Reklam
Reklam

İSRAF

Mehmet Uslu
Mehmet Uslu
  • 02.10.2022

Yazı başlığına geçmeden, yerelde bir konuya değinmek istiyorum. İnternet gazetemiz sahibi ve köşe yazarı Neşe Tosun kardeşim, yeni sayılabilecek Keşan Devlet Hastanesindeki olmayan temizlik konusuna değinen bir yazı yazmıştı. Aynı konuda, daha önceki yazıları da vardı. Son olarak, konuyu irdeleyen bir yazıyı da yine gazete köşe yazarı Ulaş Demiray dile getirmişti.

            Ben şahsım olarak, yeni yapılan Keşan Devlet Hastanesinin poliklinikler bölümünden hiç hizmet almadım. Sadece bir iki defa acil kısmına gittim. Temizliğini değil ama bu hastanenin hizmet vermediğini eleştirebilirim. Neden mi? Hastane Baştabibi tarafından son yapılan açıklamaya göre; Ekim ayı içinde çekilecek kura ile bu hastaneye 20’den fazla doktor ataması olacakmış. Bir bölge hastanesi niteliğinde olan burada bu kadar doktor açığı varsa, orada hizmet yok demektir. Ayrıca, Özel hastanenin bahçesinde görülen araç yoğunluğu da devlet hastanesinde hizmet verilmediğinin kanıtıdır.
22 Eylül günü Keşan Diş Polikliniğinde randevum vardı. Gerekli hizmeti aldım. Bir ara tuvalete gittim. Tuvalet salonunda iki pisuar var ve her ikisinin de içi, gazete kâğıdı, karton,  poşet doldurularak iptal edilmiş. Bir sağlık kuruluşunda böyle bir görüntünün olması, sizce sorun değil mi?
Yazı başlığına, fıkra veya gerçek bir olayı anlatarak başlamak istiyorum:
Almancıların çok olduğu bir köye, 2 milyon lira masraf yapılarak bir cami inşa edilmiş. İlçe Müftüsü camiyi ziyarete gitmiş. Bir ara imama: “Sabah namazında cemaatiniz ne kadar oluyor” diye sormuş. İmam:  “İki saf oluyoruz efendim” demiş. Müftü: “Bu kadar büyük bir camide iki saf cemaat az sayılmaz” deyince, İmam: “Efendim, köyden bir saf,  bir de bendeniz saf olarak iki saf oluyoruz dediğim odur” karşılığını vermiş.
İstanbul’un Çamlıca Tepesi’ne 60 bin kişilik cami yaptırdık. Sözcü  Gazetesi’nden Memduh Bayraktaroğlu’nun köşe yazısına göre, 24 Eylül günü sabah namazında, imam ve müezzinler dahil 36 kişi  namaz kılmış. İnternet bilgisine göre adı geçen camiyi 3 yılda 25 milyon kişi ziyaret etmiş. İnsanlar bir camiyi, ibadet değil de ziyaret için kullanıyorsa, oraya harcanan para  israftır. Hata payı %99 olan Kütahya’daki Zafer Havaalanı da israfın bir numaralı örneğidir.
Hem: “Dinimizde israf haramdır” deyip, hem de: “İtibardan tasarruf olmaz” diyenlerden biri olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Fatih Dönmez, aldığı ücretle zor geçinen garibanlara; kış için bazı tasarruf önerileri sunmuş. Önerileri basın yazdı, ben yazmayacağım. Sayın Bakana: “Siz bu tasarruf tedbirlerinin hangisini uyguluyorsunuz” diye soracağım.

            2023 Genel Seçimleri yaklaştıkça,  20 yıllık iktidar, sosyal yardım konusunda kesenin ağzını açmış, 20 yıldır yapmadıklarını, 8-9 ayda çözeceğinin garantisini veriyor. “Günaydın!” diyeceğim.
Bu arada Keşan Belediyesi de harıl harıl çalışıyor. Bir yanda Kent Müzesi 100. yıla yetiştirilmeye çalışılıyor, bir yanda eski  Hastane Caddesi’nde düzenleme çalışmaları yapılıyor, bir yandan da Kent Meydanı düzenleme konusunda çalışmalar var. 28 Temmuz 2019 tarihli: BİR TEŞEKKÜRÜ ÇOK MU GÖRDÜNÜZ başlıklı yazımda;  Mehmet Özcan’ın iğneyle kuyu kazdığını, Sayın Mustafa Helvacıoğlu’nun badana-boya yaptığını yazmıştım. Keşan’ın gelişimi adına kim bir çivi çakıyorsa, ona teşekkür edilir, ama ben, alt yapı için Mehmet Özcan’a teşekkür edilmediği sürece;  yapılan hiçbir hizmete teşekkür etmeyeceğim. Sadece, çalışanlara kolay gelsin diyeceğim.
Cuma günü, belediyeye alınan yeni ekskavatör için tören düzenlendi. Törende, aracın nasıl alındığı, ne kadara mal olduğu konusunda hiçbir bilgi yoktu. Emeği geçenlere teşekkür edildi. Daha önceki belediye başkanları döneminde araç sergilenirken, aracın üzerinde : “Bu araç Keşan halkının yardımlarıyla (katkılarıyla) veya vergileriyle alınmıştır” yazısı olurdu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Keşan Belediyesi AKP’ye geçince, burada Keşan diye bir yerleşim yeri olduğunu hatırlayıp, çöp konteynerlerini hediye etmişti. Acaba diyorum, bu araç da iktidarın bir hediyesi mi? Keşan’a doğal gaz geldiğinde, bozulan yolları Keşan Belediyesi asfaltlamış, İpsala’nın yolları ise Karayolları ekipleri tarafından asfaltlanmıştı.
Her ne kadar yukarıda israftan söz ettimse de, Keşan’daki israfa yeni sıra geldi. Çarşamba günü İstiklâl Caddesi’nde yürüyorum. Uzun zamandır, Tepe Mezarlık duvarlarındaki fotoğraf panoları dikkatimi çekmekle beraber, etraflıca bir inceleme yapma fırsatım olmamıştı. Duvarlarda 30 fotoğraf panosu var ve fotoğrafların hepsi de Keşan’a ait olması gerekir.  Gerekir diyorum, 74 yıllık ömrünün yarıdan çoğu Keşan’da geçmiş biri olarak sadece 8 fotoğraf hakkında fikir yürütüyorum. Diğer fotoğraflar nedir, neresidir, söyleyemiyorum. Fotoğraf panoları arasında: Keşan Belediyesi 1866 ve Keşan’ın Kurtuluşu’nun 100. yılı panoları da var.
Panoların konulduğu yer yanlış. Keşan’ı tanıtmak istiyorsan bu panolar, insanların yaya olarak hareket ettikleri bir yere konulması gerekmez mi? Cennet Bahçesi, Hastane Caddesi, Pazaryeri vs. Panoların yapımı da, sergilenmesi de israf değildir. Ancak, panoların hiçbir yerinde, fotoğraf ile ilgili tek cümle bilgi olmaması bir eksikliktir. Bilgi olmaması, o günle bugünü kıyaslamayı engelliyor. Panoda fotoğrafla ilgili hiçbir bilgi yokken, her panonun altında: “Mustafa Helvacıoğlu- Keşan Belediye Başkanı” yazısı var.
Fotoğraflarla Keşan’ı tanıtım panoları; Keşan’ı değil de; Mustafa Helvacıoğlu’nu tanıtım ve reklâm panosuna dönüşmüşse: BU BİR İSRAFTIR.
Saygılarımla.01.10.2022    Mehmet USLU– Emekli öğretmen

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ