Reklam
Reklam

CUMHURİYET VE KÜLTÜR DEVRİMİ

Mehmet Uslu
Mehmet Uslu
  • 30.10.2022

600 yıllık ümmet toplum yaşayışından sonra; 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet kurulmuştur. Cumhuriyet  Devrimleri’ni; ekonomi, politik ve kültürel devrimler olarak temel üç gruba ayırmak mümkündür. Konumuz; kültür devrimi olduğu için diğerlerini es geçeceğim.

KÜLTÜR: “Bir toplumun duyuş ve düşünüş birliğini oluşturan, gelenek durumundaki her türlü yaşayış, düşünce ve sanat varlıklarının topu” olarak tarif edilir.
Kültürü; Cumhuriyet’i oluşturan en önemli faktör olarak gören Atatürk, bu kavramın içini dolduran modern tarih ve dil çalışmalarına büyük önem vermiştir. Çünkü bunu; Millet olmanın bir şartı olarak görmüştür. Türkler’in; dünya tarihindeki yerini ve medeniyete katkılarını tüm dünyaya duyurmak amacıyla, 1931 yılında Türk Tarih Kurumu kurulmuştur. Amacı; Türk Dili’nin öz  güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek için de, 1932 yılında Türk Dil Kurumu hayata geçirilmiştir.
Günümüz iktidar yöneticilerinin, bir türlü anlayamadığım amacı: Milletin sinir uçlarına dokunmak veya gündem değiştirmek olabilir mi? Seçim yaklaştıkça ve ekonomik çıkmazlar toplumda konuşuldukça, belki de gündemi değiştirmek için Cumhuriyet ve onun değerlerine saldırıyorlar. Cumhuriyet değerlerine yapılan son saldırıya geçmeden önce bir konuya değinmek istiyorum.
Geçen hafta Meclis’ten, kısaca Dezenformasyon Yasası denilen bir yasa geçti ve onaylandı. Topluma yanıltıcı bilgi verenlere; bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngören bir 29. Madde var. Pekiyi; şu sorunun yanıtını verecek bir babayiğit var mı? Merkez Bankası, 2023 yılsonu enflasyonunu, 27 Ocak 2022 günü; %23,2 olarak açıklamış. 28 Nisan 2022 günü %42,8 olacak demiş. 28 Temmuz 2022 gününe geldiğimizde; %60,4 olarak revize etmiş. 27 Ekim 2022 günü ise yılsonu enflasyon tahmini; %65,2 olacak demiş. Şimdi bu yanıltıcı bilgilerden dolayı Merkez Bankası’na; bir yılı ile üç yıl arasında değişen bir ceza verecek misiniz? Ceza verilirse; uygulama nasıl olacak?

Konumuz dönelim mi? Geçen haftanın en çok tartışılan konusu; AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal’ın, Cumhuriyet’in kuruluşunun 99. yıldönümüne günler kala Cumhuriyet ve Kültür Devrimi üzerine söyledikleri oldu. Mahir Ünal:
“Kültür Devrimi olarak Cumhuriyet; bizim lügatimizi, alfabemizi, dilimizi,  hasılı bütün düşünmemizi yok etmiştir. Bugün konuştuğumuz Türkçe’yle, düşünce üretemeyiz” demiş. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki; son yıllarda, Yazar Orhan Pamuk ve Bilim İnsanı Aziz Sancar; şahane Türkçeleri ile ürettikleri ve yazıya aktardıkları eserleriyle NOBEL ÖDÜLÜ almışlardır. Aziz Sancar: “Ben bu ödülü Cumhuriyet ve Atatürk sayesinde aldım” deyip, ödülü Anıtkabir’e hediye etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nden önce son Türk Devleti Osmanlı İmparatorluğu’dur. Yani onlar bizim atamızdır. Ancak; Osmanlı Toplumu; maalesef 600 yüzyıl; “Padişahım çok yaşa” veya “Padişaha karşı boynumuz kıldan incedir” demekten başka bir şey demeyen ÜMMET olarak yaşamıştır.
Kültür’ün tarifinde; düşünce ve sanat varlıklarından söz edilmektedir. Okuma yazması olmayan bir toplumdan düşünce ve sanat varlığı üretmesi beklenemez. Cumhuriyet kurulduğunda; ülkenin 40 bin köyünden 37 bin köyde okul, 30 bin köyde cami yoktur. Yine Cumhuriyet kurulduğunda, ülke genelinde 337 doktor, sadece 8’i Türk olan 60 eczacı, 4 hemşire, 136 ebe mevcuttur. Ortalama insan ömrü 40 yıl olup, salgın hastalıklar diz boyudur. Tarım aracı olarak traktör ve biçerdöver olmadığı gibi, tiyatro, müzik, spor ve heykel de yoktur. Sadece, 4 fabrika vardır.     Vatandaş askerlik yapmış, bir şekilde devlete vergisini ödemiş, ama bunlar, hizmet olarak kendisine dönmemiştir. Osmanlı Dönemi’nde; elektriği bıraktık, köylere yol, su hizmeti var mıdır?
Osmanlı döneminde kullanılan dil; Arapça Farsça karışımıdır. Kur’an Kursları’nda sadece Arapça Kur’an okuma öğretilmektedir. Ülke genelinde farklı takvim ve saat dilimleri kullanılıyordu. 150 yılda basılan kitap sayısı sadece 417 imiş. Okulu, okuma yazması olmayan bir toplumda hangi kültürden söz ediyorsunuz.
Ayrıca, şunu belirtmeden geçemeyeceğim. Sevgili Mahir Ünal; 600 yıllık Osmanlı döneminde Osmanoğulları Ailesi dışında hiçbir kişi yönetimde görev almamıştır. Bugün sizin beğenmediğiniz, ekonomi, politik ve kültürel devrimler yapılmasaydı, bugün siz o koltuklarda oturabilir miydiniz?

Aşağıda yazacağım soruların yanıtlarını yıllardır alamıyoruz:
-… milyon (lar) nerede?
– Sedat Peker’den ayda 10 bin dolar alan, Saray’dan para alıp, parti kuran kimdir?
– Bazı otoyol, köprü, havaalanı, şehir hastanelerinin devlete maliyeti ne kadardır?
– Bankadan 750 milyon dolar kredi alıp gazete alanlar, krediyi geri ödediler  mi?
ACABA DİYORUM:
BU SORULARA YANIT ALAMAYIŞIMIZIN NEDENİ; MAHİR ÜNAL’IN DEDİĞİ GİBİ: “KÜLTÜR DEVRİMİ OLARAK CUMHURİYET’İN; BİZİM LÜGATİMİZİ, ALFABEMİZİ, DİLİMİZİ,  HASILI BÜTÜN DÜŞÜNMEMİZİ YOK ETMESİNE” Mİ BAĞLIDIR? Tabii ki; bu sorunun yanıtı: HAYIR olacaktır.
            Bana göre Cumhuriyet: İnsanımızı kul köle olmaktan, muasır medeniyet seviyesinin altında kalmaktan kurtarmaktır. Cumhuriyet; özgürlüktür, bağımsızlıktır, özgür ve bağımsız olarak düşünebilmektir, düşüncelerini ifade edebilmektir.
Cumhuriyet’in nimetlerinden yararlanıp, Cumhuriyet’i kötülemek, hangi aklın ürünüdür? Gerçekten merak ediyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle; Cumhuriyet’in kuruluşunun 99. yılı kutlu olsun.
Saygılarımla. 29.10.2022    Mehmet USLU– Emekli öğretmen

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ