Reklam
Reklam

DÜNDEN BUGÜNE İSTANBUL VE TÜRKİYE

Mehmet Uslu
Mehmet Uslu
  • 13.11.2022

Akıl hastanesi bahçesinde bir grup hasta toplanmış, tartışıyorlar. O anda oradan geçmekte olan başka bir hasta, kenarda duranlardan birine; tartışmanın nedenini soruyor. Aldığı yanıt: “Orta yerdeki adam, kendisinin peygamber olduğunu iddia ediyor” diyor. Bu yanıt karşısında soru soran hasta: “Ben, yeryüzüne öyle bir peygamber göndermedim” diyor.

                 2002 yılında iktidar olan AKP: “Biz geldiğimizde ülkede buzdolabı, televizyon, fırın yoktu” diyebiliyor. Neredeyse;“1453’te fethedilen İstanbul’u biz fethettik, 1923’te kurulan Cumhuriyeti biz kurduk” diyecekler. Benim evimde 1976’da televizyon, 1978’de buzdolabı vardı.
Gerçi, bir önceki paragrafta yazdığım cümleyi kurmuyorlar ama İstanbul ve Türkiye’de yapılan iyi şeyleri kendi hanelerine yazmaktan da geri durmuyorlar. AKP; teflon tavadır, üzerine kir yapışmaz. İstanbul’daki tüm olumsuzlukların sorumlusu; 3,5 yıllık CHP’li belediyedir, Türkiye’deki tüm olumsuzlukların sorumlusu; CE-HA-PE’dir, daha önceki iktidarlardır, dış güçlerdir, terör örgütleridir.
Birkaç ay önce, İstanbul’da yağan sağanak yağış sonrası Esenyurt’ta bir dere taştı, bodrum katlara sular doldu, maddi hasarlar oluştu, bildiğim kadarıyla can kaybı da yaşandı. Suçlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesiydi, dolayısıyla Ekrem İmamoğlu’ydu. Neden bu olayı seçtiğime gelince: Adı geçen derenin yanından defalarca geçtim. Çevrenin arazi yapısı gereği belki orada daha önceleri onlarca derecik vardı. Ama, AKP Belediyeciliğinin imar izinleri sayesinde birçok derecik ya binalarla doldu ya da birçok dereciğin suyu, aynı derecikten akmak zorunda kaldı. Kalan derecik; dere oldu.
Bu derenin batısında kalan, neredeyse, dereyle aynı seviyede olan yola ve yolun kıyısındaki binalara imar iznini kim verdi? Tabii ki bu şehri 25 yıl süreyle yöneten AKP Büyükşehir Belediyesi verdi. Zaten daha önce İstanbul’a ihanet ettiklerini itiraf etmişlerdi. 25 yılda AKP Belediyeciliği İstanbul’a öyle çok ihanet etti ki, bu ihanetin pisliği 3,5 yılda değil, 33,5 yılda bile zor temizlenir.  İstanbul Belediye Başkanlığı’nı kaybedenler, bu acıyı içlerine sindirememiş olmalılar ki, İmamoğlu’nu topal ördek yapamadılar, ama yargı yoluyla onu görevden almanın yollarını deniyorlar. “Hiç bir şey olmasa da, bir şeyler oldu” diyenlerin itirazını yerinde bulan YSK, 31 Mart 2019 yerel seçiminin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na verilen oylarını geçersiz saymış, seçimi iptal edip yeniletmişti.  Seçimde hile yapıp ceza alan var mı, yok. O zaman seçimi iptal eden YSK kusurludur. Onlar bu kusurun hesabını verdi mi, o da hayır. O zaman İmamoğlu’nu yargılamanın anlamı yoktur.

                Dünden bugüne Türkiye’ye gelirsek: Biz geldiğimizde, ülkede buzdolabı, televizyon, fırın yoktu diyen AKP, bununla da yetinmiyor. “Ambulansları köpekler çekiyordu, tomografi yoktu, havaalanı yoktu” diyorlar. Tersinden başlarsak; Türkiye’de İstanbul- Ankara arasında 1933 yılında karşılıklı uçak seferleri başlamıştı. Hatta 1944 yılında ilk yerli uçağımız, İstanbul-Ankara arasında deneme uçuşları yapmıştı. 1976 yılında Ankara Hacettepe Tıp Fakültesi’nde ilk tomografi cihazı kurulmuş.  Ambulansları köpekler çekiyordu söylemine gelince: Türkiye daha 1940 yılında ambulansı bırak, ambulans uçak yapıp, Danimarka’ya ihraç etmiş.
20 yılda, kendine göre yaptığı reformlarla övünen iktidarın belini büken; ekonomik verilerdir. Bizden önceki iktidarlar hiçbir şey yapmadı diyenler; 63 milyar dolar özelleştirme geliri elde etmiştir.  Bu elde ettiğiniz 63 milyar dolar değerindeki eserler hangi hükümetler döneminde yapılmıştır? Her ne kadar iktidar, seçime aylar kala kesenin ağzını açsa da, ekonomik veriler onların söylediği gibi değildir. Dolar ve Euro 18 TL’nin üzerine demir atmış, bir türlü aşağıya çekilememektedir. Bu nedenle enflasyon rakamları da her ay artarak devam etmektedir. Ekim ayı sonunda TÜİK’in enflasyonu %85,51 dir. Bunun piyasalardaki hissedilen hali ise neredeyse bu rakamın iki katıdır.

                Enflasyon söylemle değil, eylemle düşer. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati: “20 yıldır bu ülkede hiç, ama hiç kimse beni enflasyonun altında ezdirdiler diyemez” demiş. Eğer insanlar enflasyonun altında ezilmiyorsa, neden 4 milyon 332 bin aile (17 milyon kişi) sosyal yardımlarla ayakta kalabiliyor. Daha önce yılda bir değişen asgari ücret düzenlemelerini neden son zamanda altı aylık periyotlar halinde düzenlemeye başladınız?
Enflasyon ile ilgili bir inciyi de Ticaret Bakanı Mehmet Muş söylemiş. AKP döneminde enflasyonun tek hanelerde tutulduğunu söyledikten sonra: “Son yılları saymazsak, enflasyonun ortalaması %8-9 civarındadır” demiş. Yap-İşlet-Devret Modeli borçlarını saymazsak, hiç borcumuz yok da diyebilirlerdi.
Çarpık kentleşme modeliyle İstanbul’un ekolojisine zarar verenler, “Nas ne diyorsa o” modeliyle de Türkiye’nin ekonomisine zarar vermişlerdir. Bu zararın faturası: 18 Haziran 2023 günü sandıkta kesilecektir. Bu böyle biline.
Saygılarımla. 12.11.2022   Mehmet  USLU– Emekli öğretmen

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ