Reklam
Reklam

BİLGİ VE BELGE

Mehmet Uslu
Mehmet Uslu
  • 17.10.2021

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Mersin ziyaretinde: “Erdoğan gitmemek için her şeyi yapacaktır. Siyasi cinayetler konusunda kaygım var” diye bir söylemde bulunuyor.
Ardından, iktidar kanalıyla, yandaş yazılı ve görsel basınıyla, sosyal medyasıyla, Kılıçdaroğlu  hakkında linç girişimi başlıyor. Tamamına yakınının ortak istemi: “Kılıçdaroğlu’nun elinde, bu yönde bilgi ve belge varsa, derhal savcılığa teslim etmeli” şeklinde. Kılıçdaroğlu’nun ifade vermesi için dokunulmazlığının kaldırılması bile gündeme getiriliyor.
2,5 yıl öncesine           , 21 Nisan 2019  gününe, Ankara İli Çubuk İlçesi Akkuzu Köyü’ne gidelim mi? O gün bu köyde bir şehidimizin cenaze töreni vardı. Devlet Erkânı ile birlikte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve bazı milletvekilleri de bu törene katılmıştı.

Bir ara meydandaki binlerle ifade edilen kalabalık içinde kıpırdanmalar başlamış, Osman Sarıgün adlı bir vatandaş, Ana Muhalefet Partisi liderine yumruk atmıştı. Güvenlik güçlerince bir eve alınan Kılıçdaroğlu içerdeyken, kalabalık o eve doğru yürümüş, kalabalığın içinden birileri: “Evi ateşe verin” diye bağırmıştı. Olay bir şekilde yatıştırılmış, Kılıçdaroğlu, köyden zırhlı bir araçla ayrılmıştı.
Devletin etkili ve yetkili bakanları oradaydı. Devletin polisi ile amirleri, jandarması  ile komutanları da oradaydı. Bütün haber kanalları canlı yayınlarıyla olanları dünyaya servis ediyordu. Ne şahide, ne bilgiye, ne de belgeye gerek vardı. Her şey, apaçık ortadaydı.
Pekiyi, sonra  ne oldu? Osman Sarıgün ve bazı kişiler gözaltına alındı, Sarıgün tutuklandı, adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Köye dönen Sarıgün: “Türkiye’ye selâm olsun, devlet büyüklerimin ellerinden öperim, hepsine başarılar dilerim” bile demişti. Sarıgün ile beraber davası devam eden tüm sanıklar, dişe dokunur bir ceza almadan paçayı kurtarmıştı.

Yine 2019 yılına, ama bu defa 6 Mayıs gününe gidelim. O gün,  AKP Genel Başkan Yardımcısı da olan Milletvekili Ali İhsan Yavuz: “Hiç bir şey olmasa bile, kesinlikle bir şeyler oldu” şeklinde basına bir demeç vermişti. Aynı günlerde Sayın Yavuz, içinde bilgi ve belgelerin olduğu bavullarla adliye kapısındaydı. 31 Mart yerel seçimleri sona ermiş, İstanbul seçmeninin sandığa attığı oyları sayan sandık kurulları; Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım’a verilen oyları sayarken suç işlemişti. Seçimi, İmamoğlu değil, Binali Yıldırım kazanmalıydı. Soruşturma açıldı.
Sonra ne mi oldu? Araya yargı ve YSK sokularak sadece İstanbul Belediye Başkanlığı için yapılan oy sayımı iptal edildi,s eçim, 23 Haziran’da yenilendi. Ortada, ne suç, ne de suçlu kaldı. AKP seçimi iptal ettirip muradına ermişti, ama İstanbul seçmeni de 13 bin oy farkını 800 bine çıkararak, AKP’ye iyi bir ders vermişti.
13 Ekim akşamı  bir TV kanalında, açıkoturum izliyorum. Programın konuğu; Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ. Söz, dönüp dolaşıp, Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayet imasına geliyor. Ümit Özdağ: “Daha da ileri gideyim, benimle ilgili suikast hazırlığıyla ilgili 3 gün önce bir bilgi geldi. Ben, gayri resmi öğrendim” diyor. Bir gazetecinin, bu bilgiyi resmi makamlara doğrulattınız mı,  sorusuna Özdağ: “Sizden gizleyen makam, bunu doğrulamaz” yanıtını verdi.
Kılıçdaroğlu; “kaygım var” diye imada bulunuyor, Ümit Özdağ; “bana bilgi geldi” diyor.
Şimdi soruyorum: Kılıçdaroğlu’nun siyasi cinayet  imasından sonra, bu kadar net bilgi veren Ümit Özdağ’ın öncelikle sorgulanması, bilgi, belge açıklaması gerekmez mi? Şu biliniyor ki, Ümit Özdağ’ı eleştirmek o kadar ses getirmez. Kılıçdaroğlu kurtlar sofrasına atılmazsa, gündem oluşmaz.
Bir çok yazımda, Türk siyasetçisinin laf altında kalmayacağını, söylemi yanlış olsa bile: “Ben öyle demek istemedim, sözlerim çarpıtıldı” diyerek işin içinden sıyrıldığını belirtmiştim.
26 Mayıs 2021. Rize yöresinde gezilerini sürdüren İyi Parti  Genel Başkanı Meral Akşener ile bazı seçmenler arasında sürtüşmeler yaşanıyor. Meral Akşener “Rize geliniyim” açıklamasında bulunuyor. 26 Mayıs’ta partisinin grup toplantısında konuşan  Recep Tayyip Erdoğan, Meral Akşener’e: “Bu daha bir, daha neler olacak neler.  Daha dur bakalım, bunlar iyi günler” diyor.
7 Ekim 2021 günü partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında konuşan Erdoğan bu defa muhalefete: “Ülke yönetimine talip olmaktan vazgeçmelerinin, kendileri için daha iyi olacağını hatırlatmak istiyoruz” söylemiyle gündemde yerini alıyor. Her iki konuşmayı da siyasi olarak değerlendirdiğinizde, nereye çekerseniz çekin. Bu; “seçime girmeyin” demek değil mi?
Ne Kılıçdaroğlu, ne de İstanbul seçimleri soruşturmasında, bilgi ve belgeler hiç bir işe yaramadığı gibi, siyasi cinayet söylemindeki bilgi ve belgeler de hiç bir işe yaramayacaktır.
Siyaset arenasındaki kutuplaşma devam ettikçe, bu gibi söylemleri duyacağımız muhakkaktır.
Saygılarımla. 17.10.2021      Mehmet USLU– Emekli öğretmen

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ