YOKLUK İÇİNDE VARLIK ÜRETİLEN CUMHURİYET’TEN, VARLIK İÇİNDE YOKSULLUĞA SÜRÜKLENEN CUMHURİYET’E
2023; Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yılı olacak. An itibariyle, 99 yıl geriye gidersek;
29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet kurulduğunda, Osmanlı’dan genç Cumhuriyet’e; 107,5 milyon altın lira borç kalmıştır. 1928 yılı Paris Anlaşması’na göre borcun bitim yılı 1955’tir. Ancak; 1929 dünya ekonomik krizi nedeniyle, bu borcun ödenmesi mümkün görülmediğinden, borcun %80’i silinerek, 1933’te yeni bir anlaşma yapılmıştır.
Mustafa Kemal 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü’yü yanına çağırmış ve sözlerine: “Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan kaldı. Yoksul bir köylü devletiyiz.” diye başlamış.
Osmanlı’dan genç Cumhuriyet’e miras kalan sadece bu borçlar mıydı? Ülkenin ekonomisi, ulaşımı, haberleşmesi tamamen yabancıların elindeydi. “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” diyen Mustafa Kemal’in ülkesinde, her şeyiyle özgür ve bağımsız olmak gerekti.
Bir taraftan borçlar ödenirken, diğer taraftan da; demiryollarından oluşan ulaşım tesisleri ile haberleşme tesislerinin paraları ödenerek, yabancılardan geri alınmıştır. Ülkenin kalkınması adına özel sermaye diye bir şey olmadığından, devlet olanaklarıyla bir taraftan da fabrikalar kurularak, muasır medeniyete ulaşma gayretleri içine girilmiştir. Neler mi yapılmış?
Yeni tren yolları yapılırken, “İstikbal Göklerdedir” diyen Mustafa Kemal’in önderliğinde; 1925 yılında Tayyare Cemiyeti kurulmuş, 1926 yılında Kayseri Uçak ve Motor Fabrikası açılmış.
1924; Zonguldak’ta Türkiye Taşkömürü Kurumu kurulmuş. 1926’da; Alpullu ve Uşak Şeker Fabrikaları, 1928’de de; Ankara Çimento Fabrikası üretime başlamıştır. 1933’te; Sümerbank kurulmuş, 1934 yılında da İzmit Kâğıt Fabrikası’nın temeli atılmıştır.
Yıllar içinde kurulan hükümetler zamanında yapılanlara: Tekel, Petkim, Tüpraş, Limanlar, tersaneler, bazı sanayi kuruluşları, Telekom, Tank Palet gibi kuruluşları da ekleyebiliriz.
99 yılın 79 yıllık bölümünde, ülkemde 57 hükümet kurulmuş. Hepsi, günahları ve sevaplarıyla bir şeyler yapmış veya başarısız olmuş. 2002’de, %34 oy alan AKP, Meclis’teki sandalyelerin üçte ikisini alarak iktidar olmuş. Yani, 99 yıllık Cumhuriyet’in 20 yılı devri iktidarlarında geçmiş. “Yoksulluk ve yolsuzluk bitecek, yasaklar kalkacak.” sloganıyla iktidara gelenler tersini yapmıştır.
15 Temmuz darbe girişimiyle karşılaşan iktidar, suçu rejime yükleyip, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmiştir. Slogan: “Terör bitecek, ekonomi düzelecek, Türkiye uçacak.” idi. Uçacak dedikleri Türkiye’de; varlık içinde yoksulluğa sürüklenen Cumhuriyet dönemi başladı.
Aşağıda yazacağım veriler; bir muhalefet partisinin basın bildirisinden alınmıştır: Yokluk içinde varlık üretilen dönemde, miras kalan Osmanlı borçlarının ne olduğunu yazdım. 79 yılda, yabancılardan satın alınan ve yeniden inşa edilen tesislerin toplam değerinin ne olduğunu herhalde kimse tahmin edemez. İşte, o muhalefet partisinin verdiği gelir-gider rakamları:
AKP; kendinden önce kurulan 57 hükümetin 79 yılda kullandığı kaynağın 4 katını harcamış. 2002’den beri 2 trilyon 504 milyar dolar vergi toplamış. 131 milyar dolar içerden ve dışarıdan borç almış. 63 milyar dolar özelleştirme yapmış. Yani;2 trilyon 697 milyar dolar para toplayıp harcamış.
Yıllar önce, 2023 hedeflerini açıklayan iktidar, 2 trilyon dolar gelir, fert başına 25 bin dolar gelir ve 500 milyar dolar ihracat rakamları açıklamış. Son açıklanan orta vadeli programa göre ise gelir; 867 milyar dolar, fert başına gelir; 10bin 710 dolar, ihracat da; 265 milyar dolar olarak revize edilmiş. Bu rakamlar, yoksullaştığımızın göstergesi değil mi?
20 yılın sonunda hâlâ: “Yaparsa AKP yapar.” diyorlar. Ekonomik verileri 3 ayda bir revize edenler, 2053, hatta 2071 vizyonundan söz ediyorlar. 3 ay sonrasını göremeyenler, 30 yıl ve 50 yıl sonrasını görüyorlar. Bazıları, 3-5 yerden ballı maaşlar alırken, bazılarına da “şükret-sabret” diyorlar.
2 trilyon 697 milyar dolar para toplayan iktidar, yaptığı, otoyol, köprü, havaalanı, şehir hastanesi gibi birçok yatırımı da; YAP-İŞLET-DEVRET modeliyle, yani borcu yıllara yayarak hayata geçirmiştir.
Gelir ile gideri arasındaki fark; sürekli aleyhine işleyen kişi veya ülke yoksul demektir.
20 yıllık AKP İktidarı, 99 yıllık Cumhuriyet’in sadece maddi değerlerini; yandaş ve yabancılara pazarlamakla kalmamış, manevi değerlere de zarar vermiştir. Atatürk İlke ve Devrimlerinin içi boşaltılmıştır.
Seçime aylar kala, iktidarın başına taş düşmüş olmalı ki; muhaliflere yıllarca: “İsrail dölü, cibilliyetsiz, zürriyetsiz, tezek, çamur, mankafa, alçak, geri zekalı, vampir, virüs, soysuz, rezil, çakal, ölü sevici, terbiyesiz, sürtük.” diyenler, şimdi zeytin dalı uzatıyorlar. HDP’den bile Anayasa konusunda yardım istiyorlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Yüzyılı Programı’nda: “Gelin, Türkiye Yüzyılında; erdem ve adalet devletini zirveye çıkartalım.” demiş. Türkiye’yi zirveye çıkartalım deyip, daha önce eleştirdikleri muhaliflere zeytin dalı uzatanlara soruyorum:
Yokluk içinde varlık üretilen Cumhuriyet’i; varlık içinde yoksulluğa sürükleyen ben miyim?
Saygılarımla. 05.11.2022 Mehmet USLU– Emekli öğretmen

- ADIYLA, ESERLERİYLE YAŞAYACAK BİR ÇINARI KAYBETTİK - 20 Nisan 2026
- İFTAR MENÜSÜ - 9 Mart 2026
- CAİZ Mİ DEĞİL Mİ, HELAL Mİ HARAM MI? - 2 Mart 2026
- ADALET BUNUN NERESİNDE - 23 Şubat 2026
- ESKİ GELİBOLU CADDESİ ANILARIMDAN KESİTLER - 16 Şubat 2026
- YARGI BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ MI? - 9 Şubat 2026
- BU ALİ GERÇEK KEŞANLI ALİ - 2 Şubat 2026
- GERÇEK IŞIĞINI YANSITAMAYAN FENER - 26 Ocak 2026
- NEDEN HEP AKP KAZANIYOR - 19 Ocak 2026
- ÜÇ YILDA BİRBİRİ ARDINA DEVRİLEN ÇINARLAR - 14 Ocak 2026
























