Reklam
Reklam

İZMİR’DEN AKP’YE EKMEK ÇIKMAZ

Mehmet Uslu
Mehmet Uslu
  • 18.09.2022

2019 yerel seçimleri öncesi: “İstanbul’u kaybeden, Türkiye’yi kaybeder” demişlerdi.      Sadece İstanbul’u kaybetmekle kalmadılar, Ankara’yı da kaybettiler. İzmir, zaten yıllar yılı onlara yar olmamıştı. Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, kaybettikleri 11 büyükşehir belediye başkanlığı sonuçlarını bir türlü içlerine sindiremediler. Ekrem İmamoğlu’nu yıpratmak adına neler yapmadılar ki. Son yaptıklarını da yazıp, yazı başlığına geçeceğim.

            İstanbul trafiğinde iki metrobüs kafa kafaya çarpışmış. Zaman içinde yaşanabilecek bir kaza meydana gelmiş. Kazayı haber yapacak, topluma iletecek yazılı ve görsel basındır. Ama bu kazayı haber olarak topluma sunan, hatta toplumu korku ve dehşete düşürecek dereceye getiren; ne yazılı, ne de bir görsel basın kuruluşudur. Kazayı; üstüne vazife olmayan, AKP Avcılar Gençlik Kolları görsel ve sözel olarak haberleştirmiş.
Genç bir kızımızın eline mikrofonu vermişler, bir yandan kamera da onu takip ediyor. Genç kızımız sanki maraton koşusunun sonuna gelmiş bir atlet heyecanıyla haberi sunmaya çalışıyor. Ne mi diyor?  “AK Parti Avcılar olarak kaza yerindeyiz. İki metrobüs çok feci bir şekilde çarpıştı. Binlerce yaralı, sayısı belli olmayacak kadar da ölü var. İBB yetkililerine buradan sesleniyoruz. Bu canların hesabını kime nasıl vereceksiniz” diyor.
Ondan sonra da AKP Avcılar Gençlik Kolları yöneticileri çıkıyor: “Videoda arkadaşımız elem ve keder içerisinde sehven (yanlışlıkla) hatalı cümle kullanmıştır. Yaşanan yanlış anlaşılma için üzgünüz” diyor. Hatta, genç kızımıza linç kampanyası başlatıldı deyip, eleştirileri kınıyor.
Sözcü ve kameraman olay yerine kendi kararları ile mi gitti, elbette hayır. Tepki ters tepince, siyasi manevralara başvuruyorlar. Bir kazada binlerce yaralı, sayılamayacak kadar ölü olur mu?

            Nihayet İzmir’e gelebildik.
9 Eylül günü, hem Kurtuluş Savaşı’nın sonu hem de İzmir’in Kurtuluş günüdür. İzmir Büyükşehir Belediyesi; 100. yıl anısına, öyle muhteşem tören ve gösteriler gerçekleştirdi ki, yapılan her etkinlik; dosta düşmana parmak ısırtacak cinstendi. Yasaklayamadıkları Tarkan Konserindeki kalabalık, iktidarın gözünü korkutmuş olacak ki;  kutlamalara diyecek sözü olmayan iktidar yanlıları,
Belediye Başkanı Tunç Soyer’in konuşmasını ön plâna çıkarıp, karalama kampanyasına giriştiler.
Tunç Soyer konuşmasında: “Yüzyıl önceydi. Bu toprakları yönetenler gaflet, delâlet ve hatta hıyanet içindeydi. Gençleri, kadınları, çocukları hiç düşünmediler. Saraylarındaki saltanatı korumak için bütün bir milleti ateşe attılar” diyor?.
Pekiyi, buna karşılık, İktidar Sözcüsü Ömer Çelik ne demiş?
Bütün siyasi misyonu Cumhuriyetimiz ile Osmanlı Devletimizi kavga ettirme üzerine kurulmuş olanlar var. Cumhuriyetimize sahip çıkmak için tarihimizin büyük köklerinden Osmanlı Devleti ile kavga etmek milletimizin kimliğine saldırıdır. Cumhuriyet de bizim, Osmanlı Devleti de…”
“Cumhuriyet de bizim,
Osmanlı Devleti de” sözlerinden geri kalanına katılmak mümkün değil. Hiç kimse, Cumhuriyet ile Osmanlı’yı kavga ettirme düşüncesinde olamaz. Osmanlı Devleti 1299’da kurulmuş. İmparatorluk olup üç kıtaya yayılmış. Fatihleri, Kanunileri eleştiren var mı?
Ama kusura bakmayın:
15 Mayıs 1919 günü Yunan Askeri İzmir’e ayak basarken, 16 Mayıs günü de İngiliz Gemileri İstanbul’da Yıldız Sarayı önüne demir atarken; Mustafa Kemal: “GELDİKKLERİ GİBİ GİDECEKLERDİR” derken, 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıkarken, Erzurum, Sivas Kongreleri sonrası TBMM’yi toplayıp, Kurtuluş Savaşı’nın tüm kararlarını bu mecliste alırken, Sakarya’da, Dumlupınar’da düşmanla savaşırken, 30 Ağustos 1922 günü “ORDULAR, İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ’DİR İLERİ” emrini verirken, 9 Eylül 1922 günü İzmir’de düşmanı denize dökerken: Padişah Vahdettin ve Damat Ferit Paşa neredeydi?

            Kısaca özetlemem gerekirse:
Onlar; Mustafa Kemal’in Karadeniz’den geri döndürülmesi için İngilizlerle işbirliği yapmışlardı. Mustafa Kemal ve birçok arkadaşının idam fermanına imza atmışlardı. 10 Ağustos 1920
günü Osmanlı’nın idam fermanı olan Sevr’i imzalamışlardı. Vahdettin, Damat Ferit Paşa, Dahiliye Nazırı Ali Kemal, Sait Molla;  İngiliz Muhipler Cemiyeti’ne üye olmuşlardı. Başta Vahdettin olmak üzere birçoğu da; savaş sonrası bir İngiliz Gemisi’ne binip, bu ülkeden kaçmışlardı.
Bu yapılanlar;  gaflet, delâlet ve hatta hıyanet değil miydi? AKP’liler bir yandan Tunç Soyer’i eleştirirken, bir yandan da: “Onun babası da aynıydı” diyorlar. ‘Tunç Soyer’in babası Nurettin Soyer kimdir?’ diye mi sordunuz. 1971 yılında hazırladığı iddianame ile Fetullah Gülen’in, yedi ay hapis cezası almasını sağlayan hakimdir.
Hiç şüphe yok ki: 9 Eylül şöleninde Gündoğdu Meydanı’nı dolduran milyonlar: “İzmir’den AKP’ye ekmek çıkmaz” söyleminin garanti belgesidir.
Saygılarımla. 17.09.2022  Mehmet USLU– Emekli öğretmen

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ