiz” dediğimde: “Senden olursa içeriz” diyor ve devam ediyordu: “Benim iki cebimden birinde akrep, diğerinde engerek yılanı var, elimi, cebime sokamıyorum” derdi. Tabii ki, bu işin şakasıydı. Ben ona çay aldığım gibi o da bana defalarca çay ısmarlamıştır.
Ali Abi, ağır bir ameliyat geçirdi. Yaşı gereği eski sağlığına kavuşup, öğretmenevinde aynı yerlere oturup, sigara tüttürmeye devam edebilecek mi? Yine beraber oturup, çay içebilecek miyiz? Onun için yazı başlığımı: ALİ ABİ ÇAY İÇELİM Mİ DİYEBİLECEK MİYİM yazdım.
Ali Gülen ağabey ve ailesine tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletip, sağlıklı günlerde görüşmek ve çay içip muhabbet etme özlemi içinde, onu; masasına davet ediyorum.
Hoşça kalın. 14.12. 2025 Mehmet USLU– Emekli öğretmen

- İFTAR MENÜSÜ - 9 Mart 2026
- CAİZ Mİ DEĞİL Mİ, HELAL Mİ HARAM MI? - 2 Mart 2026
- ADALET BUNUN NERESİNDE - 23 Şubat 2026
- ESKİ GELİBOLU CADDESİ ANILARIMDAN KESİTLER - 16 Şubat 2026
- YARGI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ MI? - 9 Şubat 2026
- BU ALİ GERÇEK KEŞANLI ALİ - 2 Şubat 2026
- GERÇEK IŞIĞINI YANSITAMAYAN FENER - 26 Ocak 2026
- NEDEN HEP AKP KAZANIYOR - 19 Ocak 2026
- ÜÇ YILDA BİRBİRİ ARDINA DEVRİLEN ÇINARLAR - 14 Ocak 2026
- UÇURUM - 11 Ocak 2026










































