DİZİLER VE TOPLUMUN AHLAKİ ÇÖKÜŞÜ

Ben pek dizi izlemem ve hatta televizyon dahi izlemem. Evde yarım yamalak izlenen dizilere kulak kabarttım da ne zaman biz bu çöküşü yaşamaya başladık demeye başladım.
Neredeyse tüm dizilerde kimin eli kimin cebinde belli değil. Birbirlerinin karısıyla yada bir kaç kişiyle ve veya kardeşinin eşiyle birliktelik yaşamak sanki özendiriliyor. Normalmiş gibi bir hava estiriliyor. Eğlence programlarında evlilik üç kuruş paraya konu ediliyor. Sözüm ona tarihi çekimlerde gerçekler ha bire çarpıtılıyor.
Çalışmadan zenginlik hayali ahlaksız ilişkilerde aranıyor. Kolay para nedense özendiriliyor.
Ben buna ”sosyal çöküş” diyorum.
Yönetimsel alanlarda hak hukuk bir yana itilmiş. İş parti değiştirmede ki ahlaksız ilişkilerin normalmiş gibi sunulmasına başlandı. Bu gün ak diyenler aslında dün kara diyenlerdi. Nerede bir yolsuzluğa istismara haksız kazanca konu islere pat şu yapıya transfer edip aklanıveriyor. Yolsuzluklar cezalandırılamıyor. Hırsızlıklar normal gündelik olay. Daya kendini bir yapıya bu dünyada cennette parada senin.
Ben buna ”siyasal çöküş” diyorum.
Yemek programları yapılıyor. Yarışmacılar üç kuruş para kazanmak uğruna hayasızca rakibini kötülüyor. Yalan söylüyor. Kuyusunu kazıyor. Ve maalesef yaptığı ahlaksızca yorumları savunma mekanizması kurup aklamaya çalışıyor.
Ben buna ”paranın satın aldığı ahlak” diyorum.
Macera dizileri ise rezalet. Devletin olmadığı, devletin zayıf gösterildiği yada umursanmadığı havası yayılıyor. Herkesin elinde silah vuruyor kesiyor. Sonuç adamlar kahraman. Kendilerince mafyatik düzenlerini kurmuşlar, sanki bir gettolar. Halkın bu derece silahlandırıldığı bir ortamda hele de devlet yönetiminde zaaflar başlamışsa bir takım insanlar sorununu silahla çözmeye başlıyor. Farkında olmadan toplum özendiriliyor sanki.
Ben buna ”adaletteki sosyal anarşi” diyorum.
Bazı diziler sözüm ona bölgesel. Kopkoyu bir feodalizmi çağa galip ilan edilmiş gösteriliyor. Ağanın onlarca köyü var. Ve sanki ağa onları sömürmüyor besliyor. Neymiş ağanın topraklarını ekecekler yarısını da ona verecekler. Ne büyük lütuf. Köleleştirilmiş bir yapıyı övme noktasına gelmişler. Ve bu feodal yapıda da silahlar asla susmuyor. Devletle adalet konusunda dalga geçmek ağalık gereği gibi gösteriliyor. Ağa her şeyi yapıyor vuruyor kesiyor, yerine adam yatırıyor cezaevinde. Ama yüzlerce köylüyü toprak sahibi yapıp üretime katmayı özendiremiyor. Varsa yoksa feodal ağa ve yüzlerce köyü ve toprak köleleri.
Ben bunların tümüne birden ”sosyal siyasal çöküş” diyorum.
Ve maalesef siyasiler yaşanan ekonomik sıkıntılardan sosyal çöküşlere yeterli zamanı veremiyor. Hele de yaşanan hukuki çöküş adaletin katledilişi en temel değerlerimizi bile savunamaz duruma düşürülmesine yol açıyor.
Adaletin hakkın hukukun olmadı bir toplumda devlet yozlaşır. Ve devleti yönetenlerde tüm ahlaksızlıkların odak noktası haline gelir.
Ve yönetimsel erki elinde tutanlar artık yöneteme duruma düşerler ,alt kadroları da kendilerini ve yakınlarının geleceğini kurmak uğruna tüm toplumu hem politize etmeye başlarlar hem de yaşanan ahlaksızlıkların bizzat odağı olurlar.
Toplumsal kurtuluş büyük mücadele gerektirir. Her tarafınız böyle koktuysa, tuz da koktuysa tuzu ortadan kaldırmak en doğru yol olacaktır.












































