FARKLI BİR ANKARA TURU
Ankara’ya ilk olarak 1991 yılında, şu an RÖNTGEN TEKNİSYENİ olarak çalışan büyük kızımın, okula giriş sınavı için, 1994 yılı ocak ayında da tayini için gitmiştim. Daha sonra, ADD Keşan Şubesi ile iki defa Anıtkabir ziyaretine gidip, birçok STK’nın iştirakiyle yapılan TANDOĞAN MEYDANI-ANITKABİR protesto yürüyüşünde de bulunmuştum.
Bu defa; 2 Ekim Perşembe günü saat: 06.45’te Tekirdağ’dan başlayan yolculukta, amacım da aracım da gezip gördüğüm yerler de farklıydı. Hatta, yediğimiz bir akşam yemeğinde ücret belirleme şekli bile Farklıydı.
Küçük kızımdan olan torunum Ayça İrem, daha önce ODTÜ Matematik Öğretmenliği bölümünü bitirmiş, bu yıl, Ankara Üniversitesinde Yüksek Lisansa başlamış ve yakında yeni bir eve taşınmıştı. Amacımız onu ziyaretti. Kızımın aracıyla yola çıkmıştık. Diğer farklılıkları, yeri geldiğinde yazacağım.
İlk durağımız ve molamız; Kocaeli Kartepe mevkisiydi. Büyük kızımdan olan torunum Öykü Nur da daha önce Kocaeli Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema bölümünü bitirmiş, bu yıl, aynı üniversitenin, İletişim Fakültesi, Görsel İletişim Tasarım Bölümünde eğitime başlamıştı.

Bir saate yaklaşan mola süresince, ne kadar gideriliyorsa; hasret giderdik, sabah kahvaltısı yaptık. “Yolcu yolunda gerek” deyip, vedalaştık.
“Ağır vasıta” dediğimiz araçların korkulu rüyası olan Bolu Dağı’nın, tünel ve viyadüklerle, daha kolay geçilir hale geldiğini yazılı ve görsel basından biliyordum. Ama Bilecik ziyaretimden önce, İstanbul-Kocaeli arasındaki tünellerden haberim yoktu. Orada, Bolu Tüneli’nden daha uzun tüneller bile var.
Silivri’de başlayan dört şeritli Kuzey Marmara Otoyolu’nda yolculuk kolay. Zor tarafı; ücretin biraz pahalı oluşu. Yo boyunca tek bir yerde, trafik polisinin bir aracı durdurduğunu gördük.
Kocaeli’nden çıktıktan sonra, daha iki yerde çay-kahve molası verip, saat 15-30 sıraları Ankara’ya vardık. Ankara’ya varmasına vardık da Çankaya İlçesi Seyranbağları Mahallesi’ne varmak kolay olmadı. Ankara’nın ana caddelerinde fazla trafik sıkışıklığı yok. Ancak, mahalle aralarındaki ara caddelerin çoğu tek yönlü ve karşı caddeye geçmen için uzun bir yol gitmen gerek. Bu caddelerde öyle yokuşlu yerler var ki; kışın kar yağdığında, araçların bu yokuşları çıkabildiğini düşünemiyorum.
Ankara’nın temel sorunlarından biri; su kesintileri. Biz orada olduğumuz sürede, iki günde bir, 24 saatlik su kesintisi uyarısı geldi. Bir başka sorun; şehir içinde alış-veriş yapman gerekiyorsa; aracını bir otoparka çekmek zorundasın. Bereket, birçok yerde açık otopark ve bazı büyük alış-veriş merkezlerinde de kapalı otopark var.
En büyük park sorunu; akşamları başlıyor. Siteler haricindeki binalarda oturanların araç park yerleri; caddeler. Akşam eve biraz geç gelirsen, aracını, birkaç kilometre uzağa park etmek zorunda kalabilirsin.
Torunumun oturduğu apartmanın ön kapısından çıktığında, uzaklardan Ankara Kalesi, diğer tüm oda ve balkondan da 500 metre kadar uzaktaki Kocatepe Camii görülüyor. Ankara Kalesi ile Kocatepe Camisi görüntülerini paylaşıp, bugünkü yazımı noktalamak istiyorum.

- KOMİSYON - 1 Aralık 2025
- ADALET ÖLDÜ - 24 Kasım 2025
- BU SEVGİ, İNSANLIK VAR OLDUKÇA BİTMEYECEKTİR - 9 Kasım 2025
- ARTILARI EKSİLERİYLE CUMHURİYET BAYRAMI - 31 Ekim 2025
- BU YAZI; BİR GÖREVE DAVET YAZISIDIR - 15 Ekim 2025
- FARKLI BİR ANKARA TURU-3 - 10 Ekim 2025
- FARKLI BİR ANKARA TURU-2 - 9 Ekim 2025
- FARKLI BİR ANKARA TURU - 8 Ekim 2025
- YOLA ÇIKARKEN MUTLUYDUM, DÖNÜŞ YOLUNDA, MUTLULUKTAN UÇUYORDUM (3) - 18 Eylül 2025
- YOLA ÇIKARKEN MUTLUYDUM, DÖNÜŞ YOLUNDA, MUTLULUKTAN UÇUYORDUM (2) - 17 Eylül 2025





























