Reklam
Reklam

DELİ ADAM TEORİSİ Mİ?..

DELİ ADAM TEORİSİ Mİ?..
  • 13.01.2026
Reklam

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin Venezuela operasyonundan sonra süregelen zaman diliminde, Trump’ın davranışları ve açıklamaları karşısında, bir teoriden bahsedilmeye başlandı. O da ‘Deli Adam Teorisi‘. Trump, “Deli Adam Teorisi’ni uyguluyor” yaklaşmı da, dillendirilen cümleler arasında.

Bilindiği üzere, bu ‘Deli Adam Teorisi‘, uluslararası ilişkiler ve siyaset biliminde kullanılan ilginç bir dış politika stratejisi. Bu teorinin temel mantığı, bir liderin düşmanlarını kendisinin ‘rasyonel olmayan, öngörülemez ve her an her şeyi yapabilecek kadar çılgın olduğuna ikna etmesi‘ne dayanıyor. Bu taktiği kullanmaya çalışan başka ABD başkanlarının olduğunu da söyleyebiliriz. Eski başkanlardan Richard Nixon meselâ. Hatta onunla özdeşleştiği belirtiliyor. Nixon, Vietnam savaşını bitirmek için bu taktiği kullanmaya çalışmıştır.

Nixon’ın amacının, Sovyetler Birliği ve Kuzey Vietnam üzerinde ‘Bu adam deli, durduramazsak dünyayı yakacak‘ korkusu oluşturarak, onları masaya oturtmak olduğu söyleniyor.

Baktığın zaman, Başkan Trump da bu teoriye uygun gelen açıklamalarda, davranışlarda bulunuyor hakikaten. Devletler arası ilişkiler, uluslararası haklar v.s. dinlemeden, bir başka devletin başkanını ve eşini konutundan alıp derdest edebiliyor. Bununla da yetinmeyip, başka ülkeleri de radarına aldığını görüyoruz. Örneğin, Küba hakkındaki sözleri; Venezuela’dan Küba’ya giden petrol ve malî desteğin tamamen kesileceğini açıklayarak, Küba yönetimine ‘Çok geç olmadan bir anlaşma yapın‘ diyerek sert bir ültimatom verdi. Trump, şu an için Küba’ya askerî müdahalenin gereksiz olduğunu, rejimin zaten ‘kendi kendine çökeceğini‘ savundu. Kolombiya’ya yönelik ise ‘operasyon kulağa hoş geliyor‘ tehdidinde bulundu. Bir başkası ise, “İran’a da müdahale ederim” minvalinde açıklamalarıydı. Hele hele Grönland için söylediklerine ne demeli? Israrla, ABD’nin Grönland konusunda harekete geçeceğini, ada halkının isteyip istememesine bakılmaksızın bir şeyler yapacaklarını söyledi. Buna gerekçe olarak da, ‘Rusya ve Çin’in, Grönland’ı ele geçirme riski’ni gösterdi. Trump’ın bu davranışları, açıklamaları bahsini ettiğimiz teoriye uymuyor mu sizce? Ben uyduğu kanaatindeyim. ‘Trump bu. Hukuk falan ne ki? Her an, her şeyi yapabilecek çılgın bir adam‘ algısı vardı zaten, daha da pekişiyor gibi dünyada.

‘DELİ KAYMAKAM’!

Bütün bunları düşünürken, Kemal Sunal’ın başrolde oynadığı ‘Deli Deli Küpeli‘ filmi geldi aklıma. ‘Ne alâka’ diyenleriniz de olacaktır belki ama, geldi aklıma işte.

Kar-kış nedeniyle, yolların kapalı olduğu bir kasabaya iki akıl hastası, tımarhaneden kaçarak gelir. Bu ikiliden biri (Kemal Sunal) halk tarafından yeni atanan kaymakam zannedilir. Yanındaki arkadaşı ise hakim sanılır. Oysa ki gerçek kaymakam yolların kapalı olması nedeniyle kasabaya ulaşamadığı için ‘Deli Kaymakam‘ koltuğa oturur. Kanunsuz adalet peşindedir. Kanunları kitabına göre değil de, vicdanına ve mantığına göre uygular. İzlemeyenimiz çok azdır bu filmi.

Filmin sonunda, karlar erir, yollar açılır ve gerçek kaymakam ile jandarmalar kasabaya ulaşır…

Bu filmde benim unutamadığım bir replik var. O da şudur; “Bakın efendiler! Bu kasabanın kaymakamı da benim, hâkimi de benim, kanunu da benim! Kim ki halkın rızkına göz diker, kim ki adaleti parayla satmaya kalkarsa, önce beni, yani bu deliyi karşısında bulur!” Bu sahnede Kemal Sunal, karşısındakilere şu mesajı veriyor: Sizin bildiğiniz o kâğıt üzerindeki kanunlar burada sökmez, çünkü ben o kanunları uygulayan rasyonel biri değilim; ben ne istersem kanun odur. Tabii ki, bu film aslında şu soruyu sorar: ‘Herkesin yolsuzluğa göz yumduğu bir yerde dürüst davranan mı delidir, yoksa düzenin kendisi mi?’ Bu bir kenarda dursun ama demek istediğim; Kemal Sunal’ın canlandırdığı ‘Deli Kaymakam‘ karakteri ile uluslararası ilişkilerdeki ‘Deli Adam Teorisi‘ arasında bir paralellik var gibi. Çünkü Deli Adam Teorisi’nde amaç, rakibe ‘Benim ne yapacağım belli olmaz, her şeyi göze alabilirim‘ mesajı vermektir. Filmde de kasabanın halkını sömüren kişiler, karşılarında kurallara göre oynamayan biri olunca dehşete düşerler.

NİCE OLUR DÜNYANIN HALİ?

Bu teorinin yani Deli Adam Teorisi’nin riskleri de var tabii. En büyük riski de, sonunda ‘deliliğin’ ifşa olabileceği veya karşı tarafın daha büyük bir güçle karşılık verebileceğidir.

Kısaca özetleyecek olursam; Siyasetçiler bu stratejiyi bilinçli bir maske olarak kullanıyorken verdiğim film örneğindeki karakter ise bunu doğal bir durum olarak sunuyor, değil mi? Ancak her iki durumda da sonuç aynıdır: Karşı taraf senin deliliğine inanırsa, sana karşı hamle yapmadan önce çok daha fazla düşünür.

Evet, ABD Başkanı bu teoriyi uyguluyor olabilir ama beni burada endişelendiren bir başka şey ise; Ya başka devletlerin liderleri de (Rusya, Çin gibi…) Deli Adam Teorisi’ni uygulamaya kalkışırsa, ‘Nice olur dünyanın hali?‘ konusudur, vesselâm.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ