Reklam
Reklam

YOLA ÇIKARKEN MUTLUYDUM, DÖNÜŞ YOLUNDA, MUTLULUKTAN UÇUYORDUM (2)

Mehmet Uslu
Mehmet Uslu
  • 17.09.2025

Dünkü yazımı: “Muallâ da kim, nereden geliyor” diye mi sordunuz? O soruların yanıtı ile daha sonra neler yaşandığını yarın okusak olmaz mı? diye bitirmiştim.
Muallâ, o yıl beşinci sınıftan mezun olan 25 numaralı öğrencimdi. Aynı sınıfta okuyan ve öğrencim olan Nihat Özer ile evlenip Almanya’ya gitmişler. Emeklilik dönüşü, Eskişehir’e yerleşmişler. Eskişehir’den geliyorlardı. Köyde, baba ocağına da bir ev yapıp, yazları orada da kalıyorlarmış. İki saat kadar sonra, onlar da Yusuf Amca’nın evindeydi.
Muhabbet uzayıp giderken bir ara; “Hoca’m, pazar gününe kadar dönüş yapma, bu hafta Söğüt’te panayır ve pazar günü de YÖRÜK ŞENLİKLERİ var, beraberce oraya gideriz” dediler. Ben cuma günü dönmek istediğimi söyleyince Nihat: “O zaman cuma günü gider, gezer, köye döner, ben sizi akşam Bilecik Otogarı’na götürürüm” dedi. Giderken, gece yolculuğu yaptığımdan, dönüşte gündüz gelmek istiyordum. Cuma saat:12.15 e bilet aldım. Bu arada, gelen tüm öğrencilerimle fotoğraflar çekilip, sohbete devam edildi.

Akşam ezanından sonra yine gelenler oldu. Nihat Özer ve eşi Muallânın yanında iki kişi daha vardı. Bunlar; öğrencim Gülten ile eşi Mehmet Güner’di. Daha sonra Osman Dönmez de tekrar geldi.
Sabah 08.30 da Yusuf Amca’nın kızı Ayşe aradığında, sabah kahvaltısına çağırıyordu. Belki inanmayacaksınız ama sofrada kuş sütü eksikti, diyebilirim. 10-11 çeşit yiyeceğin içinde, zeytinler hariç, her şey kendi ürünleri imiş. Köy Muhtarı olan Ayşe’nin eşi Şevket Şinar da o yıl 1. sınıfta okuyan 12 numaralı öğrencimmiş.
Köyde, temel eğitim çağında çocuk yok. Köy içindeki okul binası yıkılmış. 1969’da yapılan ama içine giremediğimiz okul binası harabe halinde. Ne kapı var ne de pencere. Her tarafı otlar sarmış.

1969 yılında Karacalar Köyü, 1,5 km. kadar uzaktaki Bayat Köyü’nün mahallesi idi. Daha sonra muhtarlık verilmiş. Perşembe günü öğle vakti, komşu Bayat Köyü’ndeydik. Köyde hayır varmış. Pilâv, ayran ve tulumba tatlısından oluşan menüyü yiyip köye döndük.
Saat 18.00 sıraları Yusuf Amca’yı telefonla arayan Muallâ idi. “Çaya bekliyoruz” dedi. Çay, gözleme ve yaprak sarmasından oluşan yiyecekleri yudumlarken, sohbetimiz de devam etti. Cuma günkü Söğüt programını konuşup, vedalaştık.
Cuma sabahı 08.10 da Nihat Özer kardeşimle, Söğüt yolundaydık. Cuma günkü ziyaretle ilgili fotoğrafları, yarınki yazımda paylaşacağım.
İlk ziyaretimiz Dursun Fakih Türbesi’ydi. Dursun Fakih; Osmanlı’nın kuruluşuna şahitlik etmiş, Şeyh Edebali’nin hem öğrencisi hem damadı imiş. Tefsir, Hadis, Fıkıh İlimlerini okumuş Türk Bilginidir. Osman Gazi’nin de bacanağıymış. Türbe; yüksek bir tepenin üzerinde. Jandarma korumasında, her tarafı pırıl pırıl, gerçekten görülmeye değer bir yer.
Bilecik merkezdeki Şeyh Edebali Türbesi ile Dursun Fakih ve Ertuğrul Gazi Türbelerinin, geceleri, birbirlerinin ışıklarını gördükleri söylencesi yaygındır.
Saat 09.45 sıraları Söğüt’teydik. Ertuğrul Gazi Türbesi çok daha büyük ve daha görkemli. Bahçede; Ertuğrul Gazi’nin eşi Halime Hatun ile, kardeşleri, çocukları ve torunlarına ait onlarca kabir bulunuyor. Ertuğrul Gazi Türbesi büyükçe bir oda içinde. Türbenin etrafında ve yerde, onlarca ülkeye ait toprakların olduğu kutular var.
Oda kapısının iki yanında, iki jandarma eri, Saygı Nöbeti tutuyor. Öyle hareketsiz bir şekilde duruyorlar ki ben onları, Balmumu Heykeli sandım. Odadan çıkıp, ayakkabılarımı bağlarken elimi uzattığımda, asker elini çekince, hayretler içinde, canlı insan olduklarına şahit oldum.
11.45 sıraları geldiğimiz Bilecik Otogarı’nda Nihat Özer kardeşim, araç hareket edene kadar bekledi. (Nihat ve Muallâ Özer kardeşlerime; ekmek poşeti ve ceviz torbası için de ayrıca teşekkür ediyorum.) Otobüsümüz Adapazarı’na doğru yol alırken, üç günde yaşadıklarımı süzgeçten geçirdim.
Meslek yaşamımda yoluma çıkanlarla, 56 yıl sonra buluştuğum, gerçekten samimiyetle kucaklaştığım, 56-57 yıl öncesini tekrar yaşadığım, unutmadığım ve unutulmadığım için; adeta, MUTLULUKTAN UÇUYORDUM. 
Yarın: Önce; Güzellikler, Sonra; Siyah-Beyaz Çirkinlikler başlıklı yazımda buluşmak dileğiyle.
Hoşça kalın. 16.09.2025 Mehmet USLU-Emekli Öğretmen

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ