KAYBEDEN HEP KARINCALAR OLUYOR
2021 yılı 20-21 Aralık günleri, ülkemde öyle bir karmaşa yaşandı ki; adeta bir tabiat kanunu bile yerle yeksan olurken, Anayasa’mızın 2. Maddesi ile Meclis iradesi de devre dışı bırakılmış oldu.
O iki günde yaşananlara kısaca bir göz atalım mı?
Günlerdir ateşi yükselen döviz kuru 20 Aralık günü, doların 18 lirayı, euro’nun 20 lirayı aşmasıyla tavan yapmıştı. Ve o günün akşamında, Sayın Cumhurbaşkanı’nın Bakanlar Kurulu kararını açıklamasının beklendiği saatlerde, yüksek ateş devam ediyordu. Alınan karara göre: “Kur korumalı TL vadeli mevduat hesabı” devreye sokulunca ibre tersine dönmüş, sabah uyanınca dolar; 11 TL, euro; 12 TL seviyelerine inmişti. Dövizini bozdurup TL vadeli mevduat hesabı açtıranlar, kur garantili faiz alacaklarından, hiç bir zararları olmayacaktı. Bir gecede milyar dolarlar, TL’ye dönüştürülmüştü.
Bir Kızılderili Atasözü: “Sular yükselince balıklar karıncaları, sular çekilince de karıncalar balıkları yer” der. Kimin kimi yiyeceğine; suyun akışının karar vermesi gerekir değil mi? Ama Türkiye’de öyle olmadı. Suya öyle bir müdahale edildi ki; karıncaların balıkları yemesine izin verilmedi, yani kaybeden; hep karıncalar oldu. Dolayısıyla tabiat kanunu gibi atasözü devre dışı kaldı.
Bu arada; Anayasa’mızın 2. Maddesi ile Meclis de devredışı bırakıldı dedim. Nasıl mı?
Nasıl mı, sözcüğüne yanıt vermeden önce, kimlerin balık, kimlerin karınca olduğunu açıklamaya ne dersiniz? Sedat Peker’den ayda 10 bin dolar, 3-5 yerden ballı maaş alanlar, asgari ücrete göre kat be kat fazla para kazananlar, 128 milyar doların buhar olmasına sebep olanlar, iddiaya göre arka kapıdan dolar alıp, satanlar, hazine ve merkez bankasını tokatlayanlar; herhalde balıklardır. Cebinde, bankada; 300-500 veya 1000 doları olanlar, yiyeceğinden biraz kesip 5-10 dolar alanlar, asgari ücretle karın tokluğuna çalışanlar, aldığı dövizi kısa süre içinde bozduranlar da; karıncalardır.
20 Aralık gecesi, karıncaların da dövizi TL’ye çevirdiğini iddia edemezsiniz. Bir gecede milyar dolarlar TL’ye çevrildiğine göre bunun, 300-500 veya bin dolarla olması imkânsızdır.
Balıklar, dövizi ucuza alıp pahalıya sattıktan ve kur korumalı TL mevduat hesabına yatırdıktan sonra, ikinci bir voleyi de iktidar yardımıyla vurmuş oldu. Parası döviz de olsa, TL de olsa kur korumalı olduğundan, onlar için sular hep yüksekte kalacak, karıncaları yemeye devam edeceklerdir.
Anayasa’nın 2. Maddesi ve Meclis’in devre dışı kalmasına gelince: Anayasa’nın 2. Maddesi: “Türkiye Cumhuriyeti; demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir” der. Demokratik bir ülkede herkes eşit haklara sahiptir, balık-karınca ayrımı olmaz/olamaz. Laik bir ülkede Nass’tan söz edilemez. TL’ye göre haram sayılan faiz, iş dolara gelince helal olarak kabul göremez. Sosyal devlet, vatandaşı arasında gelir uçurumu olmayan devlettir. Hukuk devletinde; Anayasa ve yasalar konuşur. Neden mi?
Yeni Ekonomi Modeli’nde kur korumalı TL mevduat hesabındaki TL’nin geliri, dövizin gelirinden düşük olursa aradaki fark, hesap sahibine faiz olarak ödenecekmiş. Nereden veya neye göre ödenecek? Modeli savunanlara sorsanız, bunu kılıfına uydurup, kamu zararı sayılıp ödenecek derler. Bankanın ödemesi gereken faiz; kamu zararı sayılamaz, yasa çıkarılmadan da bana göre ödenemez.
Geçen hafta, taşı gediğine koymak için bir kaç fıkra anlatmıştım. Bu hafta tek fıkra var:
Yankesici delikanlı, belediye otobüsünün kalabalıklığından istifade ile yanında ve ayakta olan bir genç kızın kolundan bileziğini sıyırıp, cebe indirir. Biraz sonra otobüsten inen kızın bileziği yine kolundadır. Delikanlı hemen otobüsten iner ve bir şekilde kızla konuşmayı başarır. Meğer kız da, aynı yolun yolcusu imiş. “Bizden doğacak çocuk acaba nasıl olur” deyip, evlenme kararı alırlar. Bir avucu kapalı olarak aileye teslim edilen çocuk; doğarken ebesinin yüksüğünü çalmıştır.
Dövizin ateşini düşüremeyen iktidar, Yeni Ekonomi Modeli’nden “Kur korumalı TL vadeli mevduat hesabı” diye bir hesap yarattı. Bir nevi, TL ile dövizi baş-göz etti, yani evlendirdi. Ve bu evlilikten, bir çocuk dünyaya geldi. Çocuğun adı; kur farkı faizi. Daha önce, bankada vadeli mevduatı olanlar, vade sonunda, sadece bankanın kârını-faizini alıyordu. Yeni doğan çocuk; sadece bankadan hak ettiği faizi almakla kalmadı, bankada hiç hesabı olmayan vatandaşın da cebine daldı. Kur farkının vatandaşın vergilerinden alınması, hırsızlık değilse nedir? Döviz kur farkı, Merkez Bankası’nın, her gün saat 10.00 dan 15.00’a kadar her saat başı açıklayacağı döviz kuruna göre hesaplanacakmış.

Asgari ücretliye yaptığı 1.428 liralık zammın 28 lirasını, daha o gece benzine yaptığı zam ile geri alan iktidar, 31 Aralık 2021 günü yaptığı elektrik, akaryakıt ve doğalgaz zamlarını da gece yarısından sonraya bırakarak, memur ve emeklinin decebinden de milyarlar çalmıştır.
“Hayaldi, gerçek oldu” sloganının sahibi AKP’nin 2011 yılı seçim beyannamesi: “Türkiye hazır, hedef 2023” adını taşıyor. 2023’e bir yıl kaldı. Hayalleri ve gerçekleri okumaya ne dersiniz?
Enflasyon %5’e düşecek (%55). Dünyada ilk 10 ekonomi arasına girilecek (22. sıradayız). Kişi başı milli gelir 25 bin dolar (2020 sonu: 8,597 dolar). İşsizlik oranı %5’e indirilecek (%15).
AKP’nin hayalleri, nedense; hep hayal olarak kalıyor, balıklara karşı kaybedenler, nedense; hep karıncalar oluyor.
2022 yılı ülkemizle beraber tüm dünyaya mutluluk ve huzur getirsin. Yeni yılınız kutlu olsun.
Saygılarımla. 02.01.2022 Mehmet USLU– Emekli öğretmen
- ADIYLA, ESERLERİYLE YAŞAYACAK BİR ÇINARI KAYBETTİK - 20 Nisan 2026
- İFTAR MENÜSÜ - 9 Mart 2026
- CAİZ Mİ DEĞİL Mİ, HELAL Mİ HARAM MI? - 2 Mart 2026
- ADALET BUNUN NERESİNDE - 23 Şubat 2026
- ESKİ GELİBOLU CADDESİ ANILARIMDAN KESİTLER - 16 Şubat 2026
- YARGI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ MI? - 9 Şubat 2026
- BU ALİ GERÇEK KEŞANLI ALİ - 2 Şubat 2026
- GERÇEK IŞIĞINI YANSITAMAYAN FENER - 26 Ocak 2026
- NEDEN HEP AKP KAZANIYOR - 19 Ocak 2026
- ÜÇ YILDA BİRBİRİ ARDINA DEVRİLEN ÇINARLAR - 14 Ocak 2026
























