Reklam
Reklam

KUTUPLAŞTIRAN İTTİFAKLAR

Mehmet Uslu
Mehmet Uslu
  • 16.04.2023

Bu haftaki yazıma bir hikâye ile başlamak istiyorum: Yahudi asıllı bir Rus, İsrail’e göçme izni alır. Gümrükte Ruslar valizini incelerken, elbiseler arasında Lenin büstünü görürler. Bu nedir? Yahudi: Bu nedir? Sorusu yanlıştır. Bu kimdir, demeniz gerekirdi yoldaş.  Bu; Lenin’dir. Sosyalizmin temellerini atan, Rus Halkı’na iyilikler getirendir. Ben de bunu, bereketli günlerin anısı diye yanıma aldım, demiş. Rus görevli; tamam geçebilirsin, der.

                Telaviv’de gümrük memuru büstü görür ve sorar: Bu nedir. Yahudi; bu nedir sorusu yanlıştır, paşam. Bu kimdir, demeniz gerekirdi. Bu Lenin’dir. Bu deli cani yüzünden Rusya’yı terk etmek zorunda kaldım. Yanıma aldım ki; hergün bakıp bakıp lanet okuyayım. İsrailli görevli; tamam geç der.
Adam eve gelir,  büstü büfenin üstüne koyar,  akrabalarına davet verir. Yeğenlerden biri: Bu kimdir, diye sorar. Bu kimdir, sorusu yanlıştır kuzum. Bu nedir, demen gerekirdi. Bu: on kilogram, 24 ayar altın, vergisiz, gümrüksüz, üstelik KDV’siz. Sözün özü: Siyaset; aynı şeyi, halkına, insanına göre farklı anlatarak inandırmaktır, kandırmaktır.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçerken ne demişti Sayın Erdoğan? “Bundan böyle Türkiye’de, koalisyonlar dönemi sona ermiştir.” Bugün, her seçim öncesi oluşan ittifaklar, koalisyon değil de nedir? Tek farkı var: O zaman koalisyonlar seçimden sonra Meclis’te kuruluyordu, şimdi seçim öncesi partiler arasında kuruluyor. Bu güne kadar 6-7 partiden oluşan hiçbir koalisyon hükümeti kurulmadı ama bugün, 6-7 partili ittifaklar var. Gelin, iki ana ittifakı karşılaştıralım:
Cumhur İttifakı, Millet İttifakı. Millet İttifakı her ne kadar altı partiden oluşsa da, Cumhur İttifakı temsilcileri masanın yedinci ayağı olarak HDP’yi gösteriyorlar. Oysa, Cumhur İttifakı içinde beş parti görünse de, onları da dışarıdan destekleyen partiler var. Cumhur İttifakı bir nevi menfaat ittifakıdır. Neden mi? Millet İttifakı partilerinin kurmayları, bir yılı aşkın bir süredir, bir program üzerinde çalışıyor ve 2300 maddeden oluşan bir mutabakat metni imzalayıp, kamuoyuna sundular.

Cumhur İttifakı’ndaki birçok partinin tek amacı; parti genel başkanını milletvekili yapıp, meclise göndermektir. Bu ittifakın kazanması halinde; TEK ADAM REJİMİ devam edecek demektir.
Sayın Erdoğan Kılıçdaroğlu’nu: Meclis’te HDP ile görüşmekle suçluyor.  HDP  eşittir PKK diyorlar. Meclis’teki HDP’liler, milletin oyu ile seçilmiş, Erdoğan iktidarının maaş verdiği, Meclis’te
konuşturduğu, hatta Meclis’i yönettirdiği kişilerden oluşuyor. Soruyorum: Erdoğan İktidarı’nın, Oslo’da, gizli kapılar arkasında görüştüğü, çadır mahkemeleri kanalıyla dağdan indirdiği, İmralı’dan gelen mektubu okutturduğu, Diyarbakır’da MEGRİ MEGRİ şarkısını beraber söyledikleri kişiler kimler di? Millet İttifakı’nı HDP ile ortaklıkla suçluyorlar, ama kadını ikinci sınıf vatandaş sayan, Anayasa’nın ilk dört maddesi tartışılsın diyen partileri, Cumhur İttifakı’na alıyorlar.
14 Mayıs 1950. İnsanların dini duygularını sömürerek  Demokrat Parti iktidara gelmişti. Yıl; 1955. Menderes Meclis Grubunda: “Siz isterseniz, hilafeti bile geri getirebilirsiniz” demişti. Yıl; 2023.  AKP, bir beş yıl için daha görev istiyor. Duayen politikacı, eski Meclis Başkanı Hüsamettin Cindoruk, bu seçimin REJİM REFERANDUMU olduğunu söylüyor. Acaba neden? Ülkemde; 84 tıp fakültesi varken, 105 ilahiyat fakültesi açılmış. 302 fen lisesine karşılık, 3394 tane imam hatip lisesi var. Bu okullar; eğitimin dinselleştirildiğinin göstergesi değilse nedir?
AKP’nin seçim projelerinden birkaçı: Kamuda mülakat kalkacak, Ankara-İstanbul arasında süper hızlı tren hattı yapılacak, kişi başı milli gelir 16 bin dolar olacak, gelir tamamlayıcı aile destek sistemi getirilecekmiş!!!. Mülakatı ben mi koydum?  Yüksek Hızlı Tren (YHT) Pamukova’da kaza yapmıştı. Şimdi Süper Hızlı Tren olmuş. Fert başına milli gelir hedefi 25 bin dolardan 16 bin dolara düşmüş. Bu milletin zaten 20 milyona yakın ferdi, sosyal yardımlarla ayakta duruyor.

                Yazımın başında anlattığım hikâyenin sonunda: “Siyaset; aynı şeyi, halkına, insanına göre farklı anlatarak inandırmaktır, kandırmaktır” yazıyordu. Günümüz Türkiye’sinde siyaset, insanları öyle bir kutuplaştırmış ki; birinin ak dediğine, öteki kara diyor. Muhalefet, haliyle iktidarın yanlışlarını eleştirecektir. Ama yazılı ve görsel basında öyle yanlı yayın yapanlar var ki, sanki siz başka bir ülkede yaşıyorsunuz.
Önceki paragrafta, kutuplaşmadan bahsetmiştim. Bu; sayın Erdoğan’ın yıllarca uyguladığı bir taktikti. Bu seçimde de hala, muhalefeti terörle ilişkilendirerek bir nevi taktik uyguluyor. Fakat bu kutuplaştırma öyle bir hal aldı ki; sonucun ne olacağını kimse kestiremez. Erdoğan’dan sonra şimdi de ittifaklar arası kutuplaşmalar, kutuplaştırmalar başladı. Örnek mi, buyurun okuyun:
Demokratik Sol Parti ve Büyük Birlik Partisi; belki de seçimlerde kendi genel başkanları dışında meclise milletvekili sokamayacaklar. Ama öyle bir siyaset dili kullanıyorlar ki; akıllara zarar. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş’a: “Tito artığı” diyor. DSP Genel Başkanı Önder Aksakal daha da ileri gidiyor. Bir temel atma töreninde: “14 Mayıs’ta, vatanımızı küffara teslim etmeyeceğiz” diyor. Küffar: Kafir demektir, Müslüman olmayan demektir. Bu zihniyet; %99’u Müslüman olan bu milletten, hangi yüzle oy isteyecektir?
Yerbilimci Celal Şengör: “15 yılda 48 fabrika kuran adama küfür ediyor, 18 yılda hepsini satana teşekkür ediyorsan, sana; korona testi değil, zeka testi yapılması lâzım” demiş.
Ben, 14 Mayıs öncesi zeka testi önermiyorum ama ittifakların kutuplaştırdığı siyasilere; Allah akıl, fikir versin diyorum.
Saygılarımla.  15.04.2023  Mehmet USLU– Emekli öğretmen

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ